CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Kamacı, Türkiye’de açıklanan enflasyon rakamları ile vatandaşın günlük yaşamı arasındaki farkın büyüdüğünü söyledi. Kamacı, mevcut ekonomik tablonun dar gelirliyi ağır şekilde etkilediğini belirterek, “Bu bir enflasyon değil, halka kesilen açık bir faturadır” dedi.
“BUGÜN BU YANLIŞLARIN BEDELİNİ EMEKLİ, İŞÇİ, SABİT GELİRLİYE ÖDETİLİYOR”
Kamacı, TÜİK verilerinin halkın yaşadığı ekonomik gerçeklerin örtüşmediğini ifade ederek, yılsonu enflasyon hedefinin büyük kısmının yılın ilk aylarında tüketildiğini belirtti. Kamacı, “Gıda fiyatlarındaki artış yüzde 75’i aşmış, kiralar yüzde 100’e yaklaşmış, temel tüketim ürünlerinde artış yüzde 80–120 bandına çıkmıştır. Yılın daha başında maaş zamlarının yarısından fazlası erimiştir. Asgari ücretin alım gücü sadece birkaç ayda yüzde 30’a yakın düşmüştür. Hâlâ başarı masalları anlatmak, bu millete yapılmış en büyük saygısızlıktır. Biz buradan açık ve sert konuşuyoruz: Türkiye’de enflasyon bir sonuç değil, yanlış politikaların doğrudan ürünüdür ve bugün bu yanlışların bedeli, emekliye, işçiye, sabit gelirliye ödetilmektedir” açıklamasında bulundu.

“EMEKLİ MAAŞI YÜZDE 35 ORANINDA ERİME YAŞAMIŞTIR”
Özellikle sabit gelirli vatandaşların alım gücündeki düşüşe vurgu yapan Kamacı, “Enflasyon artık bir ekonomik veri değil, bir yoksullaştırma aracıdır. 2024 başında 10.000 TL ile alınabilen temel gıda sepeti bugün 18.000 TL’ye çıkmıştır. Emeklinin maaşı yıl içinde reel olarak yüzde 35’e varan erime yaşamıştır. Asgari ücretli, maaşının yüzde 70’ini sadece kira ve gıdaya harcar hale gelmiştir. Bugün insanlar pazarda kilo ile değil, tane ile alışveriş yapıyorsa, bunun adı ekonomide başarı değil, çöküştür ve tekrar söylüyoruz: Bu ülkede en ağır vergi enflasyondur. Üstelik bu vergi, en çok dar gelirlinin sırtına yüklenmiştir” ifadelerini kullandı.

“YANLIŞ POLİTİKALARIN BEDELİNİ HALK ÖDÜYOR”
Ekonomi yönetimini eleştiren Kamacı, mevcut tablonun yanlış politikaların sonucu olduğunu söyleyen Kamacı, “Bugün uygulanan ekonomi politikası; üretimi değil, sıcak parayı kutsayan bir anlayıştır. Politika faizi yüzde 45-50 bandına çıkarılmış, buna karşılık sanayicinin kredi maliyeti yüzde 60’lara dayanmıştır. Yüksek faizle ülkeye çekilen kısa vadeli para: Üretimi daraltmış, Sanayi büyümesini yüzde 2’nin altına itmiş, Reel sektörde yatırımları yüzde 20’ye varan oranda düşürmüştür. Bu bir ekonomi politikası değil, geleceği ipotek altına almaktır. Açık konuşalım: Günü kurtarmak uğruna Türkiye’nin yarını göz göre göre satılmaktadır” şeklinde konuştu.
“TURİZM SEKTÖRÜ ÇIKMAZDA”
Kur politikalarının ihracatçıyı rekabet edemez hale getirdiğini söyleyen Kamacı, “Kur baskısı altında bırakılan ihracatçı rekabet edemez hale gelmiştir. İhracat maliyetleri yüzde 70 artarken, döviz kuru artışı yüzde 30’larda kalmıştır. Bu durum ihracatçının kâr marjını yarı yarıya eritmiştir. Turizm sektörü de aynı çıkmazdadır: Türkiye’de turizm maliyetleri son 1 yılda yüzde 90’a yakın artmıştır. Rakip ülkelerde bu oran yüzde 3–4 seviyesindedir bu tablo, sadece sektörlerin değil, ülke ekonomisinin alarm verdiğini göstermektedir” dedi.
“EKONOMİDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR”
Esnafın kapanan iş yerleri, artan borç yükü ve yükselen bireysel kredi takibi oranlarına dikkat çeken Kamacı, “Bugün Türkiye ekonomisi yangın yeridir: Esnafın kapanan iş yeri oranı yüzde 25’e yaklaşmıştır, vatandaşın kredi ve kredi kartı borcu 3 trilyon TL sınırını aşmıştır, Takibe düşen bireysel borçlar son 1 yılda yüzde 50’den fazla artmıştır ama buna rağmen ekonomi yönetimi ya gerçeği görmüyor ya da görmek istemiyor. Bu bir beceriksizlik değilse, tercihtir ve bu tercihin bedelini millet ödemektedir” ifadelerini kullandı.
"ASGARİ ÜCRETLİNİN ALIM GÜCÜ SON YILLARIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE"
Kamacı, çözüm önerisi olarak sıcak para bağımlılığının terk edilmesi, üretim ekonomisine geçilmesi ve sabit gelirlinin korunması gerektiğini ifade etti. Kamacı son olarak şunları söyledi: “Türkiye sahipsiz değildir. Bugün asgari ücretlinin alım gücü son yılların en düşük seviyesine inmiştir. Emeklinin maaşı, temel ihtiyaçlarını karşılamaktan yüzde 40 oranında uzaklaşmıştır. Bu millet daha fazla yoksullaşmayı, daha fazla adaletsizliği kabul etmeyecektir. Ya bu yanlış politikalardan derhal dönülür, ya da bunun siyasi ve toplumsal bedeli ağır olur. Bizim durduğumuz yer nettir: Halkın yanındayız. Emeğin yanındayız. Bu adaletsiz düzenin karşısındayız.”




