Antalya ve Isparta’daki su kaynaklarının tarihsel ve güncel durumunu karşılaştıran Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Yusuf Yavuz, binlerce yıl önce kurulan antik kentlerin suyu toplama, taşıma ve koruma konusunda geliştirdiği sistemlere dikkat çekti. Yavuz, bugün ise kontrolsüz yapılaşma, kirlilik, yetersiz arıtma ve su havzalarındaki müdahaleler nedeniyle yüzey ve yeraltı sularının ciddi risk altında olduğu belirtti. Antalya’da COP31 öncesinde “içilebilir su” istasyonlarının törenle hizmete alınması da bu tablo üzerinden eleştiride bulunan Yavuz, suyun yalnızca tüketilecek bir kaynak değil, korunması gereken temel bir yaşam hakkı olduğu vurguladı.

2 BİN YILLIK SU MİRASINDAN BUGÜNÜN SU İSTASYONLARINA

Gazeteci Yusuf Yavuz, Antalya ve çevresindeki su havzasının geçmişten bugüne uzanan hikayesini şöyle sıraladı:

  • "İlk iki kare Side’deki kutsal çeşme. 2 bin 200 yıllık geçmişe sahip. Diğer kareler günümüz Antalya’sından. Meltem millet bahçesine konulan içilebilir su istasyonu törenle hizmete sunuldu!

  • 2-Aspendos su kemerleri, Akdeniz’in bu önemli kentinin su ihtiyacını karşılamak için yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edilmiş. Hala kısmen ayakta. Bölge bir su coğrafyası. Nehirler, karstik akiferler, göller ve taban suyu.. Antalya’nın doğu ve batı sınırlarını nehirler çiziyor.

  • 3-Bu antik çeşme Perge’den. Yine aynı dönemden kalma. Aksu nehrinin tanrısı Kestros’a adanmış. Kestros’un altından geçerek dökülen sular, estetik bir kanaldan kentin ana caddesini dolanıyor, hem serinlik veriyor hem de suyun tanrısallığını anımsatıyor. COP31 alanı yakınında

  • 4-Bu da ilin batısında, Kaş sınırlarındaki Potamya ( İslamlar) yamaçlarındaki karstik kaynağın sularını Patara’ya taşıyan bir su mühendisliği harikası, günümüz deyimiyle “su isale hattı”. Tamamen taştan, MS 1. Yüzyıldan itibaren Roma valileri tarafından yaptırılmış.

  • 5-Bunlar da MS 21. Yüzyılda, 2026’da, COP31’in hemen öncesinde Antalya Valiliği tarafından yürütülen Mavi Akdeniz İnisiyatifi etkinlikleri kapsamında uygulanan “içilebilir su” istasyonu. Sayıları çoğaltılacak. Kentin valisi, eşi ve Büyükşehir Başkanvekili ile birlikte açıldı.

  • 6-Bir sular kenti olan Antalya’da musluk suları 1990’larda içilebilir nitelikteydi. Kireçli olsa da su bakımından zengin olan kentin plansız ve kontrolsüz yapılaşması, su rezervlerinin kirletilmesi ve dağıtım altyapısının yetersizliği musluk suyunu içilemez hale getirdi.

Antalya Genel Görüntü Falezler (3)

  • 7- Aynı şekilde sırtını içilebilir su kaynaklarına yaslayan Pisidya’nın kalbindeki Isparta şehrinde de evlerden akan musluk suları 2 binli yıllara kadar içiliyordu. Eğirdir Gölü ülkenin 2. büyük tatlı su kaynağı. Kaynağı koruyamadığımız için musluk suyu bugün içilmiyor.

Eğirdir Gölündeki Ötrofikasyon Y

  • 8-Isparta kentinin sırtını yasladığı Akdağ’ın güney yamacında, 1700 rakımlı arazide kurulan Pisidya kenti Sagalassos’da; aynı su kaynakları üzerinde 1800 yıl önce yapılan Antoninler çeşmesi ve diğer anıtsal çelmelerden hala içilebilir kalitede buz gibi sular akıyor.

Sagalassos Antik Kenti Ziyaretci

  • 9-Türkiye’de 1984 yılında dolaşıma giren şişe suyu, tıpkı margarin gibi ‘sağlık’ ve ‘hayat’ gibi suistimale açık ifadeler içeren reklamlarla halka sunuldu. 1984’de bir büfede pet şişede satılan suyu ilk gördüğümde, çoğu kentin her köşe başında ‘hayrat’ çeşmeler vardı.

  • 10-Anadolu’nun her köşesinde Çeşme yaptırmak kutsal bir ödevi yerine getirmek gibiydi. İnançlar değişti, su kültürü dönüşerek varlığını sürdürdü. Çünkü coğrafya yaşamı ve kültürü biçimlendiriyordu. Yaklaşık 20 yıldır su kültürü konusunda araştırıp yazıyorum. Yok oluş çok hızlı.

  • 11- Antalya su havzasının kaynakları doğduğu bölgelerde içilebilir nitelikte. Burası Karacahisar (Başakdere) deresinin Isparta’da Köprüçay’a karıştığı su çatı. Yüzey sularını koruyamadığımız için denize ulaşana kadar atık deposuna dönüşüyor. En büyük sorunlardan biri bu.

  • 12-Burası da başka bir kaynak. Pınargözü (Isparta-Yenişarbademli). Bölgede çok sayıda benzer karstik kaynak var: Başpınar, Suyungözü vs. Havza için büyük nimet. Ancak içilebilir kalitedeki buz gibi kaynağın suyunu boruya alıp HES (Elestaş) yaptılar (Aşağıyaylabel-Suyungözü).

  • 13-Burası da Isparta Çayı. Deri organize sanayi ve kentsel atık sular ileri arıtmadan geçirilmeden bu çaya deşarj ediliyor. Bu çay, Antalya’nın içme suyu kaynağı olarak ayrılan Karacaören Barajına karışıyor. Antalya su havzasının en kirli yüzey sularından biri bu.

  • 14-Günlerdir Antalya Havzasındaki risklere işaret eden haberler, paylaşımlar yapıyorum. Özeti, yüzey ve yeraltı suları büyük risk altında. Kirlilik diz boyu, arıtmalar yetersiz. Kamu idaresi kentin steril alanında törenler, etkinlikler yapıyor, ışıltılı fotoğraflar veriyor.

  • 15-Su kenti Antalya’da, COP31 öncesi ‘içilebilir su’ istasyonu için yapılan tören, aynı coğrafyadaki bir kentin suyu korumak ve yönetmek konusunda 2 bin yıl öncesinin bile gerisinde olduğumuzu acı biçimde yüzümüze vuruyor. Hem de temiz suyun insan hakkı sayıldığı bir dönemde…"

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-YUSUF YAVUZ