Antalya Baro Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bugün Antalya Adliyesi önünde açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığı, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerini yüksek sesle dile getirdiği bir mücadele günü olduğu vurgulandı.

“8 MART MÜCADELE GÜNÜDÜR”

Basın açıklamasında kadınların tarihsel olarak maruz kaldığı ayrımcılık, sömürü ve şiddete dikkat çekilerek, kadınların bu düzene karşı verdiği direnişin simgesinin 8 Mart olduğu ifade edildi. Açıklamayı okuyan Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Av. Gamze Eroğlu, yalnızca sayısal verilerin değil, bu sayıların arkasındaki sistematik hak ihlallerinin konuşulması gerektiğini belirtti. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından yayımlanan rapora atıf yapan Eroğlu, "1 Ocak – 31 Aralık 2025 tarihleri arasında en az 391 kadının erkekler tarafından öldürüldü. Bu vakaların 297’sinin kadın cinayeti, 94’ünün ise şüpheli ölüm olarak kaydedi" ifadelerini kullandı.

KADINLAR AİLE İÇİNDEKİ ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLÜYOR

Eroğlu, "Rapora göre öldürülen kadınların faillerine bakıldığında, 137 kadın aile içindeki erkekler tarafından, 59 kadın boşandığı ya da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından, 30 kadın ayrılmak istediği veya reddettiği erkek tarafından, 34 kadın birlikte olduğu veya yaşadığı erkek tarafından, 21 kadın tanıdığı bir erkek tarafından, 8 kadın ailesindeki kadınlarla bağlantılı bir erkek tarafından, 1 kadın ise tanımadığı bir erkek tarafından öldürüldü. 7 vakada ise fail bilgisine ulaşılamadı. Bu rakamların veri tutulmaya başlanan 2010 yılından bu yana kaydedilen en yüksek sayı oldu." şeklinde konuştu.

KADINLAR EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ

Açıklamada cinayetlerin gerçekleştiği yerlere ilişkin verileri paylaşan Eroğlu, "Buna göre, 253 kadın kendi evi veya yaşadığı alanda, 69 kadın kamusal alanlarda, 25 kadın ormanlık alanlarda, 10 kadın deniz veya göl kenarında, 14 kadın işyerinde öldürüldü. 20 vakanın ise öldürülme yeri bilinmiyor. Bu verilere göre kadınların yüzde 64,7’sinin evlerinde öldürüldü" diyerek kadınların en güvende olması gereken yerde hayatını kaybettiğini vurguladı.

“SORUN MÜNFERİT DEĞİL YAPISAL”

Basın açıklamasında kadınların çoğu zaman yalnızca ayrılmak istedikleri, kendi hayatlarına dair karar almak istedikleri ya da “hayır” dedikleri için öldürüldüğü ifade eden Eroğlu, "Ayrıca Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nun etkin biçimde uygulanmaması ve cezasızlık uygulamalarının kadınların yaşam hakkının korunmasını zayıflattı. Kadınların yalnızca “aile” içinde tanımlandığı politikaların şiddeti görünmez kıldığı ve şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturmaların yürütülmemesinin adalet duygusunu zedeliyor. Türkiye’de LGBTİ+ bireylerin sistematik biçimde hedef gösterildiği, kriminalize edildiği ve ötekileştiriliyor. Nefret söylemi ve nefret suçlarının cezasız kalmasının yalnızca LGBTİ+’ları değil tüm toplumu güvencesiz hale getiriyor" dedi.

“KADIN CİNAYETLERİ ÖNLENEBİLİR”

Açıklamanın sonunda kadın cinayetlerinin politik olduğu ve önlenebilir olduğuna dikkat çeken Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Av. Gamze Eroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Etkin soruşturma, caydırıcı ceza ve koruyucu–önleyici mekanizmaların eksiksiz uygulanması devletin yükümlülüğüdür. Kadınların, LGBTİ+’ların ve tüm dezavantajlı grupların güvenle, eşit ve özgür yaşayabildiği bir toplum mümkündür. Bunun için susmayacak, sürecin takipçisi olacak ve dayanışmayı büyüteceğiz.”

Muhabir: BÜLENT ÖNER