İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında gerçekleştirdiği konuşmasında, öldürülen meslektaşı Avukat Hatice Koça Efe cinayeti üzerinden yargı sistemindeki çöküşü ve toplumsal ruh sağlığındaki bozulmayı gündeme taşıdı.
Avukat kimliği ile hukuk fakültelerindeki eğitim niteliğinin düşmesinden adliyelerdeki liyakat sorunlarına kadar pek çok konuyu ele alan Poyraz, ekonomik sıkıntıların ve gelecek kaygısının vatandaşları sürüklediği "toplumsal cinnet" tablosunu çarpıcı örneklerle meclis kürsüsüne taşıdı.
"YARGI SİSTEMİNDE BİR HAYAT YOK EDİLDİ"
TBMM genel kurulunda söz alan Poyraz, konuşmasına geçtiğimiz hafta katledilen bir meslektaşını anarak başladı. Bir meslektaşlarının, bir avukatın öldürüldüğünü ve bir hayatın yok edildiğini ifade eden Poyraz, hayatını kaybeden kişinin Avukat Hatice Koça Efe olduğunu belirtti. Avukatların dosyanın tarafı değil, tarafların vekili olduğunun altını çizen Poyraz, savunma makamının sistemli bir şekilde itibarsızlaştırıldığını vurguladı.
"Bu öyle bir noktaya geldi ki artan hukuk fakülteleri sayısı, niteliksiz hukuk fakültesi eğitimi, devamında yetersiz ve kısıtlı süredeki baro eğitimi ve özellikle Türkiye'nin 17-25 Aralık (17-25 Aralık) ve 15 Temmuz sürecinden sonra Türk yargısında istihdam edilen hakim savcıların da mesleki yeterliliğinin sorgulandığı bir dönemdeyiz" diyen Poyraz, hukukçuların derin bir yetersizlik duygusuna itildiğini söyledi.
"MUSTAFA KÖROĞLU BU KONUDA AVAZ AVAZ BAĞIRDI"
Yargı camiasında yükselen şiddet dalgasına karşı Ankara Barosu'nun gösterdiği tepkiyi meclis gündemine getiren Poyraz, Ankara Barosu Başkanı Avukat Mustafa Köroğlu'nun çağrısına destek verdi. Köroğlu'nun bu konuyla ilgili avaz avaz bağırdığını ifade eden Poyraz, herkesin o konuşmayı mutlaka dinlemesi gerektiğini tavsiye etti.
Yaşanan saldırıların münferit olmadığını dile getiren Poyraz, "Avukatlar olarak biz taraf değiliz Mustafa Köroğlu ve bunun kaçıncı cinayet kaçıncı saldırı olduğunu ifade etti" sözleriyle adalet sistemindeki güvenlik ve itibar sorununa işaret etti.
"TOPLUMDA CİDDİ BİR CİNNET HALİ VAR"
Hukuk sistemindeki bozulmanın toplumsal yansımalarını değerlendiren Poyraz, dışarıda gözlemlenen durumun sosyolojik bir yıkım olduğunu savundu. Sokaklarda gezildiğinde toplumda ciddi bir cinnet halinin açıkça görüldüğünü belirten Poyraz; ekonomik kriz, yozlaşma, çaresizlik ve umutsuzluğun insanları psikolojik bir eşiğe getirdiğini vurguladı.
Toplumun ruh halindeki değişimi rakamlarla anlatan Poyraz, "Sokakta yürürken 10 kişiden 3 tanesi kendi kendine konuşmaya başlamış bunun farkında mısınız bilmiyorum. Sokakta yürürken bir etrafınıza bakın 10 kişiden 3'ü kendi kendine konuşmaya başladı" ifadelerini kullandı.
"HERKES KENDİ TERAPİSTİ OLMAYA ÇALIŞIYOR"
Meclis kürsüsündeki konuşmasının son bölümünde vatandaşın içinde bulunduğu çaresizliğin boyutlarını özetleyen Poyraz, bireylerin kendi başlarına hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyledi. Gelecek kaygısının herkes üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu ifade eden Poyraz, insanların ruhsal bir savunma mekanizması geliştirdiğini belirtti.
Toplumun geldiği son noktayı tek bir cümleyle tanımlayan Poyraz, "Yani herkes aslında kendi terapisti olmaya çalışıyor" diyerek, vatandaşın yaşadığı psikolojik travmanın derinliğine de dikkat çekti.




