Antalya’nın Serik ilçesinde bulunan Aspendos Antik Kenti’nin doğu bölümünde daha önce bilinmeyen bir nekropol alanında keşfedilen mezar, MÖ 475 ile 300 yılları arasına tarihleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, mezarda bulunan güreşçi tasvirli sikkelerin, gömülen kişinin güreşle bağlantılı olabileceğine işaret ettiğini açıkladı.
GÜREŞEN ÇIPLAK ERKEK FİGÜRLERİ DİKKAT ÇEKTİ
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalar sırasında yaklaşık 2 bin 400 yıllık bir mezar keşfedildi. Antik kentin doğu kesiminde, daha önce bilinmeyen bir nekropol alanında ortaya çıkarılan mezarın içinden önemli buluntular elde edildi. Bakanlığı’nın açıklamasına göre mezar, MÖ 475 ile 300 yılları arasına tarihleniyor. Mezar içerisinde bulunan ve üzerinde güreşen çıplak erkek figürleri yer alan gümüş sikkeler ise arkeologların dikkatini çekti.
MEZAR SAHİBİNİN PEHLİVAN OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, mezarda ortaya çıkarılan güreşçi tasvirli sikkeler ve diğer buluntuların, burada gömülü kişinin güreşle ilişkili olabileceğini gösterdiğini belirtti. Sikkelerde yer alan güreşçi figürleri nedeniyle mezarın sahibinin Aspendoslu bir pehlivan olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
ASPENDOS’UN PEHLİVANLARI SİKKELERE YANSIMIŞTI
Mezarın ait olduğu dönemde Aspendos, Küçük Asya’nın güney kıyısındaki önemli ve zengin kentler arasında yer alıyordu. Antik kaynaklarda kentin kuruluşu Yunanlara dayandırılırken, arkeolojik bulgular bölgede çok daha eski dönemlerden itibaren yerleşim bulunduğunu ortaya koyuyor. MÖ 6’ncı yüzyılda Pers hakimiyetine giren Aspendos, bu dönemde kendi gümüş parasını basmayı sürdürdü. Kentin günümüzde Köprüçay Nehri olarak bilinen akarsuya yakın konumu da ticaret açısından önemli bir avantaj sağladı.
SİKKELERDE FARKLI GÜREŞ POZİSYONLARI YER ALIYOR
Aspendos, Klasik Çağ boyunca bastığı gümüş sikkelerde güreş sporuna önemli bir yer verdi. Bu sikkelerin bir yüzünde güreşen iki erkek figürü, diğer yüzünde ise sapanını kullanmaya hazırlanan bir savaşçı tasvir edildi. Bugüne kadar incelenen Aspendos sikkelerinde pehlivanların birbirlerinin kol, boyun, bel ve bacaklarını kavradığı farklı güreş pozisyonları görülüyor. Sikkelerde en az 16 farklı güreş pozisyonunun yer aldığı belirtiliyor. Güreşçi figürlerinin nesiller boyunca Aspendos sikkelerinde kullanılmaya devam etmesi, güreşin yalnızca kent yaşamında değil, Anadolu’nun spor ve kültür tarihinde de önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.
ROMA TİYATROSUNDAN YÜZYILLAR ÖNCESİNE UZANIYOR
Aspendos denildiğinde günümüzde ilk akla gelen yapılar arasında Roma döneminden kalan ünlü antik tiyatro bulunuyor. Marcus Aurelius döneminde inşa edilen tiyatronun yaklaşık 7 bin 300 ila 7 bin 600 kişilik kapasiteye sahip olduğu, sıkışık oturma düzeninde ise bu sayının 8 bin 500 kişiye kadar ulaşabildiği tahmin ediliyor. Yeni keşfedilen mezar ise Aspendos’un dünyaca ünlü Roma dönemi yapılarından çok daha eski bir döneme ait olmasıyla dikkat çekiyor. Mezardan çıkarılan sikkelerin, Klasik Çağ’daki Aspendos’un kültürel yaşamı ve güreş geleneği hakkında yeni bilgiler sunması bekleniyor.




