Greenpeace Türkiye, “İçinde Ne Var?” kampanyası kapsamında A101, BİM, CarrefourSA, Migros ve ŞOK marketlerinden alınan domatesleri bağımsız laboratuvarda analiz ettirdi. İstanbul’un 4 ilçesinde gerçekleştirilen çalışmada, market raflarındaki 20 domates örneği incelendi. Greenpeace’in açıkladığı sonuçlara göre örneklerin yalnızca birinde hiçbir pestisit izine rastlanmadı. 3 üründe mevzuata aykırı pestisit kullanımı belirlenirken, 7 üründe üçten fazla farklı pestisit etken maddesi tespit edildi.
15 YIL ÖNCE YASAKLANAN MADDE DOMATESTE ÇIKTI
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, A101’in Ataşehir şubesinden alınan bir domates örneğinde ortaya çıktı. Analizde, Türkiye’de kullanımı 31 Aralık 2010 tarihinde tamamen yasaklanan Chlorfenapyr adlı etken madde tespit edildi. BİM’in Sultanbeyli şubesinden alınan bir numunede domateste ruhsatlı olmayan Cyromazine, CarrefourSA’nın Kadıköy şubesinden alınan bir başka numunede ise yine domateste ruhsatsız olan Pirimiphos-methyl bulundu. Greenpeace’in paylaştığı bilgilere göre, mevzuata aykırılık tespit edilen ruhsatsız maddelerin bulunduğu iki ürün, Hal Kayıt Sistemi’nde “iyi tarım” logolu olarak görünüyordu.
HER ÜÇ DOMATESTEN BİRİNDE "PESTİSİT KOKTEYLİ"
Laboratuvar sonuçları, yalnızca mevzuata aykırı maddeleri değil, aynı üründe birden fazla pestisit bulunması sorununu da gündeme getirdi. İncelenen 20 domatesin 7’sinde, başka bir ifadeyle örneklerin yüzde 35’inde, üçten fazla farklı pestisit etken maddesine rastlandı. Greenpeace, yasal sınırların altında olsalar bile farklı kimyasalların aynı üründe bir araya gelmesinin yaratabileceği “kokteyl etkisine” dikkat çekti. Kurum, marketlerin bir üründe en fazla üç farklı pestisit etken maddesine izin vermesini ve kümülatif toksisite riskine karşı daha sıkı standartlar uygulamasını talep etti.
ÖRNEKLERİN YÜZDE 70’İNDE PFAS İÇEREN MADDE
Analizlerde, çevrede uzun süre kalabildikleri için “sonsuz kimyasallar” olarak da adlandırılan PFAS grubuyla ilişkili pestisitler de incelendi. Greenpeace’in verilerine göre 20 domates örneğinin 14’ünde, yani yüzde 70’inde, en az bir PFAS içeren pestisit etken maddesi tespit edildi. İncelenen bütün ürünler arasında hiçbir pestisit izine rastlanmayan numune sayısı ise yalnızca bir oldu.
BEŞ MARKETTEN DÖRDÜ “D” NOTUNU KALDI
Greenpeace Türkiye, laboratuvar sonuçları ile şirketlerin kamuoyuna açıkladığı politikaları bir araya getirerek bir “Market Karnesi” de hazırladı. Değerlendirmede kurumsal taahhütlere 75, raflardan alınan numunelerin analiz sonuçlarına ise 25 puan ayrıldı. İlk karneye göre ŞOK, 100 üzerinden 30 puanla “C” notu alan tek market zinciri oldu. Migros 20 puan alırken A101, BİM ve CarrefourSA puan elde edemedi. Migros ile birlikte bu üç zincir “D” bandında kaldı. Greenpeace, çalışmanın sınırlı sayıda örnek üzerinden yapıldığını vurgulayarak sonuçların marketlerin bütün ürünlerine genellenmemesi gerektiğini belirtti. Bu nedenle laboratuvar bulgularının karne üzerindeki ağırlığının düşük tutulduğu ifade edildi.

GREENPEACE'TEN MARKETLERE 4 MADDELİK ÇAĞRI
Greenpeace Türkiye, sağlıklı gıdaya erişimin temel bir hak olduğunu belirterek 5 büyük market zincirine 4 başlık altında çağrıda bulundu:
-
Yaş meyve ve sebze tedarik zincirinde bağımsız laboratuvar denetimlerinin standartlaştırılması ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması
-
Aynı üründe en fazla 3 farklı pestisit etken maddesine izin verilmesi
-
Marketlerin yasal kalıntı limitlerinden yüzde 20 daha sıkı iç standartlar uygulaması
-
Zehirsiz ve ekolojik üretime geçiş sürecinde çiftçilere teşvik, prim, ziraat mühendisi desteği ve adil sözleşme sağlanması
“PAZARI KONTROL EDEN, PESTİSİTİ DE DENETLEYEBİLİR"
Greenpeace’in kampanyayı doğrudan büyük market zincirlerine yöneltmesinin arkasında, bu şirketlerin gıda perakendesindeki artan gücü bulunuyor. Rekabet Kurumu verilerine dayandırılan açıklamaya göre BİM, A101, Migros ve ŞOK’un 2010 yılında yüzde 12,64 olan toplam pazar payı, 2021’de yüzde 60’a yaklaştı. Greenpeace, tarladan rafa uzanan tedarik zincirinde belirleyici konumda bulunan marketlerin düzenli analiz ve denetim sistemi kurabilecek güce sahip olduğunu vurguladı. Kurum, “Pazarı kontrol edebilenler pestisiti de analiz ettirebilir” mesajıyla market zincirlerini tedarik süreçlerini şeffaflaştırmaya, analiz sonuçlarını açıklamaya ve tüketicinin “İçinde ne var?” sorusuna açık bir yanıt vermeye çağırdı.




