CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen Milli Parklar Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklif üzerine yaptığı konuşmada iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Coşar, teklifin doğayı korumaktan uzak olduğunu ve milli parkların turizm gelirine dayalı bir işletme mantığına dönüştürülmesinin önünü açtığını belirtti.

“KANUN TEKLİFİ ANAYASA’NIN YOK HÜKMÜNDEDİR”

TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Coşar, iktidarın hazırladığı birçok kanun teklifinin Anayasa’ya aykırılık taşıdığını ileri sürerek, “Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin birçok maddesi Anayasa'ya aykırıdır, 24 yıldır AKP'nin kanun yapım tekniğinin özeti de budur; ya Anayasa'ya aykırı kanun teklifi getirmek ya da Anayasa hükümlerini yok saymak. Üzerinde söz aldığım teklifin 14'üncü maddesiyle kanun kapsamındaki alanlarda 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun geçici 12 ve 18'inci maddeleri uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğünce işlemleri yürütülen ve bedelleri tahsil edilen turizm izinlerini 2873 sayılı Kanun'un 17'nci maddesine paralel olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne devri düzenlenmektedir. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığına ait olan yetkiler özel bütçeli kurum olan Genel Müdürlüğe devredilmesiyle devletin idari teşkilatı arasında yer alan görevler ayrılığını ortadan kaldıracaktır” ifadelerini kullandı.

Aliye Coşar Milli Parklar Açıklaması

“YETKİ DEVRİ DENETİMİ ZAYIFLAYACAK”

Coşar, turizm izinlerinin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesinin denetim mekanizmalarını zayıflatacağını savunarak, “Sonuç olarak, birimler birbirini denetleyemeyecek ve uzmanlık alanları dışında işlem yapılmasına neden olacaktır. Bu açıkça Anayasa’nın 2'nci maddesinin hukuk devleti ilkesine aykırı bir düzenlemedir; özel bütçeli kurum olan Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlanacak izin ve gelirler bakımından genel bütçe kapsamındaki Millî Emlak Genel Müdürlüğünün yetkilerinin azaltılması sürecidir. Millî parkları turizm odaklı bir genel müdürlük idaresi anlayışına terk eden bu madde farklı kurum ve görüşlerine duyarlı, bütüncül korumaya odaklı planlama anlayışını, buna dayalı izin ve idari anlayışını ihlal edecektir” dedi.

“MİLLİ PARKLAR DOĞAL MİRAS, RANT KAPISI DEĞİL”

Kanun teklifinin milli parkları korumak yerine gelir odaklı bir anlayışa yönelttiğini dile getiren Coşar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu kanun teklifi millî parkları korumaktan çok turizm tahsis ve gelir odaklı işletmeye dönüştürüyor. Millî parklar rant ve gelir kapısı değil doğal mirastır. Bu mirasın yağmalanmasına kanunla kılıf hazırlayamazsınız. Her şeyi bitiren, satan sisteminiz şimdi de millî parklara göz dikmiş durumdadır. AKP döneminde yalnızca insanlar üzerindeki baskının değil doğaya, toprağa ve suya yönelik baskının giderek arttığını da görüyoruz. Ormanlarımız vahşi madenciliğe açılıyor.”

ANTALYA’DA DOĞA TAHRİBATI GİDEREK ARTIYOR

Coşar, konuşmasında Antalya’daki bazı projeleri de gündeme getirerek doğaya zarar verildiğini ileri sürerek, “Bugün aynı anlayışı Akdeniz'de ve Antalya'mızda görüyoruz. Kaş Limanağzı'na yollar açılıyor, sit alanları yapılaşmaya zorlanıyor, Alara Çayı gibi doğal havzalar HES'lerle baskı altına alınıyor, Elmalı ve Korkuteli'deki meralar GES, Oymapınar yüzer GES sahalarına dönüştürülmek isteniyor. Finike Gökliman'da tarihî Likya yolu güzergâhında doğayı ve tarihi yok edecek mermer ve taş ocaklarında ısrar ediliyor. Gündoğmuş'un ormanları ve su kaynakları taş ve mermer ocaklarıyla yok edilmek isteniyor. Kemer Göynük'te Beydağları Sahil Millî Parkı sınırları içerisinde kalan ormanlar bir otel projesi için feda ediliyor, talan ediliyor. Akbelen'de halkın zeytinlikleri ve ormanlarımız maden sahası ilan ediliyor. Ayrıca, bir de iktidar "ÇED Gerekli Değildir" kararlarıyla bu talanı da meşrulaştırmaktadır. Bu kararların neye göre verildiği çok açıktır, bilimsellikten uzak yaklaşımla çevre felaketlerine bürokratik zemin hazırlanmaktadır” şeklinde konuştu.

Alara Çayı 2

“TALAN POLİTİKASI BİR SALGIN GİBİ TÜM ÜLKEYİ SARMIŞ DURUMDA”

Coşar, iktidarın çevre politikalarını eleştirerek “İktidarın rant uğruna talan politikası bir salgın gibi tüm ülkeyi sarmış durumdadır. Bu anlayışın ortak noktası şudur: Doğayı korumak yerine her ağacı, her zeytinliği, her dereyi bir rant kalemi olarak görmek. Koruma mevzuatı sürekli değiştirilerek "kamu yararı" adı altında şirketlere alan açılıyor. AKP'nin "kamu yararı" dediği şey yandaşın yararıdır. Orman, millî park, sit alanı, zeytinlikler, özel koruma alanları konu rant olunca iktidarın gözünde esnetilebilir bir hâle geliyor. Oysa kamu yararı; ormanın, suyun, toprağın korunmasıdır” dedi.

Muhabir: VİLDAN ÖZKAN