Akdeniz, her geçen gün ekolojik dengeyi tehdit eden istilacı deniz canlıları ile karşı karşıya. Kızıldeniz'den gelen bu canlıların popülasyonu hızla artarken, Tarım ve Orman Bakanlığı bu zararlı balıklarla mücadele için teşvik edici çalışmalar yürütüyor.

KIZILDENİZ'DEN AKDENİZ'E: İSTİLACI TÜRLERDE ARTIŞ

Kızıldeniz'den Akdeniz'e göç eden, ağıları keskin dişleriyle kopararak balıkçılara zarar veren balon balığı, zehirli dikenleriyle dikkat çeken aslan balığı ve diğer deniz canlıları, Akdeniz'de hızla yayılıyor. Bu canlılar, Akdeniz Körfezi'ni adeta yeni evleri olarak görüyor.

TÜR SAYISINDA ARTIŞ

Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Azalma yok. Balon balıkları da aslan balıkları da duruyor. Yeni türlerin girişi de devam ediyor. Küresel ısınmayla birlikte deniz suyunun ısınmasının ardından tropikalleşmeye doğru gidiyoruz. Yerli türler de çekiliyor. Tür çeşitliliği 70'e ulaştı."

Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu'na göre, Akdeniz'in sularının giderek ısınması, yeni türlerin Akdeniz ve Ege kıyılarında daha sık görülmesine neden olacak. Özellikle Kızıldeniz'den gelen istiridye türlerinin arttığını belirten Gökoğlu, İskenderun ve İsrail kıyılarında tür sayısının 100'ü aştığını ve bu sayının 5 yıl içerisinde 90'a ulaşacağını vurguladı.

KÜRESEL ISINMANIN ROLÜ VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Prof. Dr. Gökoğlu, tür çeşitliliğindeki artışta küresel ısınmanın büyük bir etkisi olduğunu belirtiyor. Küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için lokal çözümlerin yetersiz kalacağına dikkat çeken Gökoğlu, Akdeniz'e su veren akarsuların sürekli tüketilmesinin bu problemi daha da kötüleştirdiğini ifade ediyor.

Prof. Dr. Gökoğlu, “Akarsulardan Akdeniz'e su verilmesi lazım. Barajlar kurup önünün kesilmemesi lazım. Denize temiz ve tatlı su girişi olmalı. Dünyayı soğutma çalışmaları yapmamız lazım."

Bu durum, Akdeniz'de ekolojik dengenin korunması için hem yerel hem de küresel çözümlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.