İstanbul ili Koç Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada 13 Mart 2026 tarihinde yaşamını yitiren tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kaybı, usta ismin Antalya ili ve çevresindeki yabancı yerleşimine yönelik yıllar önce yaptığı keskin uyarıları tekrar dolaşıma soktu. 78 yaşında hayatını kaybeden Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın Antalya ilindeki demografik değişimle ilgili çarpıcı değerlendirmeleri, vefatının ardından sosyal medyada binlerce kez paylaşılarak yeniden tartışma konusu oldu.
KRİMİNAL RİSKLERE KARŞI YILLAR ÖNCE UYARMIŞTI
Antalya ili özelinde Rus nüfusunun 200 bin kişiye ulaşmasıyla ilgili geçmişteki bir röportajında çarpıcı ifadeler kullanan Prof. Dr. İlber Ortaylı, güvenlik risklerine şu sözlerle dikkat çekmişti: "Arazi de satın alıyorlar. Yani bitti, Antalya Rus da oldu. Hiç lazım değil, atacaksın. Yani Antalya'nın Rus nüfusu 35 bindir. Evlenip gelen gelinler ve çocuklar, torunlarımız, yeğenlerimiz diyorum. Öyle Rusya'ya varım karışıma ama öyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in önünden kaçıyor ayağına bir sürü serseri gelmiş oraya. İşte ne oldukları belli değil. Bunlar çok büyük kriminal problem de çıkarırlar. Bunları derhal atacaksınız. Yani 200 bin kişi çok oraya."

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ ÖRNEĞİ HAFIZALARDA
Antalya ili sınırlarındaki demografik değişimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) üzerinden kıyaslayan Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Kıbrıs'a bile 35 bin gitmiş. Olmaz" diyerek kentin yerli dokusunun korunması gerektiğini savunmuştu. Ortaylı’nın vefatı sonrası yeniden gün yüzüne çıkan bu video kayıtları, Antalya ili sakinleri arasında kentin sosyal yapısına dair endişeleri yeniden tetikledi.

ESERLERİ VE UYARILARIYLA ANTALYA İLİNDE İZ BIRAKTI
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı ve Türkiye İdare Tarihi gibi başucu eserlerin yazarı Ortaylı'nın vefatı, sadece akademik bir boşluk yaratmadı aynı zamanda Antalya ili gibi stratejik bölgelere dair sunduğu perspektiflerin de yeniden okunmasını sağladı. Ortaylı'nın yıllar önce dile getirdiği bu keskin ikazlar, kaybının ardından toplumsal bir uyarı niteliğinde sosyal medyanın zirvesine yerleşti.





