Türk Gastroenteroloji Derneği'nin Antalya'da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası'nda karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımı bilimsel verilerle ele alındı. Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, "Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var" derken, TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk "Türkiye'de obezitede Amerika'yla hemen hemen aynıyız" ifadesini kullandı. Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ ise, "İdrarda yanma hissettiğimizde doktora gitmek yerine annemizden ya da komşumuzdan bir antibiyotik alıp beş gün kullanırsak, bağırsaklarımızdaki yararlı bakteri dengesi tam altı ay boyunca bozuluyor" sözleriyle gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat çekti.
ULUSAL GASTROENTEROLOJİ HAFTASI'NDA UYARIDA BULUNDULAR
Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası, 25-30 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirildi. Sindirim sistemiyle konu başlıklarını içeren zengin bilimsel programda; gastroenterolojinin temel konuları, yeni tedavi yaklaşımları ve teknolojiler, Türk ve yabancı bilim insanlarının sunumlarıyla tartışıldı. Kongre sonunda düzenlenen basın toplantısı, Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin başkanlığında yapıldı. Toplantıda 42. UGH Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz karaciğer yağlanması, TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk obezite, Kongre Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Asıl safra taşları, Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ bağırsak sağlığı ve kanser, Kurs Koordinatörü Prof. Dr. Altay Çelebi reflü hastalığı, Kurs Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Boğa ise proton pompa inhibitörleri hakkında bilgi verdi.

TÜRKİYE GASTROENTEROLOJİ ALANINDA ULUSAL ÖLÇEKTE
Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Türkiye'nin gastroenteroloji alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma ulaştığını belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu. Çekin, kongrenin 1974'ten bu yana büyüyerek devam ettiğini hatırlatarak şunları söyledi: "İlk kongremizi 1974 yılında düzenledik ve o günden bu yana giderek büyüyen bir camiaya dönüştük. Türkiye genelinde sayımız bugün bin 100'lere yaklaştı ve branş olarak çok ciddi bir gelişim kaydettik. Ülkemizde dünyayla aynı seviyede çalışan, hatta birçok açıdan daha ileri düzeyde olan merkezlerimiz ve hekimlerimiz var. Dünyada yapılan tüm endoskopik ve girişimsel işlemler artık Türkiye'de de başarıyla uygulanıyor. Öyle ki bugün eğitim almak için ülkemize gelen hekimler arasında Avrupalılar dâhil pek çok yabancı uzman bulunuyor."
"HER DÖRT YETİŞKİNDEN BİRİNDE KARACİĞER YAĞLANMASI VAR"
Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, TGD'nin 1974'ten bu yana düzenlediği kongrelerin her geçen yıl bilimsel düzeyinin yükseldiğini belirtti. Bu yıl Antalya'da hemen her yıl olduğu gibi yeniden bir araya geldiklerini söyleyen Oğuz, bin 440 katılımcıyla hekimler, endüstri temsilcileri ve gastroenteroloji hemşirelerinin aynı çatı altında buluştuğunu, gastrointestinal sistem ve karaciğer alanında çalışan ekipler için yıllardır süren kurslarla çok geniş yelpazeli bir program hazırlandığını ifade etti. Türkiye'den yaklaşık 300 bilim insanının konuşmacı olarak yer aldığını, Amerika, Brezilya, Avrupa ve Hindistan'dan gelen 20 uluslararası bilim insanının da programa katkı sağladığını aktaran Oğuz, bu yıl kongrenin ana temasını obezite ve sağlıklı yaşamın oluşturduğunu söyledi.
HASTALIĞIN EN TEHLİKELİ TARAFI BELİRTİ VERMEMESİ
Oğuz, karaciğer yağlanmasının geldiği noktayı ise şöyle özetledi: "Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var ve bu oran, obezitenin küresel ölçekteki artışıyla paralel bir şekilde yükseliyor. Hastalığın en tehlikeli tarafı, çoğu zaman sessiz ve belirti vermeden ilerlemesi; kişi kilo aldığını fark ediyor ama karaciğerinin yağlandığını fark etmiyor. İşlenmiş ve paketlenmiş gıdalar, mısır şurubu ve şeker şurubu içeren ürünler, şekerli içecekler, hareketsizlik ve modern yaşamın neden olduğu stres bir araya geldiğinde karaciğer yağlanması kaçınılmaz hâle geliyor. Türkiye'de çocukluk çağında obezitenin artması da geleceğimizi tehdit eden ayrı bir alarm işareti. Oysa basit kan testleri ve karaciğere yönelik ultrasonografi ile yağlanmayı erken dönemde tespit etmek, Akdeniz tipi beslenme ve vücut ağırlığının yüzde 7-10 oranında azaltılmasıyla bu süreci geri çevirmek mümkün."
"TÜRKİYE OBEZİTEDE AMERİKA'YLA AYNI RİSK ÇİZGİSİNDE"
TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, son yıllarda kongrelerde obezite konusuna geniş yer verdiklerini ve artık obezitenin yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde bir sorun olarak ele alındığını anlattı. Dünyada bir milyardan fazla obez birey bulunduğunu belirten Cindoruk, Türkiye'nin de bu tablonun dışında olmadığını vurguladı.
Cindoruk, obezitenin ulaştığı boyutu ise şu sözlerle anlattı: "Dünya çapında bir milyardan fazla obez insan var ve Türkiye'de bu oran hiç geri değil; nüfusun yaklaşık yüzde 30'unun obez olduğunu söyleyebiliriz, bazı çalışmalarda bu oran yüzde 40'a kadar çıkıyor. Genel olarak Türkiye'nin statüsü bu konuda Amerika'yla hemen hemen aynıyız ve dünya haritalandırmasına baktığımızda obezite açısından aynı kırmızı çizgide bulunuyoruz. Obezite artık yalnızca kalp hastalıkları, diyabet ve hipertansiyon için değil, karaciğer kanseri için de en önemli risk faktörlerinden biri hâline geldi; eskiden en sık neden viral hepatitlerken, bugün obeziteye bağlı karaciğer yağlanması öne geçmiş durumda. Doğru beslenme, düzenli fiziksel aktivite, gerektiğinde medikal ve endoskopik tedavilerle obeziteyi kontrol altına almazsak, önümüzdeki yıllarda obeziteye bağlı karaciğer kanseri sıklığında ciddi artışlarla karşılaşacağız."





