Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ceren Şahin, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde iklim krizi, su yönetimi ve COP31 sürecine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.

“ANTALYA EN FAZLA ETKİLENECEK KENTLERDEN BİRİ”

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Başkanı Ceren Şahin, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada iklim krizinin Akdeniz Havzası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Antalya’nın iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek kentlerden biri olduğunu belirten Şahin, doğal kaynakların korunmasından su yönetimine, tarım politikalarından COP31 hazırlıklarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

“GERİYE SADECE 0,5 DERECELİK BİR SINIR KALDI”

İklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha belirgin hale geldiğini ifade eden Şahin, Akdeniz Havzası’nın küresel ısınmadan daha fazla etkilendiğini söyledi. Şahin, “İklim krizinde Akdeniz Çanağı'nın çok daha fazla etkilendiği aşikâr. IPCC raporları da bunu doğruluyor. Bu iki santigrat derecelik artışın getireceği sıkıntıların bir buçuk derecelik kısmını çoktan tüketmiş durumdayız. Dolayısıyla geriye sadece 0,5 santigrat derece kalıyor. Geri döndürülemez olaylar için elimizde kalan limit bu kadar. Devlet yönetiminin, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının tüm aksiyonlarını birlikte planlaması gerekiyor” dedi.

“DOĞAL KAYNAKLARIN KORUNMASI BİRİNCİ HEDEF OLMALI”

Çevresel etkilerin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, planlama süreçlerinde güncel verilerin kullanılmasının önemine dikkat çekti. Şahin, “Doğal kaynakların korunmasıyla ilgili çalışmalar hassasiyetle yürütülmeli. Hiçbir mühendislik faaliyetine karşı değiliz. Karşı olduğumuz şey, faaliyetler yürütülürken çevresel etki değerlendirmelerinin doğru yapılmaması. Geçmiş dönem verileri artık projeksiyonlarımız için yeterli değil. İklimin hızla değiştiği bir süreçte güncel verilerle analiz yapmak ve multidisipliner çalışmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Maden Kirazlı Tema

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE KÜLTÜREL MİRAS VURGUSU

Sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil kültürel boyutuyla da ele alınması gerektiğini belirten Şahin, Antalya’nın sahip olduğu kültürel mirasın korunmasının da önem taşıdığını söyledi. Şahin, “Sürdürülebilirliği kültürle birleştirerek doğal kaynakların korunması, doğru atık yönetimi, doğru su yönetimi ve doğru iklim stratejileri belirlemek gerekiyor. Antalya’nın nasıl bir kültür üzerinde var olduğunu ve gelecekte nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimizi de düşünmeliyiz” dedi.

SU KRİZİNE DİKKAT ÇEKTİ

Antalya’nın su kaynakları açısından özel bir konumda bulunduğunu belirten Şahin, kentte kullanılan suyun büyük bölümünün yeraltı kaynaklarından sağlandığını ifade etti. Şahin, “Antalya halkı suyunun yüzde 90’a yakın bölümünü yeraltı sularından elde ediyor. Bu hem sulama suyu hem de içme ve kullanma suyu için geçerli. Bu nedenle doğru tarım politikalarının Antalya için önemi diğer şehirlerden daha büyük” diye konuştu.

“VAHŞİ SULAMA DÖNEMİ KAPANMALI”

Tarımsal üretimde akıllı sulama sistemlerine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, su tasarrufunun artık zorunluluk haline geldiğini söyledi. Şahin, “Vahşi sulamanın tamamen önüne geçilmesi gereken bir dönemdeyiz. Akıllı sulama sistemleriyle bitkinin ihtiyacı olan su miktarı doğru hesaplanarak verilmelidir. Yağmur suyu hasadı yapılmalı, arıtılmış sular tarımda kullanılmalı ve hızlı teknolojik çözümler devreye alınmalıdır” dedi.

Tarım Sulama Antalya (1)

“HER ÜRÜN HER YERDE YETİŞTİRİLMEMELİ”

Ürün desenlerinin bölgesel özelliklere göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Şahin, su tüketimi yüksek ürünlerin plansız yaygınlaşmasının risk oluşturduğunu belirtti. Muz ve avokado gibi bol su isteyen ürünlere işaret eden Şahin, “Ürün deseninin yerele indirgenmesi gerekiyor. Her ürünü her yerde yetiştirirseniz her yer bir gün su fakiri olur. Muz ve avokado gibi yüksek su tüketen ürünler üzerinden yanlış anlaşılmak istemem. Buradaki mesele doğru bitkinin doğru yerde yetiştirilmesidir. Türkiye’de bir ürün deseni haritası oluşturulmalı ve yerel üretim-yerel tüketim politikaları geliştirilmelidir” ifadelerini kullandı.

“DÜNYANIN ATEŞİ ÇIKTI”

İklim krizinin etkilerinin artık günlük yaşamda hissedildiğini belirten Şahin, toplumun bu konuda daha fazla bilinçlenmesi gerektiğini vurguladı. İklim krizinde Antalya’nın hassas kentlerden biri olduğunu dikkat çeken Şahin, “İnsan vücudunda 38 derece ateş nasıl hastalığın göstergesiyse dünyanın da ateşi çıktı. Dünya artık hasta. Türkiye de hastalanmaya başladı. Akdeniz Çanağı'nın etkilerini en çok hisseden şehirlerden biri Antalya. Yaz aylarında bunun sonuçlarını çok daha fazla hissedeceğiz” dedi.

Antalya Sıcaklık 1

“COP31 ANTALYA İÇİN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR”

Şahin, COP31 sürecini hem risk hem de fırsat olarak değerlendirdi. Antalya’nın bu sürece hazırlanmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Şahin, “COP31’i hem bir tehdit hem de bir fırsat olarak görüyorum. Genel merkezimiz İklim Değişikliği Başkanlığı ile temas halinde. Yapılacak planlamalarda yer almak istiyoruz. COP31 sadece 9-20 Kasım tarihleri arasında yapılacak müzakereler olarak görülmemeli. Asıl önemli olan kentin bu sürece hazırlanmasıdır. Bu da farkındalık, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarından geçiyor” ifadelerini kullandı.

ATIK SU YÖNETİMİNDE ORTAK ÇALIŞMA

COP31 hazırlıkları kapsamında yürütülen somut çalışmalara da değinen Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ceren Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü ile yapılan iş birliğine dikkat çekerek, “Deniz kirliliği iklim değişikliğinin etkilerini artıran önemli unsurlardan biri. Bu nedenle kentin bir atık su modellemesine ihtiyacı var. ASAT ile geçen yıl bir protokol gerçekleştirdik. Turizm konaklama tesislerinin bağlantı kalite kontrol teknik raporları artık odamız tarafından hazırlanıyor. Böylece tesislerin atık su deşarj süreçleri çevre mühendislerinin denetiminden geçiyor. Bu çalışma, iklim değişikliğini etkileyen unsurların hem kamu kurumu hem de meslek odası tarafından denetlendiğinin göstergesidir. COP31’e hazırlık kapsamında somut projeler yürütüyoruz” şeklinde konuştu.

Muhabir: VİLDAN ÖZKAN