Antalya’nın kent tarihçisi Hüseyin Çimrin'in kaleme aldığı "Kuruluşundan Günümüze Antalya Kent Sözlüğü" kitabında dikkat çekimler bölümler yer aldı. Kitabın 395’inci sayfasında Konyaaltı ilçesinde 4 bin dönüm üzerine kurulan Mursi Çiftliği anlatıldı. Anlatının en çarpıcı bölümü ise Atatürk’ün çiftliği atla gezdiği sırada yaşandığı ileri sürülen sahne oldu. Çimrin’e göre Atatürk, çiftliğin hiçbir yerinde Türk işçi göremedi. Bunun yerine muz ve çeltik üretimi için Mısır’dan getirilen Arap işçilerin çalıştığını görünce tepki gösterdi. Atatürk’ün yanında bulunan Antalya Belediye Başkanı Dr. Galip Kahraman’a dönerek, “Galip, bunlar ne?” diye sorduğu, ardından da moralinin bozulduğu aktarıldı.

KONYAALTI İLÇESİNDE MURSİ ÇİFLİĞİ

Antalya kent tarihçisi Hüseyin Çimrin’in “Kuruluşundan Günümüze Antalya Kent Sözlüğü” adlı kitabında yer alan bir bölüm, Atatürk’ün 1930 yılında yaptığı ilk Antalya gezisine dair önemli bir tespite yer verdi. Çimrin’in anlatımına göre; Boğaçayı’ndan Antalya Yeni Limanı’na kadar uzanan geniş alanın bir dönem “Mursi Çiftliği” olarak bilindiği, çiftliğin kurucusunun ise Libya kökenli Mehmet Kaptan ve ailesi olduğu bilgisine yer verildi. Kitapta Mursi ailesinin kereste ticaretiyle zenginleştiği, ardından Antalya’nın Hurma Köyü çevresinde binlerce dönümlük bir çiftlik kurarak tarımsal üretime yöneldiği aktarıldı.

TAHTACILAR ÖLDÜRÜNCE SÖZ MEHMET BEY’E GEÇER

Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre, kent tarihçisi Çimrin, “Anlatılanlara göre Mursi'nin babası Mehmet Kaptan eski adı Fizan olan Libya'dan gemisine biner, İskenderiye'ye gelir. Orada bir süre kalır. Üç oğlu ve bir kızı vardır. Oğlunun biri İskenderiye'de kalır. Mehmet Kaptan Akdeniz'de gemisi ile ticarete devam eder. İngilizler, sömürüsü altındaki Arap ülkelerinde demiryolu ağını kurma ve kuvvetlendirme çabasına girince, tüccarlara yeni bir ticaret alanı doğar. Demiryolu rayına döşenen traversler o yıllarda özellikle Akdeniz'e kıyısı olan Alanya ve Antalya'dan satın alınır. Bir gün gemisiyle Alanya'ya geldiğinde bu ticareti inceler ve karar verir. Artık Alanya'da kereste ticareti yapacaktır. Ancak bir süre sonra olanakların Antalya'da daha çok olduğunu görünce 1882 yılında Antalya'ya yerleşir. Antalya'da Kereste Tüccarı Ömer Lütfü Efendi, (Lülü) Tahtacılar tarafından öldürülünce, kereste ticaretinde söz Mehmet Bey'e geçer. Büyük paralar kazanır ve İskele'den Mermerli Parkı'na çıkan yokuşun sonunda bir ev yaptırır” ifadelerine yer verdi.

KÜTÜKLERİ BOĞAÇAYI’NDAN DENİZE İNDİRİYORMUŞ

Mehmet Kaptan'ın Mursi, Abdi, Ali Mustafa ve Hüsnü adında 5 erkek ve Fatma adında bir kız çocuğu olduğunu anlatan Çimrin, Mursi’nin Antalya’dan evlendirildiğini ifade etti. Çimrin, “Antalya'nın dağlarında orman kesimi yaptırarak kereste tüccarlığı yapar. Akyarlar çevresinde kesimini yaptırdığı kütükleri denize yuvarlayarak; Çakırlar çevresinde yaptığı kesimi ise Boğaçayı ile denize indirir. Gemilere yükler, Mısır'a götürür satar. Erkek evlatları da baba mesleğini seçer. 'Mehmet Bileydi Kardeşleri ve Evlatları Kolektif Şirketi' adında bir aile şirketi kurarlar. Bütün erkek çocukları kendisi gibi kendi gemilerinde kaptanlık yaparlar. Fakat kardeşlerden en küçüğü Hüsnü, bir deniz kazası geçirir. Hüsnü'nün cansız bedeni Beldibi yakınlarında sahile vurur. Kındıl Çeşmesi yanına defnedilir. Hüsnü Bileydi'nin mezarı, halk tarafından yatır diye nam salar, basma çaput bağlanır, dilekler tutulur” notuna yer verdi.

ÇİMRİN: “MURSİ, İLERİ GÖRÜŞLÜ, ÇALIŞKAN, MODERN BİR TÜCCARDIR”

Mehmet Efendi vefat ettikten sonra oğlu Mehmet Mursi devam ettirdiğini kaydeden Çimrin, “Mursi, ileri görüşlü, çalışkan, modern bir tüccardır. İskenderiye'de bir şube açar, başına Ali Bileydi geçer. Aile Filistin'de de şube açar. Bu şubenin başına 1886/1898 yılları arasında Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı da yapmış olan kardeşi Abdi Bey geçer. Beyrut ve Şam'daki büroları da Mehmet Mursi takip eder. Diğer kardeş Mustafa Bileydi de Antalya'da kereste imalatının başındadır” dedi.

BOĞA ÇAYI-HURMA ARASINDA 4000 DÖNÜMLÜK BİR ÇİFTLİK KURAR

Çimrin, “Mehmet Bileydi Efendi, sadece kereste ticareti yaparken oğlu Mehmet Mursi'nin girişimci ruhu ve yurt dışı bağlantılarına olan güveninden cesaret alarak, zirai üretim yapma kararı alır. Kazandığı paralarla Hurma Köyü önünden 500 dönüm, sonra 1000 dönüm derken Boğa Çayı-Hurma arasında 4000 dönümlük bir çiftlik kurar. Damadı Hayri Ülkü (Ziraat Mühendisi), çiftliğin idaresini yüklenir. Mehmet Mursi çiftliğini daha da genişletmek isteyince Hurma Köyü ile çatışmalar başlar. Alım durmuştur. Çiftliğin etrafını kanallarla çevirir. Dünyada az bulunan bir çiftlik oluşturur. Bu çiftlik, 'Mursi'nin Çiftliği' diye anılmaya başlar.” dedi.

ÇİMRİN: “SÖYLENDİĞİNE GÖRE 800 ARAP İŞÇİSİ VARDIR”

Mursi'nin Çiftliğinde ilk yıl muz olmakla beraber daha çok çeltik ekimi yapıldığını kaydeden Çimrin, çiftlikte çeltik fabrikası ve prinç depolarının kurulduğunu kaydetti. Çimrin, “Ürettiği pirinci Mısır'a gönderir. Kazancı artarak devam eder. Soğucaksu olarak bilinen su kaynağı çiftliğin can damarıdır. Bu su kaynağı, yıllar sonra kentin ilk su şebekesini besleyen kaynak olur. Bütün bu işlerde Anadolu'dan tek işçi bulundurmaz, işçisi, bekçisi, aşçısı Arap'tır. Söylendiğine göre 800 Arap işçisi vardır” ifadelerini kullandı.

MURSİ DENİZDEN ÇİFTLİĞE KADAR HALI DÖŞETMİŞTİR

Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden emekli Mustafa Yıldız ve Hurma Muhtarı Ali Çoban’ın Atatürk'ün Mursi'nin Çiftliği'ni ziyareti ile ilgili bilgileri babasından duyduğu aktaran Çimrin, duyduklarını şöyle anlattı: “1930 yılındaki ilk Antalya gezisinde Mursi, Mustafa Kemal'i çiftliğine davet eder. 8 Mart 1930 Cumartesi günü gelecek Büyük Konuk için hazırlıklar yapılır. Karayolu yoktur. Gazi Paşa ve yanındaki heyet Rüstemiye vapuru ile denizden Boğaçayı'ndaki çiftliğe ulaşır. Mursi denizden çiftliğe kadar halı döşetmiştir. Gazi Paşa Çiftlikle ilgili teknik bilgiler alır. Hayranlığını saklayamaz ve "Çok güzel bir çiftlik, tebrik ederim. Benim çiftliğim böyle değil. Paramı yiyorlar ama yaptıkları bir iş yok" diye serzenişte bulunur. Mustafa Kemal atla çiftliği gezmeye çıkar. Çiftliğin hiçbir yerinde Türk işçisi göremez.” dedi.

“VALİYE BU İNSANLARI BURADAN DEFET”

Çimrin, “Mısır'dan muz ve çeltik ziraatı için getirilmiş Arapları görünce kızarak yanında bulunan Antalya Belediye Başkanı Dr. Galip Kahraman'a, 'Galip, bunlar ne?' diye sorar. Öğle yemeği çiftlikte yenecektir. Söylenene göre Paşa sofraya oturmaz, neşesi kaçmıştır. Valiye de 'Bu insanları buradan defet.' der. Yemeği peynir ekmek getirterek kırda yediği söylenir. Aile çiftlikteki başarısının nedeni olarak teknik bilgiye sahip yabancı uyruklu insanların çiftlikte çalışması ve yurt dışından getirilen zirai ilaçların kullanılmasını ileri sürerler. 1943 yılında İsmet İnönü çiftliği ziyaret eder. 1950 yıllardan sonra çeltik yerine pamuk ekimi yapılan çiftlik, 1970'li yıllarda eski önemini yitirir” notunu düştü. Musri Çiftiliği’nin yerinde gelişen ve büyüyen Antalya'nın imar planları kapsamında bugün sayısız apartman binası bulunuyor.

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-ERTUĞRUL GÜN