Antalya Barosu, 27 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve aralarında Antalya’nın da bulunduğu 21 ilde bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılmasını öngören Cumhurbaşkanı Kararı’na karşı yargı yoluna başvurdu. Baro, söz konusu düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açtığı davayı “iklim adaleti ve yaşam hakkı mücadelesi” olarak tanımladı.
“ANAYASAL YÜKÜMLÜLÜKLER İHLAL EDİLİYOR”
Antalya Baro tarafından yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 169. maddesinin devlete ormanları koruma ve genişletme görevi yüklediği, 56. maddesinin ise herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına aldığı hatırlatıldı. Antalya Barosu, “İdarenin, devletin bu pozitif yükümlülüklerini ihlal ederek orman alanlarını idari tasarruflarla daraltması, yalnızca ekolojik bir eksilme değil; yurttaşların sağlıklı çevrede yaşama hakkının ve gelecek kuşakların haklarının açık bir ihlalidir. Antalya Barosu'nun öznesi başlattığı bu hukuki süreç, idarenin eylem ve işlemlerinde anayasal yükümlülüklerine ve taraf olduğu uluslararası antlaşmalara uygun hareket etmesini sağlama amacını taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

KORKUTELİ UZUNOLUK DA KAPSAMDA
Baro, dava konusu kararın, Antalya’nın Korkuteli ilçesine bağlı Uzunoluk Mahallesi başta olmak üzere geniş bir alanı kapsadığı belirterek, “Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı’nın 21 ili kapsayacak şekilde geniş bir alanda uygulanması, orman ekosistemlerinin daraltılmasının münferit bir işlemden ziyade yapısal bir ihlal pratiği olduğunu göstermektedir. Ormanlar, yalnızca korunması gereken alanlar değil, iklim krizine karşı yaşam hakkının güvencesi olan doğal karbon yutaklarıdır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası iklim sözleşmeleri ve üstlendiği emisyon azaltım taahhütleri, devlete bu yutak alanlarını koruma ve geliştirme konusunda bağlayıcı hukuki yükümlülükler getirmektedir” ifadeleri kaydedildi.
“HUKUKEN KABUL EDİLEMEZ”
Ormanların yalnızca korunması gereken doğal alanlar değil, aynı zamanda iklim krizine karşı kritik karbon yutakları olduğuna dikkat çeken Antalya Barosu, “Antalya’nın 2026 yılında COP31 sürecine ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde bu şekilde idari işlemlerin tesis edilmesi hukuken kabul edilemez. İklim krizinin doğrudan yaşam hakkını tehdit eden boyutları karşısında, devlete düşen uluslararası yükümlülüklerin, iç hukukta tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde bir "ölçü norm" olarak kabul edilmesini anayasal bir zorunluluk görmektir” şeklinde belirtti.
BARO'DAN KARARLILIK VURGUSU
Antalya Barosu, açılan davanın yalnızca bir idari işlemin iptaliyle sınırlı olmadığını belirterek, “Antalya Barosu olarak vurgulamak isteriz ki; iklim adaleti yalnızca soyut bir çevresel temenni değil; hukukun üstünlüğü, yaşam hakkı ve kamu yararı ilkeleriyle doğrudan bağlantılı somut bir hak arama zeminidir. Bu nedenle açmış olduğumuz dava ile yalnızca hukuka aykırı bir idari işlemin iptalini değil; aynı zamanda ormanları daraltan tasarrufların, yaşam hakkı ve iklim krizine karşı taşıdığı pozitif yükümlülükler ışığında yargısal denetime tabi tutulmasını istiyor; hukuku, yaşam alanlarımızı ve geleceğimizi daraltan her türlü idari işleme karşı anayasal haklarımızı ve yasal yükümlülüklerimizi sonuna kadar yerine getireceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuyoruz” açıklamasında bulundu.





