Antalya'nın Güllük Dağı zirvesinde, doğayla tarihin iç içe geçtiği Termessos Antik Kenti'nde ilk kez kazı çalışmaları başlatıldı. Yıllardır sadece yüzey araştırmalarıyla bilinen kentte, bu yıl itibariyle Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Antalya Bilim Üniversitesi iş birliğinde yürütülen kazıların öncelikli hedefi, geniş taş blokları arasında yer alan anıt mezarın yeniden ayağa kaldırılması. Kazı Başkanları Doç. Dr. Mustafa Koçak, "Termessos hiç kazılmamıştı, şimdi elimizde tüm yapı taşları var. Ziyaretçilere gerçek bir antik mezarın nasıl göründüğünü göstereceğiz" dedi.

AÇIK HAVA MÜZESİ VE BOTANİK BAHÇEYİ ANDIRIYOR

Orman içerisinde konumlanan ve aynı adı taşıyan Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarında yer alan Termessos, gerek florası gerekse yaban hayatı ile adeta bir açık hava müzesi ve botanik bahçesini andırıyor, sadece tarihi değil, ekolojik yönüyle de dikkat çekiyor. Antik kentte, kuş cıvıltıları eşliğinde dolaşmak mümkün. Ağaç gövdelerine yerleştirilen kuş yuvaları, doğayla iç içe arkeoloji deneyiminin bir parçası. Bu yıl alanda iki yavru tilkinin de doğaya bırakıldığı bildirildi.

TERMESSOS'UN ASKERİ KİMLİĞİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR

Güllük Dağı Milli Parkı'nın kalbinde bulunan antik kentin kalıntıları, Yenicekahve yakınındaki Hellenistik surlarla başlıyor. Tırmanışla ulaşılan kent içinde Hadrian Tapınağı, Gymnasium, agora, meclis binası, tiyatro, kanalizasyon şebekeleri ve lahitlerin yanı sıra sarnıçlar, kurucunun evi ve çeşitli tapınaklar da yer alıyor. Alketas'a ait olduğu düşünülen M.Ö. 319 tarihli anıt mezar, Termessos'un askeri kimliğine dair önemli izler taşıyor.

"BUGÜNE KADAR BURADA KAZI YAPILMAMIŞTI"

Antalya Bilim Üniversitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında, Termessos'ta geçtiğimiz Mayıs ayından itibaren ilk kez sistemli arkeolojik kazılar başladı. Çalışmaları yürüten Kazı Başkanı Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Koçak, bölgenin tarihî ve coğrafi önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Termessos, Antalya'ya en yakın antik kentlerden biri, sadece 30 kilometre mesafede. Ama aynı zamanda çok iyi korunmuş durumda. Çünkü burası terk edildikten sonra hiçbir yerleşim görmemiş. Zaten 1960'larda Milli Park ilan edildikten sonra da koruma düzeyi en üst seviyeye ulaştı. Bugüne kadar burada hiç kazı yapılmamıştı. İlk kez biz başlıyoruz."

"BÜYÜK İSKENDER'İN BİLE SALDIRMAYI DÜŞÜNMEDİĞİ BİR KENT"

Koçak, Termessos'un askeri-stratejik konumunun tarihteki önemine de dikkat çekerek şöyle devam etti: "Burası Büyük İskender'in bile saldırmayı düşünmediği bir kent. Çünkü gerçekten bir kartal yuvası gibi. Etrafı sarp kayalıklarla çevrili. Boşluklara savunma duvarları inşa edilmiş. Kent, yüzyıllar boyunca neredeyse hiç saldırıya uğramamış. Ve buradaki halk savaşçı bir halk. Mezar yapılarında kalkanlar, zırhlar, mızraklar gibi savaş betimlemeleri görebiliyorsunuz."

"BİZ ANTİK KENTLERİ SOMUTLAŞTIRACAĞIZ"

Kazıların bu yılki önceliği, etrafında geniş bloklar hâlinde dağılmış olan bir anıt mezar yapısının ayağa kaldırılması. Doç. Dr. Koçak, kazı sürecine dair şu bilgileri verdi:

"Bu mezar yüksek bir podyum üzerinde kurulmuş. İçinde birkaç tane mermer lahit vardı. Tüm yapı malzemeleri hâlâ yerinde, neredeyse yüzde 99'u elimizde. Biz taş tarlalarını oluşturduk, tüm blokları numaralandırarak belgeledik. Şimdi yapının çevresini açıyoruz. Kazıdan sonra bu mezarı tekrar ayağa kaldıracağız. Birçok insan antik dönemde anıt mezarların nasıl göründüğünü hayal edemiyor. Biz bunu somutlaştıracağız. Hem bilimsel olarak belgelenmiş bir yapı olacak hem de ziyaretçilere gerçek bir antik mezar deneyimi sunacağız."

"KAZILAR SADECE MEZARLARLA SINIRLI DEĞİL"

Kazılar sadece mezar yapısı ile sınırlı değil. Bu yıl içinde kazı ekibi, nekropol yolunda ve su yapılarında da restorasyon ve temizlik çalışmaları yapacak. Koçak, çalışmaları şu sözlerle anlattı: "Termessos, özellikle çok büyük nekropolleriyle bilinir. Ana nekropol yolumuz yaklaşık 400-500 metre uzunluğunda. Yolun iki yanında lahitler ve anıt mezarlar var. Bugün pek çoğu devrilmiş durumda. Podyumları onarıp, lahitleri tekrar yerlerine oturtacağız. Ayrıca iki adet su yapısında da çalışmalara başlayacağız. Bir diğer hedefimiz de Hadrian Kapısı. Roma İmparatoru Hadrian'a ithaf edilmiş bu yapı da çok önemli. Onun hemen arkasında da Anadolu'nun en görkemli tapınaklarından biri olan Artemis Tapınağı var. Milattan önce 2. yüzyılda yapılmış. Bu yıl orada da kazılara başlamayı planlıyoruz."

"TERMESSOS KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN BİR HAZİNE"

Doç. Dr. Mustafa Koçak, Termessos'un yılın her döneminde ziyaretçilerine farklı bir deneyim sunduğunu belirterek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Antalya'da hava 35-36 dereceyken burada 6-7 derece daha serin. Hafif rüzgâr var. Yazın biraz daha az ziyaretçi geliyor ama ilkbahar ve sonbaharda burası çok tercih ediliyor. Ağaçların gölgesinde yürüyüş yaparken her köşe başında bir kalıntıyla karşılaşıyorsunuz. Termessos, dört mevsim keşfedilmeyi bekleyen bir hazine."

Kaynak: İHA