Torosların elma üreticisi yeni hasat sezonuna buruk giriyor. Elma hasadına sayılı günler kala üreticinin gündeminde bu kez rekolteden çok fiyat var. Geçen yıl kilogramı yaklaşık 35 TL seviyelerinde satılan elmanın bu yıl 10-15 TL bandına kadar gerilemesi üreticiyi kara kara düşündürüyor. Geçen yıl yaklaşık 60 TL olan elma kurusunun fiyatının da bu yıl 30 TL seviyelerine düşeceği konuşuluyor. Buna karşılık üreticinin kullandığı gübre, mazot, zirai ilaç, budama, taşıma ve işçilik maliyetleri her geçen yıl artıyor. TÜİK'in Temmuz 2026 verilerine göre tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 27,62 arttı; gübre ve toprak geliştiriciler grubundaki yıllık artış ise yüzde 33,07 olarak gerçekleşti. Ortaya çıkan tablo ise üretici açısından oldukça çarpıcı.
HASAT BAŞLAMADAN UMUTLAR KIRILDI
Torosların eteklerinde başlayacak olan elma hasadı öncesinde üretici, bir yıl boyunca verdiği emeğin karşılığını alıp alamayacağını düşünüyor. Geçmiş yıllarda da benzer sorunlarla karşı karşıya kalan üretici, bu kez fiyat baskısının daha da ağırlaşmasından endişeli. Çünkü ağaçtan ürünün toplanmasına kadar geçen süreçte gübrelemeden ilaçlamaya, budamadan işçiliğe, mazottan nakliyeye kadar neredeyse bütün kalemlerde maliyet yükselirken, üreticinin elindeki elmanın fiyatı aynı oranda artmak bir yana geriliyor. Türkiye genelinde tarım ürünleri üretici fiyatları Ağustos 2026'da yıllık yüzde 21,91 artarken, çok yıllık bitkisel ürünler grubunda yıllık değişim yüzde 8,08 azalış olarak gerçekleşti. Bu tablo, elma üreticisinin yaşadığı sıkışmayı daha da görünür hale getiriyor.

“ÇİFTÇİNİN KARNINI YARMIŞLAR, KIRK TANE GELECEK YIL ÇIKMIŞ”
Yörede yıllardır anlatılan “Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış” sözü, bugünlerde üreticinin içinde bulunduğu durumu adeta özetliyor. Çiftçi bir sezonu tamamlıyor, fakat elde ettiği gelir bir sonraki sezonun gübre, ilaç, mazot ve işçilik masrafını karşılamaya yetmeden yeni üretim dönemi başlıyor. Üstelik üretici elmasını 10-15 TL civarında satmayı beklerken, aynı ürünün tüketiciye hangi fiyatla ulaşacağı da ayrı bir soru işareti oluşturuyor. Tarlada fiyat düşerken sofrada fiyat neden düşmüyor? Üreticinin cevabını aradığı soruların başında bu geliyor.

AHMET ERSAN: SU SORUNU HÂLÂ MASADA
Elma üreticisi Ahmet Ersan ise yıllardır bölgenin en temel sorunlarından birinin sulama olduğunu vurguluyor. Sarıveliler ve çevresinde elma üretiminin önemli bölümünün susuz tarım koşullarında gerçekleştirildiğini belirten Ersan, daha önce de Çevlik Göleti'nden Esentepe ve Uğurlu topraklarının yeterince yararlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Ersan'ın üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için sıraladığı talepler arasında şunlar yer aldı:
Çevlik Göleti suyunun tarım arazilerine ulaştırılması,
Elma için üreticiyi koruyacak bir fiyat mekanizması oluşturulması,
Köy ve mahallelere ziraat mühendisi desteğinin sağlanması,
Gübre, ilaç, mazot ve makine gibi girdi maliyetlerinin kontrol altına alınması,
Soğuk hava depolarının artırılması ve depolama maliyetlerinin üretici açısından düşürülmesi bulunuyor.
İBRAHİM DEMİREL: “ÇİFTÇİ HANGİ MALİYETE YETİŞECEĞİNİ ŞAŞIRDI”
Üretici İbrahim Demirel de üreticinin yalnızca fiyatla değil, iklim koşulları ve artan üretim giderleriyle de mücadele ettiğine dikkat çekiyor. Budama, ilaçlama ve mazot giderlerinin yanında işçilik maliyetlerinin de üreticinin belini büktüğünü belirten Demirel “Üretici açısından tablo değişmiyor: Masraf artıyor, risk artıyor, emek artıyor; ancak ürünün satış fiyatı aynı hızla artmıyor. Alternatif üretim modelleri bugün yeniden önem kazanıyor. Elmanın yalnızca taze olarak değil; meyve suyu, sirke, kurutulmuş ürün ve farklı sanayi kollarında değerlendirilmesi, üreticinin pazarlık gücünü artırabilecek seçenekler arasında gösteriliyor.

ALİ YÜKSEL: “KADERİMİZ TÜCCARIN İKİ DUDAĞI ARASINDA OLMASIN”
Üretici Ali Yüksel ise sorunun yalnızca elmayla sınırlı olmadığını vurguluyor. Bölgede kiraz, üzüm ve diğer tarım ürünlerinde de benzer sorunların yaşandığını belirten Yüksel, üreticinin ürününü değerinde satabilmesi için kooperatifleşme ve depolama imkânlarının artırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Yüksel'in yıllar önce dile getirdiği “Kaderimiz tüccarın iki dudağının arasında olmasın” sözünün bugün de karşılığını bulması, üreticinin temel beklentisini ortaya koyuyor. Çünkü üreticinin sorunu yalnızca ürününü yetiştirmek değil. Ürününü, emeğini ve alın terini değerinde satabilmek.

HASAN ATASEVEN: “MALİYET ARTIYOR, ELMA YERİNDE SAYMIYOR”
Üretici Hasan Ataseven, “Zirai ilaç, gübre ve mazot giderleri üreticinin yükünü artırırken, bu yıl hasat öncesinde konuşulan 10-15 TL'lik elma fiyatı üreticinin endişesini büyütüyor. Hasat zamanı geldiğinde kendi hasadımızı kendimiz yapıyoruz çoğu zaman. Gücümüz yetmediği yerde tarım işçisi çalıştırmak zorundayız. Üreticinin maliyet kalemlerinden biri de kuşkusuz işçilik. Özellikle yaşlı üreticiler kendi imkânlarıyla bahçesindeki hasadı tamamlayamazken, tarım işçisi çalıştırıldığında elde edilen gelirin önemli bölümü haklı olarak işçilik giderine gidiyor” dedi.






