Adana ve Mersin’den Antalya’ya kadar uzanan Akdeniz sahillerinde mikroplastik kirliliğinin ulaştığı boyut tartışılırken, gözler kıyıların korunması ve çevre denetimlerinden sorumlu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına çevrilmişti. Bakanlık ise kirliliği önlemeye yönelik yeni bir uygulamayla değil, kıyı ve sahil şeritlerinin protokol yoluyla kiralanmasının önünü açan yönetmelik değişikliğiyle gündeme geldi. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kıyılar üzerinde yeni yetkiler tanıyor. Düzenlemenin gerekçesinde kıyıların “bakım, onarım, güvenlik ve temizliği” gösterilirken, bu hizmetlerin ticari üniteler ve gelir paylaşımına dayalı bir kiralama modeline bağlanması tepki çekti.
KIYILAR PROTOKOLLE KİRAYA VERİLEBİLECEK
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile mevcut yönetmeliğin 81’inci maddesine yeni bir fıkra eklendi.
Düzenlemeye göre, Bakanlık tarafından uygun görülen kıyı ve sahil şeritleri ile bu alanlarda yapılması zorunlu kabul edilen ticari üniteler; hasılat veya gelirden pay alınması karşılığında protokolle ihalesiz kiraya verilebilecek. Yönetmeliğe eklenen fıkrada şu hüküm yer aldı:
“Bakanlıkça uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ve bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler; hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle, bu alanların bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne, bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerinden düzenlenecek protokol ile kiraya verilebilir.”
Kiralama yapılabilecek yapılar arasında Bakanlığın merkez teşkilatı, döner sermaye işletmesi müdürlüğü, bağlı ve ilişkili kurumlar ile bunların iştirakleri bulunuyor.
Düzenleme, daha önce belediyeler ve mahallî idare birlikleri üzerinden yürütülen kıyı yönetimine Bakanlığın merkez ve bağlı teşkilatlarını da doğrudan dâhil ediyor.

TEMİZLİĞİ SAĞLANAMAYAN KIYILARA KİRALAMA MODELİ
Yönetmelikte kiralamanın gerekçeleri arasında kıyıların bakım, onarım, güvenlik ve temizliği gösteriliyor. Ancak düzenlemenin, Akdeniz kıyılarının mikroplastik atıklarla kaplandığı ve çevre denetimlerinin yetersizliğinin tartışıldığı bir dönemde yayımlanması dikkat çekti. Çevre savunucuları, kıyıların temizliği ve korunmasının kamunun asli görevi olduğunu belirterek bu hizmetlerin ticari üniteler kurulmasına ve gelir paylaşımına dayalı bir kiralama modeline bağlanmasına karşı çıkıyor. Adana ve Mersin’de faaliyet gösteren plastik geri dönüşüm tesislerinin daha sıkı denetlenmesi, kaçak deşarjların önlenmesi ve atıkların denize ulaşmasının engellenmesi yönündeki çağrılar sürerken Bakanlığın kıyılarda ticari faaliyetlere alan açabilecek bir düzenlemeyi hayata geçirmesi eleştiriliyor.

“KIYILAR ORTAK VARLIĞIMIZDIR”
Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı, yönetmelik değişikliğine karşı “Kiralayamazsın” kampanyası başlattı. Ağ, açıklamasında 8 Aralık 2024 tarihinde 113 kurumun imzasıyla yayımlanan “Kıyılar Hepimizin: Kiralayamazsın” çağrısını hatırlattı. Aradan geçen sürede kıyı işgallerinin ve ekolojik tahribatın arttığı belirtilen açıklamada
Anayasa’nın 43’üncü maddesine işaret edildi. Maddede kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu; deniz, göl ve akarsu kıyıları ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiği belirtiliyor. Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı, yönetmeliğin bu anayasal güvenceyle çeliştiğini savunarak şu soruları yöneltti: “Kamu kim; biz, hepimiz değil miyiz? Kıyılar kiralandığında öncelikle yararlanan kim olacak? Kiralayan şirketler, yani sermaye değil mi?”
Ağ, kıyıların değerlendirilmesinde ticari kazancın değil, halkın eşit ve ücretsiz kullanım hakkının esas alınması gerektiğini vurguladı.
EŞİT VE SERBEST ERİŞİM HAKKI ORTADAN KALKABİLİR
Açıklamada, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5’inci maddesinin kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olduğunu güvence altına aldığı hatırlatıldı.
Kıyıların kiralanmasının uygulamada özel mülkiyete benzer sonuçlar doğurduğunu belirten ağ, sahillerdeki şezlong, şemsiye, masa, çit ve duvarların halkın kıyılara erişimini engellediğine dikkat çekti. Platform, kıyıların ticarileştirilmesinin yalnızca kamusal kullanım hakkını değil, kıyı ekosistemlerini de tehdit ettiğini belirtti:
“Canlı cansız tüm varlıkların ortak yaşam alanı olan kıyılar ticarileştirildiğinde kıyı ekosistemi bozulmakta, kıyılardaki canlı ve cansız varlıklar yok edilmektedir. Kıyılara serbestçe ulaşımın engellendiği uygulamalar, kıyıların kamusal alan niteliğini kaybetmesine ve sermayeye teslim edilmesine yol açmaktadır.”
Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı, yönetmelik değişikliğinin yürütmesinin ivedilikle durdurulmasını ve düzenlemenin geri çekilmesini istedi.





