Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi ve Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin orman varlığına yönelik tehditlerin yalnızca yangınlarla sınırlı olmadığını söyledi. Kılıç, maden faaliyetleri, plansız yapılaşma, tartışmalı imar uygulamaları ve statü değişikliklerinin de doğal alanlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.
ORMANLARIN BASKI ALTINDA OLDUĞUNU SÖYLEDİ
Ormanların korunmasının yalnızca yangınlarla mücadele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, “Ormanlarımız sadece alevlerle değil, maden faaliyetleri, plansız yapılaşma ve tartışmalı imar uygulamalarıyla da her geçen gün baskı altındadır” dedi. Kılıç, bir tarafta yangınlar nedeniyle kaybedilen ormanlar bulunurken diğer tarafta maden sahaları için açılan yollar, verilen izinler, genişleyen şantiye alanları ve imar kararlarıyla doğal alanların parçalandığını dile getirdi.

MADENCİLİK İZİNLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
Özellikle ekolojik değeri yüksek bölgelerde verilen madencilik izinlerinin etkisinin yalnızca ağaç kesimiyle sınırlı olmadığını belirten Kılıç, bu faaliyetlerin su havzaları, toprak, yaban hayatı ve orman ekosisteminin bütünlüğü üzerinde etkiler oluşturduğunu kaydetti. Kılıç, orman alanları üzerindeki baskıların değerlendirilmesinde ekosistemin bütününün dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
“DİKİLMİŞ FİDAN DOĞAL ORMANIN YERİNİ TUTMAZ”
Ağaçlandırılmış alanlarla doğal ormanların aynı değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Kılıç, dikilen fidanların zaman içerisinde büyümesinin kaybedilen yaşlı ve doğal orman ekosisteminin yeniden oluştuğu anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Kılıç, “Orman yalnızca ağaçlardan ibaret değildir” diyerek toprağın, suyun, bitki örtüsünün, hayvanların ve doğal dengenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Orman varlığının yalnızca hektar üzerinden açıklanmasının yeterli olmadığını da sözlerine ekledi.

ORMAN RAKAMLARININ ŞEFFAF AÇIKLANMASINI İSTEDİ
Kamuoyunda ormanlık alanların mevzuat ve istatistiklerde olduğundan daha geniş gösterildiğine yönelik soru işaretleri bulunduğunu dile getiren Kılıç, kullanılan verilerin kapsamının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini söyledi. Kılıç, doğal orman, plantasyon, gençleştirme sahası ve farklı nitelikteki alanların nasıl sınıflandırıldığının kamuoyuna açıklanmasını istedi. Orman vasfını kaybettiği ileri sürülen alanların hangi gerekçelerle statü değiştirdiğinin ve sonrasında hangi amaçlarla kullanıldığının da gizli kalmaması gerektiğini kaydetti.
“HER BİR ORMAN ALANI VATANDAŞIN ERİŞİMİNE AÇIK OLMALI”
Kılıç, orman alanlarının niteliği ve kullanımına ilişkin bağımsız denetim mekanizması oluşturulması çağrısında bulundu. Her bir orman alanının sınırının, niteliğinin, kullanım kararlarının ve verilen izinlerin vatandaşların erişimine açık olması gerektiğini söyledi. Yangın çıkan bölgelerde sonrasında maden, turizm veya yapılaşma baskısının ortaya çıkması durumunda bunun tesadüf olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirten Kılıç, yangın sonrası alanların korunmasında da sıkı denetim uygulanmasını istedi.

YANGIN SONRASI AĞAÇLANDIRMA UYARISI
Yanan alanların yeniden ağaçlandırılmasının, kaybedilen doğal ekosistemin yerine dikim yapılmış olması şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, çalışmaların yalnızca görüntüyü değiştiren bir uygulamaya dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Kılıç, “Doğayı rakamlara sığdıran değil, emaneti koruyan yönetim anlayışına ihtiyacımız var” diyerek ormanların gelecek nesillerin ortak hakkı olduğunu vurguladı.
“ORMANI KORUMAK, YAŞAMI KORUMAKTIR”
Konuşmasının sonunda yangınlarla mücadele edilmesi gerektiğini belirten Kılıç, bunun yanında madencilik ve imar baskısının, statü değişikliklerinin ve doğal alanların parçalanmasının da önlenmesi gerektiğini söyledi. Kılıç, ormanların yalnızca arazi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Ormanı korumak, yaşamı korumak, milletin ortak mirasını muhafaza etmektir” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.




