Antalya’nın en stratejik içme suyu kaynaklarından biri olan Manavgat Barajı üzerine kurulması planlanan yaklaşık 45 futbol sahası büyüklüğündeki Yüzer Güneş Enerji Santrali (YGES) projesine ilişkin teknik rapor kamuoyuyla paylaşıldı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, projenin içme suyu güvenliği açısından “geri dönülemez riskler” barındırdığı vurgulandı.
HALK TOPLANTISINA DAVET
Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, yurttaşları 26 Şubat 2026 Perşembe günü saat 11.00’de Manavgat’ta Alara Park Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek Halkın Katılım Toplantısı’na katılmaya çağırdı. Toplantının Bucakşeyhler Mahallesi Nardibi Sokak No:30/2, Oymapınar yolu üzerindeki salonda yapılacağı bildirildi.
“ENERJİ ÜRETİMİ GEREKLİ, ANCAK YER SEÇİMİ YANLIŞ”
Açıklamada, iklim kriziyle mücadelede güneş enerjisinin öneminin tartışmasız olduğu belirtilirken, projeye seçilen alanın Antalya’nın gelecekteki içme suyu planlaması açısından kritik bir konumda bulunduğuna dikkat çekildi. Manavgat Barajı’nın yalnızca enerji üretim sahası olmadığı, aynı zamanda ASAT’ın 2070 projeksiyonunda kentin en büyük içme suyu kaynağı olarak planlandığı ifade edildi. Saniyede 10,5 metreküp suyun kent merkezine iletilmesinin öngörüldüğü rezervuarda su kalitesini etkileyecek her müdahalenin doğrudan halk sağlığı sorunu doğuracağı kaydedildi.
Daha önce de Manavgat'a yapılan Yüzer GES için geniş katılımlı eylem düzenlenmişti.
BİLİMSEL BULGULAR: OKSİJENSİZLEŞME VE TOKSİN RİSKİ
Yönetim Kurulu’nun paylaştığı teknik inceleme raporunda, yüzer panellerin su yüzeyini kaplamasının çok boyutlu ekolojik sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Buna göre:
- Oksijensizleşme (Anoksi): Su yüzeyinin atmosferle temasının azalması ve güneş ışığının engellenmesi alt katmanlarda oksijen seviyesini düşürebiliyor. Bu durum manganez ve demir gibi elementlerin çözünerek suya karışma riskini artırıyor.
- Zehirli bakteri oluşumu: 2024 ve 2025 tarihli akademik çalışmalara atıf yapılarak, gölgelenmenin bentik siyanobakteri artışını tetikleyebileceği ve kanserojen siyanotoksin salınımı riskini büyütebileceği ifade edildi.
- Sera gazı emisyonu: Ekosistem dengesinin bozulması halinde metan salınımının artabileceği, bunun da iklim açısından ilave yük oluşturacağı belirtildi.
- Mikroplastik ve metal salınımı: Yüzer platformlarda kullanılan HDPE esaslı malzemelerin ve metal bağlantı elemanlarının uzun vadede mikroplastik ve metal iyonu salınımı riskini tamamen ortadan kaldırmadığı vurgulandı.
“HAVZA ZATEN KIRILGAN”
Açıklamada, 2021’de yaşanan büyük orman yangınlarının ardından havzada erozyon ve sediment yükünün arttığı, ekosistemin kırılganlığının yükseldiği hatırlatıldı. Kuraklık koşullarında su seviyesinin düşmesi halinde 32 hektarlık panel alanının rezervuara oranının artacağı ve çevresel baskının daha da yoğunlaşacağı ifade edildi. Ayrıca son yıllarda Antalya’da hortum, fırtına ve ani yağış olaylarında artış gözlendiği, geniş yüzeyli yüzer platformların ankraj kopması veya parçalanması gibi senaryoların baraj yapısı açısından mühendislik riskleri doğurabileceği belirtildi.

“DENEME-YANILMA ALANI DEĞİL”
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, Manavgat Barajı’nın alternatifli bir enerji projesi için risk alınabilecek bir alan olmadığını vurgulayarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde “ÇED Olumsuz” kararı verilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, “Antalya’nın musluklarından akacak suyun güvenliğini, alternatifleri bulunan bir enerji projesinin insafına bırakmak kamu yararıyla bağdaşmaz. Su hayattır ve geri dönüşü olmayan bir kirliliğe mahkûm edilemez” ifadelerine yer verildi.




