Antalya'nın Aksu ilçesinde bulunan ve Türkiye'nin ilk EXPO organizasyonuna ev sahipliği yapan EXPO 2016 alanı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) için yeniden düzenlendi. Yaklaşık 10 yıldır geleceği tartışılan, zaman içerisinde bakımsızlık ve atıl kalması nedeniyle gündemden düşmeyen EXPO alanı, COP31 ile birlikte kapsamlı bir dönüşüm geçirdi. Milyonlarca metrekarelik alanda gerçekleştirilen çalışmalarla konferans salonları, toplantı odaları, basın merkezi, peyzaj alanları ve sosyal yaşam bölümleri yeniden tasarlandı. EXPO alanı basın mensuplarına tanıtıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, 10 gün sürecek zirvede 1,5 milyon kişi beklediklerini duyurdu. Antalya'nın ve Türkiye'nin uluslararası tanıtımında önemli rol üstlenmesi beklenen organizasyon için hazırlanan alanda, dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, diplomatlar, bilim insanları, iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ağırlanacak.
TÜRKİYE'NİN İLK EXPO ORGANİZASYONUYDU
EXPO 2016 Antalya'nın hikayesi, Aksu ilçesinde Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) ait geniş tarım arazileri üzerinde başladı. Türkiye, 'Çiçek ve Çocuk' teması ve 'Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya' sloganıyla Uluslararası Bahçecilik Üreticileri Birliği (AIPH) ve Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) nezdinde adaylık başvurusunda bulundu. Yapılan değerlendirmelerin ardından organizasyonun Antalya'da gerçekleştirilmesine karar verildi. Türkiye'nin ilk EXPO organizasyonu olan EXPO 2016 Antalya, yaklaşık 1121 dekarlık alanda inşa edildi. 'Geleceği Yeşertmek' sloganının da kullanıldığı organizasyonun ana teması 'Çiçek ve Çocuk' olarak belirlendi. Tarih, biyoçeşitlilik, sürdürülebilirlik ve yeşil şehirler ise organizasyonun alt temalarını oluşturdu. Resmi olarak 52, gayriresmi olarak 3 ülkenin katıldığı EXPO 2016, 6 ay boyunca çeşitli uluslararası organizasyonlara, kültür-sanat etkinliklerine ve konserlere ev sahipliği yaptı. Alan içerisinde oluşturulan ülke bahçeleri, botanik sergileri, etkinlik alanları ve simgesel yapılar, Antalya'nın uluslararası tanıtımına katkı sağladı. Dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, organizasyonun maliyetine ilişkin yaptığı açıklamada, "EXPO 2016 Antalya'nın toplam maliyeti 1 milyar 720 milyon lira" ifadelerini kullandı.

ANTALYA'YA KALICI YATIRIMLAR KAZANDIRDI
Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre, EXPO 2016 hazırlıkları kapsamında yalnızca sergi alanı değil, Antalya'nın ulaşım ve altyapı imkanları da geliştirildi. Özellikle Aksu ve çevresinde gerçekleştirilen yatırımlar, organizasyonun ardından da kullanılmaya devam etti. Bu yatırımların başında EXPO alanını şehir merkezine bağlayan tramvay hattı geldi. Böylece EXPO alanına toplu ulaşım imkanı sağlanırken Antalya'nın ulaşım ağı da genişletildi. Organizasyon kapsamında Kundu, Kadriye ve Belek gibi önemli turizm bölgelerini birbirine bağlayan 4 şeritli yol yatırımı da hayata geçirildi. Bir diğer önemli çalışma ise Aksu Çayı üzerinde gerçekleştirildi. Bölgede her yıl yaşanan su baskınlarının önüne geçilmesi amacıyla yapılan ıslah çalışmalarıyla çok sayıda tarım arazisinin korunması amaçlandı. Kundu, Karaçalı, Kemerağzı, Murtuna, Solak ve Boztepe başta olmak üzere çevredeki tarım alanlarının taşkınlardan etkilenmesinin önüne geçilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.
EXPO SONRASI GELECEĞİ BELİRSİZLİĞE SÜRÜKLENDİ
Altı aylık organizasyon süresinin sona ermesinin ardından EXPO 2016 alanının geleceği uzun süre tartışma konusu oldu. Alanın nasıl değerlendirileceğine ilişkin farklı projeler gündeme getirildi. Eğlence merkezi, otel, alışveriş merkezi ve kontrollü kumarhane gibi öneriler kamuoyunda tartışıldı. Ancak bu önerilerin hiçbiri hayata geçirilmedi. Ziyarete açık tutulmasına rağmen alanın büyük bölümünün bakımının yapılması ve işletilmesi zaman içerisinde zorlaştı. Peyzaj düzenlemelerinin eski canlılığını kaybetmesi, bitki örtüsünün bakıma ihtiyaç duyması ve bazı yapıların kullanılmaması nedeniyle EXPO alanı eski cazibesinden uzaklaştı. Özellikle 103 metre yüksekliğindeki simgesel kule, alanın geleceğine ilişkin tartışmaların sembollerinden biri haline geldi. Dönemin Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin de 2016 yılında yaptığı açıklamada, alanın yabancı turistlerin girebileceği kontrollü bir kumarhane olarak değerlendirilebileceği yönünde görüş bildirdi. Ancak yıllar içerisinde farklı projelerle gündeme gelen EXPO 2016 alanı için beklenen büyük yatırım gerçekleşmedi. Alanın yeniden işlevlendirilmesi ve Antalya'ya kazandırılması konusunda belirsizlik devam etti.

COP31 İLE EXPO ALANINA TALİH KUŞU KONDU
EXPO 2016 alanının kaderi, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacağının kesinleşmesiyle değişti. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31'inci Taraflar Konferansı için Antalya'nın tercih edilmesi ve organizasyon alanı olarak EXPO'nun belirlenmesi, yıllardır atıl durumda kalan bölge için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Antalya Valisi Hulusi Şahin, daha önce yaptığı açıklamada EXPO alanının yeniden değerlendirilmesine ilişkin, "EXPO'da neler yapılacağına yönelik bir toplantı gerçekleştirdik. Antalya'da yapılan ilk toplantıydı. İşin hem inşaat hem de organizasyon boyutları ele alındı. EXPO alanına adeta talih kuşu kondu." demişti. COP31 hazırlıkları kapsamında alanın tamamına yakınında kapsamlı çalışmalar başlatıldı. Konferansın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden tasarlanan EXPO, yaklaşık 1 milyon 100 bin metrekarelik büyüklüğüyle uluslararası organizasyonun merkezi haline getirildi.

MAVİ VE YEŞİL BÖLGE OLARAK İKİYE AYRILDI
COP31 için gerçekleştirilen düzenlemelerde alan, Mavi Bölge ve Yeşil Bölge olmak üzere iki ana bölüme ayrıldı. Mavi Bölge, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülecek resmi müzakereler, devlet başkanlarının görüşmeleri ve diplomatik temaslar için hazırlandı. Yeşil Bölge ise kamuoyuna, sivil toplum kuruluşlarına, üniversitelere, gençlere, girişimcilere ve sanatçılara açık etkinlik alanı olarak tasarlandı. Antalya'da düzenlenen COP31 Alanı Basın Gezisi kapsamında gazetecilere tanıtılan alanda, yapılan çalışmaların boyutu da gözler önüne serildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, basın gezisinde yaptığı açıklamada, organizasyonun Türkiye açısından önemine dikkat çekti.

“YALNIZCA BİR İKLİM ZİRVESİ OLARAK GÖRMÜYORUZ”
Demiralp, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapacağız. Birleşmiş Milletler çatısı altında yapılan küresel iklim görüşmelerinin en üst düzey buluşmasında devlet ve hükümet başkanlarını, bilim insanlarını, iş dünyasını, gençleri ve sivil toplumu bu alanda ağırlayacağız." dedi. COP31 Başkanlığı görevini yürüten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un öncülüğünde hazırlıkların sürdüğünü belirten Demiralp, "COP31'i yalnızca bir iklim zirvesi olarak görmüyoruz. Diyalogla başlayan, uzlaşıyla güçlenen ve somut aksiyona dönüşen bir sürecin öncüsü olmak istiyoruz. Alanın yeniden düzenlenmesinden yolların yapımına, konaklamadan güvenliğe kadar tüm kurumlarımızla en ince detayına kadar her ayrıntıyı planlıyoruz" diye konuştu.
MAVİ BÖLGEDE DEV KONFERANS SALONLARI
Demiralp, EXPO alanındaki iki bölümün büyüklükleri ve kullanım amaçları hakkında da bilgi verdi. Zirvenin yaklaşık 1 milyon 100 bin metrekarelik alanda gerçekleştirileceğini belirten Demiralp, "527 bin metrekarelik Mavi Bölge'de Birleşmiş Milletler'in resmi müzakereleri yürütülecek. 11-12 Kasım'daki Dünya Liderleri Zirvesi de burada yapılacak. Şu ana kadar 85 devlet ve hükümet başkanı katılacağını bildirdi." ifadelerini kullandı. Demiralp, “Türkiye, tarih boyunca medeniyetleri ve kıtaları buluşturan bir köprü oldu. Şimdi de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, iklim konusunda farklı ülkeleri ortak bir gelecek etrafında buluşturan güçlü bir köprü olacaktır. Ben aylardır bu zirve için gecesine gündüzüne katarak çalışan ekibimize, omuz omuza çalıştığımız tüm bakanlıklarımıza, kurumlarımıza, Valiliğimize çok teşekkür ediyorum. 1 buçuk milyon ziyaretçiyi beklediğimiz bu zirveye herkesi davet ediyorum.” dedi.

MAVİ ALAN TEKNOLOJİ ÜSSÜNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Mavi Bölge'de resmi görüşmelerin gerçekleştirileceği büyük konferans salonlarının yanı sıra devlet başkanlarının ikili görüşmeler yapabileceği özel odalar da oluşturuldu. Salonlarda yüksek teknolojili ses, görüntü ve kamera sistemleri kullanıldı. Uluslararası yayın ve toplantıların kesintisiz gerçekleştirilebilmesi için teknik altyapı yeniden düzenlendi. Devlet ve hükümet başkanları için hazırlanan özel salonda ise daha sade ve görüşmelere uygun bir iç mimari tercih edildi. Liderlerin bir masa etrafında 3-4 kişilik gruplar halinde görüşme gerçekleştirebileceği oturma düzenleri oluşturuldu. Mavi Bölge'nin merkezinde uzun bir salon ve salonun ortasında havuz bulunuyor. Gazeteciler için hazırlanan basın merkezi de alanın dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı. Çok sayıda çalışma masası, LED ekran, bilgisayar ve uzaktan bağlantı altyapısıyla donatılan merkezde gazetecilerin toplantıları takip edebilmesi ve haber çalışmalarını yürütebilmesi için gerekli teknik imkanlar hazırlandı. Zirvenin açılışının yapılacağı 5 bin kişilik salonda ise dev LED ekran kuruldu. Konferans salonlarına Anadolu'nun kültür ve düşünce dünyasında önemli yeri bulunan isimlerin adları verildi. Basın toplantılarının gerçekleştirileceği salonun adı Anadolu olurken, bazı salonlarda Yunus Emre ve Mevlana isimleri kullanıldı.
YEŞİL BÖLGEDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖN PLANDA
COP31 hazırlıklarının diğer önemli bölümünü oluşturan Yeşil Bölge de baştan sona yenilendi. Toplam 582 bin metrekarelik alana sahip bölüm, Türkiye'nin uluslararası katılımcılara açılan yüzü olarak tasarlandı. Demiralp, Yeşil Bölge'de gerçekleştirilecek etkinliklere ilişkin, "582 bin metrekarelik Yeşil Bölge ise Türkiye'nin dünyaya açılan yüzü olacak. Üniversiteler, girişimciler, gençler, sanatçılar ve sivil toplum aynı çatı altında buluşacak. Mavi Bölge'de konuşulan başlıkların uygulamadaki karşılığı burada görülebilecek." dedi. Yeşil dönüşüm ve finansmandan teknoloji ve inovasyona, enerji dönüşümünden kültür ve medeniyete, gençlikten sıfır atığa kadar 7 tematik merkez oluşturulduğunu belirten Demiralp, "Dünyanın farklı ülkelerinden iyi uygulamaları ve yenilikçi çözümleri bir araya getireceğiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde başlayan Sıfır Atık Hareketi'ni de Sıfır Atık Müzesi, atölyeler ve Sıfır Atık Köyleriyle alanın her köşesinde göstereceğiz." diye konuştu.

KURUYAN GÖL YENİDEN SUYLA DOLDURULDU
Yeşil Bölge'de peyzaj çalışmaları da yeniden gerçekleştirildi. Farklı bölgelerden getirilen ağaçlar ve çiçekler özenle yerleştirilirken, daha önceki EXPO organizasyonundan kalan doğal ve yapısal alanlar da yeni konsept doğrultusunda düzenlendi. Alan içerisindeki 71 bin 500 metrekare büyüklüğündeki göl, 90 bin metreküp suyla yeniden dolduruldu. Göl içerisinde fıskiyeler oluşturularak peyzaj düzenlemelerine görsel zenginlik kazandırıldı.
70 YABANCI, 120 YERLİ SANATÇI KATILACAK
COP31 kapsamında kültür ve sanat etkinliklerine de geniş yer ayrılacak. COPArt programı çerçevesinde 70 yabancı ve 120 yerli sanatçının eserlerinden oluşan 4 tematik sergi düzenlenecek. Programda senfonik konserler ve paneller de yer alacak. Anadolu'nun Hazineleri Bahçesi'nde Türkiye'nin kültürel mirası tanıtılırken, 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden sürdürülebilir gastronomi örnekleri ziyaretçilerle buluşturulacak. Gençlik ve Bilim Merkezi ile Çocuk Adası da gençler ve çocuklara yönelik hazırlanan alanlar arasında bulunuyor. Sıfır Atık uygulamalarının organizasyonun her aşamasında hayata geçirileceğini belirten Demiralp, "Sürdürülebilirliği yalnızca sergilemeyeceğiz; ulaşımımızdan atık yönetimimize, enerji kullanımından günlük hizmetlerimize kadar organizasyonun her aşamasında uygulayacağız. Bu kapsamda Sıfır Atık ve ISO sertifikasyon süreçlerimizi de zirve başlamadan tamamladık." dedi.

TÜRKİYE VE ANTALYA DÜNYA VİTRİNİNE ÇIKIYOR
9-20 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek COP31, yalnızca iklim müzakereleri açısından değil, Antalya'nın uluslararası tanıtımı ve turizm potansiyeli bakımından da önem taşıyor. 2016 yılında 'Çiçek ve Çocuk' temasıyla kapılarını dünyaya açan, organizasyon sonrasında ise geleceği belirsizliğe sürüklenen EXPO 2016 alanı, 10 yıl sonra yeniden uluslararası bir organizasyonun merkezine dönüştü. Bir dönem otel, alışveriş merkezi ve eğlence alanı gibi projelerle gündeme gelen EXPO, şimdi dünyanın en önemli iklim buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.




