Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. Yılında Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri Attalos Meydanı’nda buluştu. Basın açıklamasını Emek ve Demokrasi Güçleri adına Çağrı Sert okudu. Sert, 11 ili etkileyen ve 14 milyondan fazla insanın yaşamını doğrudan etkileyen Maraş merkezli depremlerin resmi olmayan rakamlara göre 300 binden fazla can kaybına yol açtığını hatırlatarak, “Deprem doğal afet, sonrası siyasi yıkımdır” dedi.

“3. YILDA HALEN ALT YAPI, OKUL, HASTANE YOK”

Açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın 2023 yılında depremin birinci yıldönümünde Hatay ziyareti sırasında kullandığı, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi?” ifadelerine de dikkat çekildi. Bu sözlerin, iktidara muhalif kesimlere yönelik uzun süredir sürdürülen ayrımcı ve cezalandırıcı yaklaşımın bir yansıması olduğu vurgulandı. Deprem bölgesinde yaşamın hâlâ normale dönmediğini belirten Sert, Hatay başta olmak üzere birçok kentte altyapı, okul, hastane ve ulaşım gibi temel kamu hizmetlerinin sağlanamadığını söyledi. Yolların tamamlanmaması nedeniyle toplu ulaşımın dahi yapılamadığını belirten Sert, halkın en temel ihtiyaçlarını devlet yerine kendi dayanışmasıyla karşılamak zorunda kaldığını ifade etti. Öte yandan, depremin üçüncü yılında merkezi bütçede en büyük payın “savunma” adı altında savaşa ayrıldığına dikkat çekildi.

TOKİ ELEŞTİRİSİ…

Yeni yapılan TOKİ konutlarının hem güvenli olmadığı hem de hak sahiplerini mağdur ettiği belirtilen açıklamada, “rezerv alan” uygulamalarıyla insanların mülklerine el konulduğu, kura çekimlerinde ise depremzedelere kaybettikleri evlerin yarısı büyüklüğünde konutlar verildiği ifade edildi. Samandağ’da yapılan TOKİ konutlarının daha inşaat aşamasında çatladığı, bu nedenle konteynerlerde yaşayan birçok ailenin kura çıksa bile evleri teslim almadığı belirtildi. Geçtiğimiz yaz Samandağ’da tapulu arazilere kolluk kuvvetleri eşliğinde girildiği, yüzlerce yıllık meyve ve zeytin ağaçlarının söküldüğü hatırlatıldı. Bu süreçte tarımla geçinen birçok kişinin, özellikle kadınların işsiz kaldığı vurgulandı. Çocukların eğitimlerine devam edemediği, kadınların ya ev içi bakım yükü altına girdiği ya da çocukların çalışmak zorunda bırakıldığı belirtilerek, kadın yoksulluğu ve çocuk işçiliğinin depremden en çok etkilenen başlıklar arasında olduğu ifade edildi.

KONTEYNIR KENTLER…

Şubat ayının soğuğunda geçici sığınma olarak kurulan konteyner kentlerin, üç yıl sonra hâlâ kalıcı hale geldiğine dikkat çekilen açıklamada; altyapı, su ve elektrik sorunlarının devam ettiği, hijyen koşullarının yetersizliği nedeniyle özellikle yaz aylarında salgın hastalıkların arttığı belirtildi. Deprem bölgesinde hâlâ yıkılmamış ancak girilmesi yasak olan, mahkeme kararı bekleyen çok sayıda bina bulunduğu aktarıldı. Bu binalardaki hak sahiplerinin üç yıldır yıkım ya da güçlendirme kararını beklediği ifade edildi. Ayrıca, depremin üçüncü yılında hâlâ cenazelerine ulaşılamamış kayıp yurttaşlar olduğu vurgulandı. Son günlerde dünya gündemine gelen Epstein dosyalarında, depremde kaybolan çocuklara ilişkin iddiaların yer almasına değinilerek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi ve kamuoyuyla paylaşılması talep edildi.

“ÖLDÜREN DEPREM DEĞİL İHMAL”

Açıklamada, depremin kader olmadığı vurgulanarak, “Öldüren deprem değil; ihmaldir, ranttır, denetimsizliktir ve cezasızlıktır” denildi. Adalet Peşinde Aileler Platformu’nun üç yıldır hem müteahhitlerin hem de izin veren kamu kurumlarının yargılanması için mücadele ettiği hatırlatıldı. 1999 Marmara Depremi sonrası toplanan yaklaşık 40 milyar dolarlık deprem vergisi ile 6 Şubat depremleri sonrası yapılan bağışların, şehirlerin yeniden ayağa kaldırılması için yeterli olduğu ifade edilerek, afet yönetiminde önleyici politikaların esas alınması gerektiği belirtildi.

Muhabir: BÜLENT ÖNER