Son dönemde medya kuruluşlarına yönelik artan sansür ve baskılara tepki göstermek amacıyla 9 ilde eş zamanlı olarak “Sansüre hayır, habere özgürlük” eylemi düzenlendi. Çağdaş Gazeteciler Derneği ve şubeleri, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve bağlı cemiyetler, DİSK Basın-İş Sendikası ve şubeleri, KESK Haber-Sen, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve şubeleri ile Türkiye Yazarlar Sendikası’nın çağrısıyla gerçekleştirilen eylem kapsamında Antalya’da gazeteciler ve destek veren katılımcılar Attalos Heykeli’nde buluştu. Katılımcılar, ellerinde afiş ve dövizler taşıyarak “Özgür basın susturulamaz” ve “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganları eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.

Eyleme Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Akdeniz Şube Başkanı Ceren Deniz, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Rasim Gündüz, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Erdoğan Kahya, Antalya Basın Cemiyeti Başkanı Ali Cem Çon, Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, Emek ve Demokrasi Güçleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu katılarak destek verdi.

Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklamasını ÇGD Akdeniz Şube Başkanı Ceren Deniz okudu. Gazetecilerin çalışma koşullarına, sansür uygulamalarına, ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Deniz, gazeteciliğin suç sayıldığı ve gerçeğin sakıncalı görüldüğü bir düzene sessiz kalmayacaklarını belirterek, “Artık yeter! Nefes alamıyoruz!” dedi.
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN SÖZ EDİLEMEZ”
Medya kuruluşlarına yönelik müdahalelere, haber sitelerine getirilen erişim engellerine ve gazetecilerin çalışma koşullarına dikkat çeken Deniz, televizyon kanallarına kayyum atanması, haber sitelerinin engellenmesi, gazetecilerin tutuklanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasının basın özgürlüğünü doğrudan etkilediğini ifade etti. Gazetecilerin güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını ve sosyal haklarının kısıtlandığını belirten Deniz, yaptığı ya da yapmadığı haberler nedeniyle gazetecilerin cezalandırıldığı bir ortamda demokrasiden söz edilemeyeceğini söyledi. Deniz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Televizyon kanallarına kayyum atanan, haber sitelerine erişim engeli getirilen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan; gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırıldığı ve sosyal haklarının gasp edildiği bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Özgürlüğün yok edildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla baş başa bırakıldığı bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.”
GAZETECİLİĞİN KAMUSAL SORUMLULUĞUNA DİKKAT ÇEKTİ
Gazeteciliğin toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sorunları görünür kılma sorumluluğu bulunduğunu belirten Deniz; emekçilerin hakları, kadınlara yönelik şiddet, gençlerin yaşadığı sorunlar, yoksulluk ve kamu kaynaklarının kullanımı gibi konuların haberleştirilmesinin önemini vurguladı. Gazeteciliğin halkın bilgi edinme hakkı doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini ifade eden Deniz, şunları söyledi:
“Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken emekçinin direnişi bastırılıyorsa, kadınlar şiddete uğrarken gençler geleceksizliğe mahkûm ediliyorsa, yoksulluk büyürken kamu kaynakları sermayeye aktarılıyorsa bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.”

“GAZETECİLİK, SİYASİ İRADENİN YA DA SERMAYENİN SESİ OLAMAZ”
Gazeteciliğin siyasi ve ekonomik güç odaklarından bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Deniz, siyasi iktidarın ya da sermayenin çıkarlarını halkın çıkarlarının önüne koyan anlayışın gazeteciliğin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti. Gazeteciliğin kamu yararını esas alması gerektiğini ifade eden Deniz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gazetecilik, siyasi iradenin ya da sermayenin sesi olamaz. İktidarın veya siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış, gazeteciliği iktidar ilişkilerinin yeniden üretimine dönüştürür. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki o günün siyasal ilkeleri elbet bir gün yok olacaktır.”

GAZETECİLER GÖZALTI, TUTUKLAMA VE OTOSANSÜR BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA
Gazetecilerin yalnızca haberleri nedeniyle değil, kamu gücünü denetleyen ve iktidarın hoşuna gitmeyen sorular soran bir meslek yürüttükleri için de hedef alındığını belirten Deniz, gazetecilerin gözaltı, tutuklama ve ev hapsi gibi uygulamalarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kamu kaynaklarının kullanımını araştıran, yolsuzluk iddialarını haberleştiren, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazlarını ve ezilenlerin sesini duyuran gazetecilerin baskı gördüğünü ifade eden Deniz, bazı gazetecilerin işini ve gelirini kaybettiğini, bazılarının ise mesleğini sürdürme olanağından mahrum bırakıldığını dile getirdi.
“GAZETECİLERİN SUSTURULMASI, TOPLUMUN HABER ALMA HAKKININ ENGELLENMESİDİR”
Gazetecilere yönelik sansür, tutuklama ve erişim engellerinin yalnızca meslek mensuplarının sorunu olmadığını vurgulayan Deniz, bu uygulamaların yurttaşların bilgi edinme ve demokratik karar alma hakkını da sınırlandırdığını ifade etti. Halkın gerçekleri öğrenmesinin ve gelişmelerden haberdar olmasının engellendiğini belirten Deniz, gazetecilere yönelik baskıların toplumun tamamını ilgilendirdiğini söyledi. Deniz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. ‘Gazetecilik suç değildir’ diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır.”
Gazetecilerin susturulmasının toplumun gerçeklere ulaşmasını engellediğini belirten Deniz, işçiden çiftçiye, esnaftan memura, kadından gence kadar toplumun tüm kesimlerinin haber alma hakkının korunması gerektiğini vurguladı.

MEDYA KURULUŞLARINA YÖNELİK MÜDAHALELERİ SIRALADI
Basın açıklamasında medya kuruluşlarına yönelik müdahalelere de değinen Deniz, konuşmasında çeşitli televizyon kanalları, haber siteleri ve medya kuruluşlarının karşı karşıya kaldığı uygulamalara ilişkin örnekler verdi.
Deniz, Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve Halk TV’ye kayyum atandığını belirterek, bu kanallarda iktidara yönelik eleştirel yayınların durdurulduğunu söyledi. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı ve Kaos GL haber sitelerine erişim engeli getirildiğini ifade eden Deniz, T24’ün yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi ve Bianet gibi yayın organlarının sosyal medya hesaplarına yönelik engellemeleri de gündeme getirdi.
Deniz ayrıca, çok sayıda gazeteci ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) gibi kuruluşların hesaplarına yönelik erişim engellerine dikkat çekti. Kamu reklamlarından yararlanamama ve ekonomik sorunlar nedeniyle Gazete Duvar, TELE2 ve çok sayıda yerel internet sitesi, gazete ve televizyonun yayın hayatını sürdürmekte zorlandığını belirtti. Bu uygulamaları toplumun haber alma olanaklarını daraltan gelişmeler olarak değerlendiren Deniz, basın kuruluşlarının ekonomik ve idari baskılardan bağımsız biçimde yayın yapabilmesinin önemini vurguladı.
“KENDİSİYLE AYNI DÜŞÜNMEYEN GAZETECİNİN DE HABER YAPMA HAKKI SAVUNULMALI”
Meslek örgütlerinin ve gazetecilerin sansüre karşı ortak tutum alması gerektiğini vurgulayan Deniz, farklı düşüncelere sahip gazetecilerin uğradığı baskılar karşısında sessiz kalınmasının mesleki dayanışmaya zarar verdiğini ifade etti. Gazetecilerin yalnızca kendi kurumları ya da kendi görüşleri doğrultusunda dayanışma göstermesinin yeterli olmadığını belirten Deniz, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir.”

ANTALYA BARO BAŞKANI BOZANER: “ANAYASAYA GÖRE BASIN HÜRDÜR”
Eyleme destek veren Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, gazetecilerin halkın haber alma hakkı için önemli bir görev üstlendiğini belirterek basın emekçileriyle dayanışma içinde olduklarını ifade etti. Gazetecilerin haberleri nedeniyle baskı görme endişesi taşımasının basın özgürlüğüyle bağdaşmadığını vurgulayan Bozaner, Anayasa’nın 28. maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü hatırlattı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin de ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına aldığını belirten Bozaner, gazetecilerin susturulmaya çalışılmasına tepki göstererek, “Basın hürdür, susturulamaz” dedi.





