Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, sağanak yağmur ve fırtınanın vurduğu Antalya'da tarım sektöründe yaşanan sorunları anlattı. Özellikle tarım sigortalarının üretici için hayati önem taşıdığını belirten Kaçın, Tarım Sigortaları Havuzu’nun (TARSİM) devlet destekli bir yapı olduğunu ve primlerin yüzde 50’sinin devlet tarafından karşılandığını hatırlattı. Havuz sisteminin kâr amacı gütmediğini, gerektiğinde Hazine desteği aldığını ifade eden Kaçın, prim artışlarının ise artan maliyetler ve afet yoğunluğu nedeniyle yaşandığını söyledi.
“EKSPER ÖNCE SUYUN ÇEKİLMESİNİ BEKLİYOR”
Özellikle sel ve su baskınlarında hasar tespit süreçlerinin uzun sürdüğünü belirten ZMO Şube Başkanı Kaçın, “Seraya su girdikten sonra eksper önce suyun çekilmesini bekliyor. Bu süreç 50 günü bulabiliyor. Bu da üreticinin yeniden ekim yapmasını geciktiriyor ve mağduriyet yaratıyor” dedi. Özellikle biber gibi ürünlerde su baskını sonrası verim kaybının telafi edilmesinin zorlaştığını dile getirdi.

“ÜRETİCİ NE İMZALADIĞINI BİLMELİ”
Başkan Kaçın, üreticilerin sigorta poliçelerini detaylı incelemesi gerektiğini belirterek, sigortalanan ürünün kilogramı ve fiyatının gerçeğe uygun olup olmadığının kontrol edilmesinin çiftçinin sorumluluğunda olduğunu söyledi. TARSİM eksperlerinin bağımsız çalıştığını vurgulayan Kaçın, kamuoyunda oluşan “eksper hasarı vermedi” algısının doğru olmadığını ifade etti. “Eksperler sayım yaparak, fotoğraflarla belgeleyerek rapor hazırlar. Sözleşme dışında işlem yapmaları mümkün değildir” dedi.
SERA MALİYETLERİ VE SİGORTA PRİMLERİ
Bir dönüm modern seranın maliyetinin 800 bin lira ile 1,5 milyon lira arasında değiştiğini belirten Kaçın, en az riskli kategoride bir dönüm plastik seranın yaklaşık 850 bin liraya mal olduğunu ve üreticinin ödeyeceği primin yaklaşık 6 bin 324 lira olduğunu söyledi. Cam seralarda ise 1 milyon liralık yatırım için yaklaşık 7 bin 942 lira prim ödendiğini aktardı. Antalya gibi afet riskinin yüksek olduğu bir bölgede sigortasız üretim yapmanın büyük risk olduğunu kaydetti.

“TARIMDA İZLENEBİLİRLİK ŞART”
Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Murat Şentürk'ün haberine göre, tarım kimyasallarının denetimi konusunda da konuşan Kaçın, ülkeye giren gübre ve ilaçların içeriklerinin sıkı denetlenmesi gerektiğini belirtti. Laboratuvar sayısının artırılması ve analiz ücretlerinin düşürülmesi gerektiğini ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilmeye çalışılan Bitki Reçetesi sisteminin etkin şekilde uygulanması gerektiğini belirten Kaçın, tarım ilaçlarının hangi üretici tarafından ne dozda kullanıldığının izlenebilir olması gerektiğini söyledi. Kayıt dışı üretimin de ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan Kaçın, Çiftçi Kayıt Sistemi’nde yer almayan üreticilerin denetlenmesi gerektiğini ifade etti.
“TARIMSAL ALANLAR DOĞRU PLANLANMALI”
Seraların dere yataklarına ya da yanlış alanlara kurulmasının uzun vadede büyük kayıplara yol açtığını belirten Kaçın, tarımsal üretim alanlarının bilimsel etütlerle belirlenmesi gerektiğini söyledi. Yoğun yağışlarda verimli üst toprağın sel sularıyla kaybedildiğine dikkat çekti.
COP31 VE ULAŞIM UYARISI
Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapacağını hatırlatan Kaçın, yaklaşık 90 ülke liderinin kente gelmesinin beklendiğini belirtti. Organizasyonun EXPO alanında yapılmasının planlandığını ifade eden Kaçın, ulaşım altyapısının yetersiz olduğuna dikkat çekti. Karbon ayak izi konusunun bilimsel zeminde tartışılması gerektiğini söyledi.

TOKİ İNŞAATINA MAHKEMEDEN DURDURMA KARARI
TOKİ’nin tarımsal üretim alanlarının ortasında yapmak istediği inşaatın mahkeme kararıyla durdurulmasının sevindirici olduğunu belirten Kaçın, tarım alanlarının imara açılmasının üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti.
MADEN OCAKLARI VE ENDEMİK TÜRLER
Dağlarda açılan maden ocaklarının ekosisteme zarar verdiğini vurgulayan Kaçın, Anadolu’nun endemik tür zenginliğine dikkat çekti. Özellikle Antalya’daki kum zambağının korunması gerektiğini söyledi. Maden sahalarının rehabilitasyon yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirten Kaçın, ağaçlandırma maliyetleri yüksek olduğu için şirketlerin cezayı ödemeyi tercih ettiğini, mevcut cezaların caydırıcı olmadığını dile getirdi.

“ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”
Ziraat mühendisliğinin insan sağlığıyla doğrudan bağlantılı bir meslek olduğunu ifade eden Kaçın, temiz gıdaya erişimin milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Türkiye’de 44 ziraat fakültesi bulunduğunu ancak uygulama alanlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Antalya Şubesi olarak yaklaşık 3 bin 600 kayıtlı üyeleri bulunduğunu ifade eden Kaçın, meslektaşlarının daha donanımlı yetişmesi için fakültelere daha fazla destek verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.





