Antalya kent merkezindeki ana arterlerde sürdürülen kaldırım yenileme çalışmaları, uygulama kalitesi ve yaya güvenliği konularını yeniden gündeme getirdi. Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya, kaldırım ve yol imalatlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, özellikle engelli bireylerin, yaşlıların ve bebek arabalı ebeveynlerin güvenli ulaşımına dikkat çekti.
KALDIRIM ÇALIŞMALARI KENTİN GÜNDEMİ OLDU
Antalya’da son günlerin en önemli konularından biri kaldırım çalışmaları oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yaklaşık 2 ay önce başlatılan kaldırım çalışmalarının ardından vatandaşlardan sık sık şikayetler gelmeye başladı. Pek çok bölgenin kazılması ve kazılan bölgelerdeki güvenlik önemlerinin yetersiz olması en çok şikayet gelen konula arasında yer aldı.

ÇALIŞMALAR BİTTİ ŞİKÂYETLER BİTMEDİ
Bazı bölgelerde çalışmalar sona erip kaldırımlar yenilenirken bu konu da yeni tartışmalar yarattı. Çalışmaların sona ermesinin ardından yapılan rampaların engelli erişimine uygun olmadığı ve bazı kaldırım taşlarının ise daha yeni yapılmasına rağmen çatlamaların meydana geldiği görüldü. Şikayetlerin artması üzerine Antalya Mimarlar Odası Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya önemli açıklamalarda bulundu.

MİMARLAR ODASI’NDAN AÇIKLAMA GELDİ
Kaldırım rampalarının tekerlekli sandalye kullanan bireyler, görme engelliler, yaşlılar ve bebek arabalı ebeveynler için kesintisiz ve sarsıntısız geçiş sağlaması gerektiğini belirten Yalçınkaya, “Kaldırım rampaları; tekerlekli sandalye kullanan bireylerin, yaşlılarımızın, görme engellilerin ve bebek arabalı ebeveynlerin kesintisiz ve sarsıntısız geçişini sağlamalı. Rampaların standart bordür taşlarının yatırılmasıyla veya parçalı malzemelerle oluşturulması, zamanla bu taşların oynamasına, ‘diş yapmasına’ ve takılma tehlikesine yol açmaktadır. Türk Standartları Enstitüsü (TS) 12576 standartlarına göre rampalar; maksimum yüzde 8 eğimli, kaymaz yüzeyli, monolitik (yekpare) fırçalı beton veya özel pahlı prefabrik rampa elemanlarıyla, yolla sıfır kot farkı oluşturacak şekilde imal edilmeli. Ayrıca rampa geçişlerinin tam ortasında kalan aydınlatma direkleri ve kotu ayarlanmamış altyapı menhol kapakları evrensel tasarım ilkeleriyle bağdaşmalı” dedi.

ÇALIŞMALARDA YAPILAN HATALARA DİKKAT ÇEKTİ
Kaldırımlarda oluşan çatlaklar, çökmeler ve yüzey bozulmalarının olası nedenlerine de değinen Yalçınkaya, yetersiz alt temel sıkıştırması ile beton dökümü sonrasında gerekli koruma ve kürleme işlemlerinin yapılmamasının imalat kalitesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Yalçınkaya açıklamasında şu ifadeler eyer verdi:
“Uygulamalarda oluşan çatlakların, çökmelerin ve yüzey bozulmalarının temel nedeni, alt temel sıkıştırmasının yetersizliği ve beton dökümü sonrası kürleme ile koruma süreçlerine uyulmamasıdır. Henüz prizini almamış (kurumamış) yüzeylerin bariyerlerle korunmaması sonucu oluşan derin ayak izleri ve bordür arkalarındaki eksiklik nedeniyle taşların şakülünden kayması, imalat kalitesinin kontrol mekanizmalarıyla daha sıkı denetlenmesi gerektiğini göstermektedir. Öte yandan, kaldırım enine eğiminin yola doğru (yüzde 1,5 – yüzde 2) doğru verilmemesi sebebiyle yağış sonrası kaldırımların su havuzuna dönüşmesi, drenaj kotlarının yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.”

“İŞİ BİTİRMİŞ OLMAK’ ANLAYIŞIYLA HAREKET EDİLİYOR”
Yalnızca kaldırımlarda değil, ana arterlerdeki asfalt uygulamalarında da sorunlar yaşanabildiğini belirten Yalçınkaya, “Bordür kenarlarındaki birleşim detaylarının yarıklarla dolu olması bir yana, ana arterlerde asfalt seriminin bütüncül bir mühendislik ve kot düzleminde yapılmak yerine sürekli yamalı, dalgalı ve ek yerleri belirsiz şekilde bırakılması, araç içinde seyahat edenler tarafından sarsıntı olarak doğrudan hissedilmekte. Gerek yaya kaldırımlarında gerekse araç yollarında ortaya çıkan bu tablo, yapılan veya yaptırılan işlerin mühendislik-mimarlık disiplininden uzak, ‘yalnızca işi bitirmiş olmak’ anlayışıyla hareket edildiğini göstermekte” diye konuştu.

“ÖNCELİK VATANDAŞ GÜVENLİĞİ OLMALI”
Yalçınkaya, planlamanın güvenli ulaşım hakkını ve günlük yaşam konforunu gözetmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kamu idarelerimizin yoğun çalışma takvimi ve iş programları doğrultusunda sahada yürüttüğü operasyonel süreçlerin en verimli şekilde ilerlemesi için gösterilen çabayı takdir ediyoruz; bununla birlikte, kent merkezindeki ana arterlerde yapılan bu tür imalatların günlük kent yaşamıyla uyumlu bir takvimde ele alınması sürece ek bir katkı sağlayacak. Yapım aşamasında zaman zaman yaşanan hava koşulları kaynaklı su birikintileri gibi geçici durumların, vatandaşlarımızın otobüs duraklarına erişimini ve durak alanlarındaki konforunu etkilememesi adına sahada alınacak ilave tedbirler büyük önem taşımakta. Bu doğrultuda, süreç planlamasının vatandaşlarımızın güvenli ulaşım hakkını ve günlük yaşam konforunu en üst düzeyde destekleyecek çözümlerle yürütülmesi gerekmekte” şeklinde konuştu.

“KAMUSAL PROJEDE BU ‘ÖZEN’ KÜLTÜRÜNÜN YERLEŞMESİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ”
Şehircilik anlayışının yalnızca altyapı ve fiziksel imalatlardan ibaret olmadığını belirten Yalçınkaya, kaldırım taşlarından yağmur suyunun akışına, engelli rampalarının eğiminden asfaltın yüzey kalitesine kadar her ayrıntının kent yaşamını doğrudan etkilediğini ifade etti. Yalçınkaya açıklamasına şu sözlerle son verdi:
“Unutulmamalıdır ki şehircilik; yalnızca alt yapı ve fiziksel imalatlardan ibaret değil; bir kaldırım taşının detayından yağmur suyunun akışına, engelli rampasının eğiminden asfaltın pürüzsüzlüğüne kadar her ölçekte kentliye duyulan saygının mekâna yansıması. Antalya gibi bir kentin ana bulvarları en estetik ve en özenli dokunuşları hak etmektedir. Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak, kentimizde hayata geçirilen her kamusal projede bu ‘özen’ kültürünün yerleşmesini çok önemsiyoruz. “






