Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John WH Denton AO, yayımladığı açık mektup ile Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde dünya hükümetlerine ve iklim bakanlarına tarihi bir çağrıda bulundu. Belém zirvesinden bu yana sürekli tekrarlanan "uygulama ve teslimat zirvesi" söyleminin altını çizen küresel iş dünyası, iklim hedeflerinin kağıt üzerinde kalan sloganlardan ibaret olmaması gerektiğinin önemini vurguladı. Antalya’daki zirvede başarıya ulaşılmasının temel şartının, ekonomik stratejilerin siyasi hedeflerin tam merkezine yerleştirilmesi olduğu açıklandı.
SANAYİ KRİZİ VE JEOPOLİTİK RİSKLERE KARŞI ACİL EYLEM PLANI
Milletlerarası Ticaret Odası Genel Sekreteri John WH Denton AO, mektubunda dünya ekonomisinin içinde bulunduğu zorlu şartlara dikkati çekti. Jeopolitik gerilimlerin tırmandığı, enerji tedarikinde sıkıntıların yaşandığı ve deniz ticareti rotalarında aksamaların baş gösterdiği bir dönemden geçildiğini belirten kurum, mevcut tablonun "yaşayan hafızadaki en ağır sanayi krizine" dönüşebileceği ikazında bulundu. Küresel piyasalarda istikrarın yeniden sağlanması, hane halkları ve işletmeler için güvenilir, uygun fiyatlı ve rekabetçi enerji sistemlerinin kurulabilmesi adına Antalya'daki görüşmelerin tarihi bir fırsat sunduğu kaydedildi.

TEMİZ ENERJİ TRANSİTİ VE 2035 ELEKTRİFİKASYON HEDEFİ
Açıklanan mektupta, iklim bakanlarının Antalya'da öncelik vermesi gereken 3 temel alan detaylarıyla sıralandı. İlk sırada temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması, elektrifikasyon ve enerji verimliliğinin sürecin merkezine konulması yer aldı. Dünya küresel ısınmasını 1.5 derece sınırında tutma hedefinin korunması gerektiği belirtilirken, 2035 yılına kadar küresel ölçekte yüzde 35 elektrifikasyon oranına ulaşılması hedefi desteklendi.
Sadece hedef koymanın yeterli olmadığı, yenilenebilir enerji kapasitesini hızla artıracak, akıllı sistem tasarımlarını destekleyecek, zamanında şebeke bağlantılarını tamamlayacak ve istikrarlı düzenlemeleri hayata geçirecek entegre politikaların şart olduğu dile getirildi. Enerji sistemlerini güçlendirirken emisyonları düşürmenin en uygun maliyetli yolunun enerji verimliliği olduğu vurgulandı.
UYUM VE ADAPTASYON FİNANSMANINDA REEL EKONOMİ DÖNEMİ
İkinci kritik başlık olarak iklim değişikliğine uyum ve adaptasyon süreçlerinin siyasi ve ekonomik bir öncelik haline getirilmesi gerektiği aktarıldı. Kamu finansmanının, ticari getirisi olmayan uyum projelerinde öncülük etmeye devam etmesi gerektiği fakat tek başına yetersiz kalacağı ifade edildi. Uyum finansmanını 3 katına çıkarma vaadinin gerçekleşmesi için Belém göstergelerinin reel ekonomiye hitap etmesi, yatırım getirisini hesaplayan ve gerçek dünya karar mekanizmalarını destekleyen somut metodolojilerin geliştirilmesi istendi.
Özel sektör ile finans dünyasının teknik çalışmalara doğrudan dahil edilmesi talep edilirken; kalkınma bankalarını, sigorta şirketlerini, ticari kredi kuruluşlarını ve yatırımcıları bir araya getiren küresel bir diyaloğun başlatılması gerektiği ifade edildi.

İKLİM FİNANSMANINDAKİ DÜĞÜMÜ ÇÖZECEK YENİ REFORM
Mektubun üçüncü ana omurgasını ise iklim finansmanına yeni bir yön verilmesi oluşturdu. Finansmanın tüm dönüşümün temel yakıtı olduğu hatırlatılırken; risklerin, düzenleyici engellerin ve sistemik darboğazların sermaye akışını engellediği belirtildi. Geçmiş konferanslarda finansman tartışmalarının kilitlenmesinin sürece zarar verdiğine dikkat çekilerek Bakü-Belém Yol Haritası çerçevesinde kamu desteğinin yanı sıra özel sermayeyi geniş ölçekte harekete geçirecek açık bir finansman uygulama planı çağrısı yapıldı.
Çok taraflı kalkınma bankalarının özel sermayeyi tetiklemesi, gelişmekte olan piyasa kredi derecelendirmelerinin yeniden ayarlanması, 6. Madde kapsamındaki karbon piyasalarının güçlendirilmesi, yasal kesinlik, uyumlu karbon muhasebesi ve karbon sınır önlemlerinde tam birlikte çalışabilirlik ilkelerinin uygulanması gerektiği bildirildi.
"ŞARTLARI BELİRLEYİN, İŞLETMELER YATIRIM YAPSIN VE ÜRETSİN"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından organize edilecek COP31 İş Forumu ile 12-13 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleşecek COP31 İş ve Yatırım Zirvesi’ne özel bir vurgu yapıldı. İş dünyasının Antalya'daki masada sadece pasif bir gözlemci değil, çözümlerin doğrudan ortak mimarı olarak yer alması gerektiği kararlılıkla ifade edildi. Milletlerarası Ticaret Odası Genel Sekreteri John WH Denton AO, açık mektubunu bakanlara "Sizler şartları belirleyin, işletmeler yatırım yapabilir, inşa edebilir ve sonuç üretebilir" mesajıyla tamamladı.





