TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ceren Şahin, Antalya-Konya yolunun göle dönüşmesinin ardından yağışlara dikkat çekti. “Son 70 yılın en yüksek şubat yağışı” ve alanın göl değil “polye” olduğunun ifade eden Şahin, bilimsel gerçekliğin farklı olduğunu dile getirdi. Kapalı karstik havzalar olan polyelerin drenaj kapasiteleri aşıldığında geçici göl haline dönüşebildiğini belirten Şahin, “Polye demek göllenme riski yok demek değildir; tam tersine kapalı havza taşkın riskinin yüksek olduğu anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Antalya Konya Yolu (2)-1

“YAĞIŞLAR SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ”

Yağışın şubat ayında gerçekleşmiş olmasının sorumluluğu ortadan kaldırmadığını kaydeden Şahin, mühendislik tasarımlarının belirli bir aya göre değil taşkın tekerrür analizlerine göre yapılması gerektiğini vurguladı. “Eğer 70 yıllık bir yağış periyodu sonucu yol 4 metre su altında kalabiliyorsa, bu durum taşkın tasarım kriterlerinin yeterince dikkate alınmadığını düşündürmektedir” dedi. Şahin, ciddi kazı ve dolgu içeren kapasite artışı projesinin kapsamlı ve çok disiplinli bir ÇED sürecinden geçirilmemiş olmasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. 2004 yılına ait muafiyet kararlarının 2018 yılında genişletilen projeye dayanak yapılmasının, çevresel etki değerlendirme sisteminin ruhuna aykırı olduğunu belirten Şahin, kamuoyunda şu soruların yanıt beklediğini söyledi.

Antalya Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Ceren Şahin

“HAVZA ÖLÇEKLİ HİDROLOJİK MODELLEME YAPILDI MI?”

Şahin açıklamasında yetkililere, “Q50, Q100 gibi taşkın tekerrür analizleri yol kotunun belirlenmesinde dikkate alındı mı? Geçici göllenmeleri gösteren taşkın ve su birikimi haritaları neden kullanılmadı? Neden yalnızca 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli topoğrafik haritalar esas alındı? Hafriyatın düdenler ve doğal drenaj sistemi üzerindeki etkileri araştırıldı mı?” sorularını yönetti. İklim değişikliğinin artık öngörülemez bir olgu olmadığını belirten Şahin, altyapı projelerinde temel bir tasarım parametresi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Yağış rejimlerindeki değişkenlik, kısa sürede yüksek debili akışlar ve ani kar erimelerinin özellikle kapalı havzalarda taşkın riskini artırdığını ifade eden Şahin, “İklim değişikliği hatalı projelendirmelerin mazereti değil; daha dirençli ve güvenli altyapılar üretmenin gerekçesidir” dedi.

Antalya Konya Yolu Nisana Kadar Açılmayabilir! 1988 Haritası Ortaya Çıktı! (4)

“MENFEZ SAYISI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR”

Kapalı havzalarda suyun dışarı akabileceği doğal bir eğim bulunmadığını kaydeden Şahin, çok sayıda menfez yapılmasının tek başına taşkın riskini ortadan kaldırmayacağını söyledi. Şahin, “Menfezler suyu havza dışına taşıyamıyorsa, su seviyesi yükseldiğinde yol platformu göl aynasının altında kalacaktır. Sorun yalnızca suyun yolun bir tarafından diğerine geçememesi değil; yol kotunun maksimum su seviyesine göre belirlenmemiş olmasıdır” dedi. Gembos Havzası ile birlikte Eynif Ovası’nın yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip hassas bir ekosistem olduğunu belirten Şahin, uzun süreli su baskınlarının tarım alanları ile endemik flora ve yaban hayatını olumsuz etkilediğini ifade etti.

Antalya Konya Yolu Sular Altında Kaldı

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ TALEPLERİNİ SIRALADI

ÇMO Antalya Şubesi olarak taleplerini sıralayan Şahin, şunları kaydetti:

“ÇED ve Proje Tanıtım Dosyası süreçlerinde iklim değişikliği zorunlu analiz başlığı olmalı. Havza bazlı hidrolojik ve hidrodinamik modelleme yapılmadan büyük altyapı projelerine izin verilmemeli. Geçici göl alanları ve taşkın haritaları dikkate alınmadan güzergâh belirlenmemeli. Eski muafiyet kararları, kapsamı genişletilmiş projelere dayanak yapılmamalı. Bilimin, mühendisliğin ve kamusal yararın gereği budur. Doğayla inatlaşan projeler er ya da geç doğanın gerçekleriyle yüzleşir. İklim değişikliğini dikkate almayan, hidrolojik gerçekleri görmezden gelen ve ÇED süreçlerini biçimsel bir prosedüre indirgeyen yaklaşım yarardan çok zarar getirmektedir.”

Kaynak: HABER MERKEZİ