Türkiye’de yerel yönetimlerin içine sürüklendiği kaotik durum, aslında 1994’de İstanbul’da başlayan ve yerel yönetimlerin merkezi siyasete giden yolun sıçrama tahtası olabileceğini modelleyen bir sürecin 30 yıl sonra geldiği aşamaya işaret ediyor. Buraya bir günde gelinmediği gibi bir günde çıkılmayacağı da ortada. Belediyelerin olanaklarıyla seçmeni örgütleyen partilerin, yerelden merkeze yürüyüşünde bir başlangıç noktası olan yerel yönetimlerde bu yolu mevcutta iktidar olan AKP’nin içinden geldiği RP’nin açtığını söylemek mümkün. 2024’deki son yerel seçimlerde birçok belediyeyi kazanan CHP’nin elde ettiği başarı, bir süre sonra yerini yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarıyla, özel hayat içerikli görüntülerin ifşa edildiği bir gündeme sürükledi. Ülke gündemi bir yıldan fazladır belediyelere yönelik operasyonlarla belirleniyor. İstanbul’da başlayan, başta büyükşehirler olmak üzere Antalya, Adana, Mersin, Adıyaman, Uşak gibi birçok kente sıçrayan belediye operasyonları mevcut toplumsal kutuplaşmayı daha da körüklüyor.
BELEDİYELERDE SONUÇLARA DEĞİL, NEDENLERE ODAKLANMAK
Ancak bu toz dumanın arasında belediyelere yönelik birçok yapısal sorun ve açmaz ıskalanıyor. Tarafgirlik ve partizanlık duygusunun yarattığı körleşme, sonuçlar tartışılırken nedenlerin üstünün örtülmesini sağlıyor. Yerel yönetimlerin açmazı da burada başlıyor. Liyakat sistemi ve uzmanlığın dışlandığı, nepotizmin yaygınlaştığı, çoğu yerde ‘patron’ olarak anılan lidere bağlılığın esas olduğu bir yönetim anlayışının egemen olduğu yerel yönetimlerde kamucu yaklaşımın yerine derebeylik sistemi egemen olmaya başladı. İhaleler, imar rantı, vakıflar, bağış sistemi ve belediye iştirakleri gibi ayakları olan bu sistem, siyasi partilerin genel merkezlerini finanse eder hale gelirken, başkan olmak için zenginleşmeyi, zenginleşmek için de başkan olmayı gerektiren bir kısır döngüye dönüştü. Bu konuda Antalya örneği birçok açıdan adeta bir laboratuvar gibi detaylar sunuyor.

ŞİRKETLER FARKLI, SAHİBİ AYNI
Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ANSET, kentteki büyük ölçekli kültür sanat etkinliklerini üstlenen şirket. Başta Antalya Altın Portakal Film Festivali olmak üzere, Piyano Festivali, Gastronomi Festivali gibi organizasyonlar bu şirketin aldığı ihaleler üzerinden yürütülüyor. Alt yükleniciler ise yıllardır değişmiyor: Aktüel, Time Organizasyon, VİP. Bu şirketler Antalya iddianamesinde yargılanan isimlerden biri olan M.O.K’ya, ya da onunla doğrudan ilişkisi olan isimlere ait. İ.K de o isimlerden biri. ANSET’e yönelik yapılan son operasyonun ardından tutuklanan isimlerden biri de İ.K olmuştu.

SANSÜR TARTIŞMASINI ARDINDAN ALTIN PORTAKAL İPTAL EDİLDİ
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, aynı zamanda ANSET’in yöneticisi olarak Temmuz 2025’e kadar görev yaptı. Tuncer’in görev süresi içerisinde 2023 yılında ANSET’in sorumluluğunda başlayan 60. Altın Portakal Film Festivali, ‘Kanun Hükmü’ filminin seçkiden çıkarılmasının ardından yaşanan sansür tartışmaları sonrasında iptal edilmişti.

SAYIŞTAY’DAN ANSET’E FESTİVAL UYARILARI: ŞİRKET ZARAR ETTİ
Sayıştay’ın ANSET’te yaptığı denetimde, Altın Portakal Film Festivali’nin iptali nedeniyle belediye şirketinin gelir kaybına uğradığını tespit etmişti. Sayıştay’ın ANSET’le ilgili 2023 yılı denetim raporunda yer alan bulgu özetle şöyleydi: “60. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Festival ve Sanat Yönetmenlerinin Kusurları Nedeniyle İptal Edilmesi ve Bu Nedenle Şirketin Gelir Kaybına Uğraması Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından ihale edilen ve ANSET uhdesinde kalan 2023/267629 ihale kayıt numaralı ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi 2023 Yılı Festivalleri Organizasyonu’ işi kapsamında düzenlenmesi planlanan 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin, festival ve sanat yönetmenlerinin kusuru nedeniyle iptal edildiği ve bu nedenle ANSET’in gelir kaybına uğradığı görülmüştür. Yapılan incelemeler neticesinde; Belediye tarafından 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin teknik şartnamenin 10’uncu maddesinin yedinci fıkrasına istinaden, ülke gündemini etkileyecek toplumsal olumsuz olaylar nedeniyle Belediye tarafından iptal edildiği tespit edilmiştir. İşe ait teknik şartnameye göre festivale katılacak filmlerin seçilmesi, jüri üyelerinin belirlenmesi ve festival direktörlük hizmetinin yerine getirilmesi ANSET'in sorumluluğundadır. ANSET ise bu sorumluluklarını yerine getirebilmek için hizmet alımı sözleşmeleri imzalayarak festival yönetmeni ve sanat yönetmeni görevlendirmiştir. Sonuç olarak; ANSET tarafından görevlendirilen festival ve sanat yönetmenlerinin kusurları nedeniyle 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali iptal edilmiş ve şirket bu festival kapsamında elde etmeyi beklediği gelirden mahrum kalmıştır.”

BELEDİYE ŞİRKETİNE BASİRETLİ BİR TÜCCAR GİBİ DAVRANMA UYARISI
Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Yusuf Yavuz'un haberine göre; festivalin iptal edilmesine rağmen, ayrılan bütçenin ne olduğu sorusu, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin de gündeminde tartışma konusu olmuştu. Sayıştay’ın ANSET gibi diğer belediye şirketlerine de zarar ettiği halde sürekli bütçe aktarımı yapılmasına yönelik bulguları da yine aynı dönemde tartışma konularından biriydi. Zarar eden belediye şirketi Ulaşım AŞ hakkındaki Sayıştay raporunda, şirket yönetiminin ‘basiretli bir tüccar’ gibi davranmadığı vurgusu dikkat çekiciydi.
MECLİS ÜYELERİ, DANIŞMANLAR, AKRABALAR ŞİRKET YÖNETİCİSİ OLDU
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan şirketler, bazı meclis üyeleri başta olmak üzere iş dünyasından ve kentin siyasi figürlerinin yönetiminde yer aldığı birer ‘siyasi ittifak’ üssü haline gelmişti. Başkan Danışmanları Lokman Atasoy ve Cem Oğuz’un birden fazla belediye şirketinin yönetiminde yer alması dikkati çekerken, Muhittin Böcek’in akrabası olan isimler de şirketlerin yönetim kurullarından yer alıyordu.
‘TEZGÂHLAR BOŞ KALMASIN’ DİYE KENDİ ŞİRKETLERİNDEN ET SATIŞI
Bir başka belediye şirketi olan ANET AŞ’nin Genel Müdürü olan CHP’li Meclis Üyesi Rüştü Peker’in, sahibi olduğu kendi besicilik şirketinden, yöneticisi olduğu belediye şirketine karkas et satışı yapıldığı ortaya çıkmıştı. Temmuz 2025’de kent gündeminde tartışma konusu olan et satışının bir başka kahramanı ise ANET’in Yönetim Kurulu Başkanı olan, CHP’nin eski İl Başkanı Nuri Cengiz’di. Cengiz’in oğluna ait şirketten ANET’e et satışı yapıldığı ortaya çıkınca her iki ismin ortak savunması, belediyenin ‘Halk Et’ projesinde “tezgâhların boş kalmaması amacıyla piyasadan daha ucuza et temin etmek amacıyla kendi firmalarından alım yapıldığı” şeklinde olmuştu.

İKİ İSİM 29 NİSAN’DA YENİDEN ANET’İN BAŞINA GETİRİLDİ
CHP’nin eski İl Başkanı ve aktif olarak Meclis Üyesi olan iki şirket yöneticisinin, belediye şirketine yönelik et satışının tutarı 1 milyon TL’yi bulurken, bu konu siyasi etik ve kamu ihale kanunu tartışmalarını beraberinde getirmişti. Ancak her iki isim de halen ANET’in yönetici olarak görevlerini sürdürüyor. CHP Meclis Üyesi Peker ve eski İl Başkanı Cengiz, 29 Nisan 2026 tarihinde yeniden ANET AŞ’nin yönetimine getirildi.
PLAJDA AÇILAN YENİ ŞUBEYE YÖNETİCİ OLARAK AKRABA ATAMASI
ANET AŞ’nin 5 Mayıs 2026 tarihinde ilan edilen yönetim kurulu kararına göre, görevden uzaklaştırılan tutuklu başkan Muhittin Böcek’in akrabası olan Kalan Karakuş’un da şirketin Boğaçayı ANET Plajı şubesine yönetici olarak atandığı görülüyor.

FESTİVALLER, İHALELER, DOĞRUDAN TEMİNLER
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılında festivaller için ayırdığı 180 milyon TL’lik bütçenin sınırları açılarak 200 milyonun üzerine çıkmıştı. Faaliyet raporunda yer alan veriler, dikkatleri festival ve kültür sanat etkinlikleriyle ilgili ihalelere yöneltti. Festivallerin ana ihaleleri ANSET’e verilirken, ANSET de alt yüklenicilere iş veriyor. Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili daire başkanlıkları tarafından aynı işler kapsamında yapılan doğrudan temin alımlarında da ayrıca benzer firmalar tercih ediliyor. Sanatçı kaşe bedelinden, ses ve ışık düzenine, sahne kurulumundan araç ve gereçlerin kiralanmasına yönelik milyonlarca liralık kalemlerin, doğrudan temin yoluyla ilişkili 3-5 firma arasında paylaşıldığı görülüyor.

İHALELERİ BÖL, DOĞRUDAN TEMİNLE AYNI ŞİRKETLERE VER
Açık kaynaklarda yer alan doğrudan temin alımlarına göre 14 Ekim 2025 tarihli Candan Erçetin konseri kaşe bedeli olan 4 milyon 960 bin TL’lik tutarın TİME Organizasyon şirketi üzerinden ödendiği görülüyor. Yine aynı şekilde 27 Şubat 2026 tarihli Kıraç konserinin 3 milyon 150 bin TL’lik kaşe bedelinin de TİME Organizasyon üzerinden ödenmiş. Tek bir iş kapsamında olan aynı etkinliklerin canlı yayın, teknik kurulum ve kaşe bedeli olarak parçalanarak doğrudan temin modeliyle aynı firmalara verildiği görülüyor. Hem Candan Erçetin, hem de Kıraç konserlerinde aynı yöntem uygulanmış.

MEVZUATA GÖRE DOĞRUDAN TEMİN LİMİTİ 1 MİLYON 20 BİN TL
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/d maddesine göre 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren geçerli olan doğrudan temin limitleri, KDV hariç olmak üzere büyükşehir belediyesi sınırları içindeki idarelerde 1.021.827 TL, diğer idareler için 340.391 TL olarak belirlendi. Bu doğrudan temin limitleri, 31 Ocak 2027 tarihine kadar geçerli olacak. Aynı düzenleme kapsamında 2025 yılında geçerli olan doğrudan temin limitleri ise büyükşehir belediyesi sınırlarındaki idarelerde 800.366 TL, diğer idareleri için de 266.618 TL olarak belirlenmişti.

TİCARİ ALIM SATIM DEĞİLSE LİMİT AŞIMI VAR
Belediyenin yapmış olduğu doğrudan temin alımlarının birçok kalemde mevzuatla belirlenen limitlerin 2-3 kat üzerine çıktığı görülüyor. Mevzuat, yalnızca ticaret amacıyla, bir başka deyişle alım satımı yapılacak olan mal ve hizmetlerde limit sınırını kaldıran “istisnai” alımlara olanak sağlıyor. Konunun uzmanlarına göre, Kamu İhale Kanunu’nun 3/g maddesi, bununla ilgili ‘kapsam dışı’ uygulamasının sınırlarını belirliyor. Ancak hizmet amacıyla yapılan mal ve hizmet alımlarında bu istisnaya sığınılarak bütüncül bir ihale yerine doğrudan temin yoluna gidilmesi, mevzuatı dolanmak olarak yorumlanıyor.

DOĞRUDAN TEMİN BİR MODELE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ
EKAP kayıtlarında yer alan doğrudan temin sonuçlarına göre, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde bu yöntemin süreklilik gösteren bir mal ve hizmet alım modeline dönüştüğü görülüyor. Daha düşük rakamların olduğu kimi doğrudan temin alımlarında ise, ilgili daire başkanlıklarının görev ve sorumluluk alanında bulunmayan bazı hizmetler için ödemeler yapıldığı görülüyor.
KENT TARİHİ BURSA’DAN YARIŞ ATI NAKLİ İÇİN HİZMET ALIMI YAPMIŞ
Örneğin Kent Tarihi ve Tanıtım Daire Başkanlığı tarafından yapılan ‘26DT45285’ Kayıt Numaralı hizmet alımının konusu, Türkiye Jokey Kulübü tarafından Büyükşehir Belediyesi’ne hibe edilecek olan ‘Ballıdağ’ adlı atın Bursa’dan Antalya’ya nakledilmesi. Kent Tarihi ve Tanıtım Daire Başkanlığı’nın görev ve sorumlulukları arasında, atların nakli ya da ulaşım hizmetleri gibi iş ve işlemler bulunmuyor ancak Daire Başkanı İsmail Oskay’ın sosyal medyadan sıklıkla paylaştığı video ve fotoğraflardan atlara düşkün olduğu görülüyor. Birimin mevzuatında olmasa da atlarla ilgili bu görev ve sorumluluğun, daire başkanının kişisel zevklerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı bilinmiyor.

ŞİRKETİN ADI, HİZMET ALIMI İŞİNİN KONUSU OLMUŞ
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin doğrudan temin yöntemiyle yaptığı bir başka ilginç hizmet alımı ise, işin verildiği şirketin adını, doğrudan hizmet alımının başlığına taşıyan 16 Mart 2026 tarihli işlem. EKAP kayıtlarına göre '26DT78‘272’ Kayıt Numaralı hizmet alımının sonuç duyurusu, “Global Etkin Mak. İnş. Turizm. Otom. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.” diye başlıyor, ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı’ adıyla devam ediyor. Doğrudan temin sonuç duyurusunun sözleşme kısmında ise, Global Etkin Mak. Şirketinin olduğu görülüyor. Hizmet alımının konusuna ilişkin başka bir açıklama bulunmayan sonuç duyurusuna bakıldığında, doğrudan temin konusunun doğrudan firmanın adı olduğu izlenimi doğuyor. Bu sonuç ilanı, Büyükşehir Belediyesi’ndeki ihale sonuçları arasında en çarpıcı örneklerden biri.

ASAT’TAN DOĞRUDAN TEMİN İLE İPHONE ALIMI
Ancak örnekler bununla da sınırlı değil. ASAT’ın 22 Aralık 2025 tarihli doğrudan temin yoluyla yaptığı ‘25DT2496205’ Kayıt Numaralı mal alımının konusu, “İPhone Telefon Alımı” olarak belirtilmiş. ASAT, marka belirtilerek alımı yapılan İPhone telefon için 120 bin 825 TL ödeme yapmış. ASAT’ın bir başka doğrudan temin alımında da yine İphone marka İped alımı yer alıyor.
EKDAĞ’IN DÜZENLİ BİRA VE SİGARA ALIMLARI DOĞRUDAN TEMNİNLE
Büyükşehir Belediyesi iştiraki EKDAĞ’ın ‘satış amaçlı’ açıklamasıyla yaptığı bira ve sigara alımlarında da doğrudan temin yönteminin tercih edildiği görülüyor. EKDAĞ’ın, et, süt, sebze, gıda, içecek, yaprak buz ev balık gibi kısa aralıklarla ve çok sayıda kalemde doğrudan temin alımı yapması dikkat çekiyor. Uzmanlara göre sürekli ihtiyaç olan ve önceden planlama yoluyla rekabet koşulları içerisinde açık ihale ile yapılması gereken bazı alımların doğrudan temin yoluyla yapılması, bütüncül ihalelerin küçük parçalara bölünerek aynı firmaların gözetilmesi sonucunu doğuruyor. EKDAĞ’ın alımlarına bakıldığında bu tespitlerin doğrulandığı görülüyor.

ETKİNLİKLER İÇİN HEP AYNI FİRMALAR TERCİH EDİLİYOR
Toplamda büyük tutarlara ulaşacak mal ve hizmet alımlarının parçalara bölünerek belirli firmaların adını öne çıktığı bir doğrudan temin yönteminin öne çıktığı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin festival ve benzeri organizasyonlar için en sık tercih ettiği firmalar, Aktüel Havai Fişek, Aktüel EXPO, Time Organizasyon VİP Yayıncılık. Bu firmalar, Antalya iddianamesi kapsamında yargılanan isimlerden biri olan M.O.K’ya ait.

CANSEL TUNCER: ‘20 YILDIR TANIRIM, TÜRKİYE ÇAPINDA İŞ YAPAR’
ANSET’in önceki yöneticisi olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, soruşturma kapsamında 21 Aralık 2025 tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda verdiği ifadede, özetle şunları dile getirmişti: “M.O.K isimli şahsı yaklaşık 20 yıldır tanırım. Suça konu tespitlerle ilgili herhangi bir bilgim ve görgüm bulunmamaktadır. Şahsa ait şirketler üzerinden Büyükşehir Belediyesiyle il ilişkisi bulunan şahıslardan ödeme istendiği iddiasını sizlerden öğrendim. Şahıs sahip olduğu şirketlerin teknik donanımı ve tecrübesi itibariyle düzenlenen etkinliklerde profesyonel işler yapmaktadır. Büyükşehir Belediyesi ve iştirak şirketlerinde yoğun şekilde iş alması bundan kaynaklıdır. Şahsın aynı zamanda siyasi parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelere iş yaptığını herkes bilmektedir. Yaptığı işleri Türkiye çapında icra eder. Yapmış olduğu işlemler sebebiyle Büyükşehir Belediyesi olarak bugüne kadar hiç bir sıkıntı yaşamadık. Ancak belirttiğim gibi suça konu mal edimi ve aklamaya yönelik para transferleri yaptığı iddiasından ben haberdar değilim. Benim irtibat kurduğum işlerle ilgili gayri resmi hiç bir durum söz konusu olamaz. Yapılan işler karşılığında hak ettiği ödemesini mali mevzuat uyarınca almıştır. Harici bir bilgim bulunmamaktadır.”

SON OPERASYONA ‘RÜŞVET’ DAMGA VURDU, TUNCER TUTUKLANDI
Genel Sekreter Cansel Tuncer, geçtiğimiz hafta Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen yeni operasyon dalgasının ardından hakkında gözaltı kararı verilen 34 kişi arasında bulunuyordu. Yeni gözaltı dalgası sırasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altında olduğu öğrenilen Tuncer, tedavisinin tamamlanmasının ardından 6 Mayıs’ta tutuklandı. Yapılan son operasyonun odağında festival ihaleleri, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak gibi suçlamalarla birlikte 113 milyon TL’nin üzerinde kamu zararına yol açıldığı iddiası yer alıyor. Bu kapsamda tutuklanan isimler arasında Kent Tarihi ve Tanıtımı Daire Başkanı İsmail Oskay ile ANSET yöneticisi V.N gibi isimler de yer alıyor.

YERELE BAŞKAN OLMANIN YOLU MERKEZİ FİNANSE ETMEKTEN GEÇİYOR
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen operasyonlar ülke gündeminde yer almayı sürdürürken, yerel yönetimler ve merkezi siyaset arasındaki finans trafiği ve adaylık için ödendiği öne sürülen milyonlarca liralık tutarlar gündemi belirliyor. Kimi zaman özel hayat, kimi zaman da magazin iştahını kabartan tüm bu tartışmaların görünmeyen yüzünde ise, özellikle büyükşehir belediyelerinde milyarlarca liralık bütçeleri yöneten siyasi figürlerin bu oyununu sürdürme iştahı yer alıyor. Bu iştah, kamu ihale kanunu başta olmak üzere kamu işleyişinin bütünüyle felç olmasına neden olan yeni bir yerel yönetim anlayışını da zorluyor.
LİYAKATİN YERİNİ TAHT SAHİBİNE SADAKATİN ALDIĞI DEREBEYLİK
Bu taht oyununda liyakat, uzmanlık, kamucu bakış açısı, kadın, çevre, demokrasi ve idealizm gibi kavramlar daha çok bir slogan olarak ve ‘halkla ilişkiler’ aracı olduğu ölçüde anlamlı bulunurken; nepotizm, tahtın sahibine sadakat ve lidere koşulsuz bağlılık gibi özellikler görevde yükselmek için ön koşul gibi görülüyor. Bu modelde bir şoför, daire başkanının üzerinde görülebilir, bir işçi müdürüne emir verebilir, bir hayvan bakıcısı veterinere rol kesebilir. Bu tablo, genel olarak tüm dünyada yerel yönetimleri çoğulculuk kapsamında güçlendirme eğiliminin arttığı bir dönemde Türkiye’de ise 14. Yüzyıl Anadolu’sunun Beylikler dönemi ya da Osmanlı’da 18. yüzyıldan itibaren güçlenmeye başlayan Ayanlık (derebeylik) sisteminin yeniden canlanmasını andıran bir manzara yarattı.
KENTLER DAHA DA YAŞANMAZ HALE GELMEDEN…
Özellikle büyükşehirlerde belediyeler, birçok bakanlığı geride bırakan yıllık bütçeleriyle büyük bir para kaynağını yönetirken, belediye başkanları da bölgesel birer derebeyi rolünü benimsemeye başladılar. Uşak örneğinde, büyükşehir olmasa da bu rolün benimsendiği görülüyor. Yerel yönetimlerin su, altyapı, kent içi ulaşım ve temizlik gibi temel hizmetler konusunda uzun vadeli yatırımlar konusunda daha yavaş davrandığı görülürken, hızlıca oya tahvil edilebileceği düşünülen konser, festival gibi halkla ilişkiler etkinliklerine büyük paralar harcaması bu kısır döngüyü çıkmaza sokuyor. Türkiye bu çıkmaza bir günde sürüklenmedi ancak hızlıca önlem alınarak yapısal düzenlemeler ortaya konulmazsa kentlerde gündelik yaşamın daha da kaotik hale geleceğine şüphe yok. Yerel siyaset, merkezi siyaseti finanse eden açmazdan kurtarılarak yeniden yerele hizmet etme odağına geri döndürülmeli.






