Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi'nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan'da uygulanması planlanıyor.
KLİNİK ARAŞTIRMALAR YÜRÜTÜLECEK
Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye'de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi.

İLERİ TEKNOLOJİ ALTYAPISIYLA ÖNE ÇIKIYOR
Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı. Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi.
"KANSER HASTALARI DÖRT GÖZLE BEKLİYOR"
14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, "14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum" dedi. Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, "5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca'yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik" diye konuştu.

YENİ BİR TEDAVİ YÖNTEMİ
Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, "Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz" dedi.
"BİRÇOK UMUTSUZ HASTAYA UMUT OLACAK"
Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten."
Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye'de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, "Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye'de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika'ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak" dedi.

"HASTALARIN KANLARI, SAVAŞAN AKILLI HÜCREYE DÖNÜŞTÜRÜLECEK"
CAR-T'nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, "Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak" ifadelerini kullandı.
15 NİSAN'DA İLK TEDAVİ YAPILACAK
Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, "Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, "Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz" dedi.
İLK HEDEF 100 HASTA
Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, "Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150'ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek" dedi.
Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, "Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi" diye konuştu.





