Biliyorsunuz, 3 Kasım’da Muhittin Böcek davasının beşinci celsesi var.
Daha önce de ifade etmiştim. 3 Kasım tarihi yaklaştıkça gerek Muhittin Böcek gerekse Antalya, bazı yeni iddialarla gündeme gelecek. Önceki dört celse öncesinde de böyle olmuştu.
Nitekim haksız çıkmadım.
AKP’nin önemli isimlerinden Metin Külünk, “ANTALYA’DA DURUM NEDİR?” başlıklı bir sosyal medya paylaşımı yaptı. Bir anlamda 3 Kasım öncesinde işaret fişeğini de attı diyebiliriz.
Külünk, paylaşımında 5 Temmuz 2025’te başlayan Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasının kapsamının çok geniş olduğunu belirterek, bugüne kadar yürütülen incelemelerin ve ulaşılan sonuçların kamuoyuyla düzenli ve kapsamlı biçimde paylaşılması gerektiğini savunuyordu.
Ancak bir cümlesi var ki özellikle üzerinde durmaya değer:
“Tabii ki yine içerden dışardan birlikte Ak Parti hareketine büyük ihanetler kuyruğa dizilmiş duruyor.”
Buradaki “ihanet” sözcüğü ister istemez akla, daha önce Muhittin Böcek’in Menderes Türel’e yönelik “ihanet” paylaşımını getiriyor.
Acaba Metin Külünk de burayı mı işaret ediyor?
Bu paylaşım üzerine Antalya AKP’de etkin bir kaynağımı aradım ve kendisiyle konuyu konuştuk.
Kaynağım, Külünk’ün paylaşımıyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Onun her yerde bağlantısı vardır. Tanıdığı, bildiği, iletişimi gücüdür o anlamda. Belki buradan bir şey mi söylendi, duydu, buradan bilgisi mi gitti, olabilir?”
Konu doğal olarak Antalya’ya ve Antalya siyasetine geldi.
Kaynağım şöyle devam etti:
“Bak bu şöyle bir şey; burada bir toparlanma, bir temizlik lazım. Tamam mı? Çok net, genel anlamda söylüyorum. Parti irtifa yitirmeden, benim itirazım o noktada.”
Bu sözlerin ardından, sözünü ettiği toparlanmanın yalnızca AKP için değil, bütün Antalya için geçerli olduğunu özellikle vurguladı.
Ardından da en vurucu cümlelerini ekledi:
“Burada bir çıkar ortaklığı var, para ortaklığı var bu kentte. Bunu hayır yok diyen kusura bakmasın yalan söylüyor. Şöyle bunu anlayabilirsin; servetlerindeki artış. Hani bu çok önemli bu söylediğim. Servetlerindeki artış, buradaki hep bir ortaklık var, hep bir ortaklık. Bu imar planının tadilatı olabilir, karşınıza öyle çıkar. Bu işte bilmem kaç kişinin işe alımı ile ilgili bir pazarlık olabilir. Hep bir çıkar birlikteliği var. Antalya'da maalesef, ideoloji kalmadı. Hani herkes birbiriyle kafakol ilişkisinde. Böyle bir şey yok. Bu kentte maalesef son dönemde görüldü ki ilkelerde birliktelik falan filan değil, direk çıkar da birliktelik yani.”
Aslında meselenin can alıcı noktasına parmak basmıştı kaynağım.
Çıkar ilişkisinin ideolojisinin olmadığını ifade ederek, kendi cümleleri olmasa da, siyasi partilerin bu ilişkilerde birer araç haline geldiğini anlatıyordu.
Bu sözleri muhalefet partilerinden bir kişinin ağzından duysak bile çok önemli, fakat bir nebze anlaşılır bulabilirdik.
Ancak cümlelerin sahibi AKP’li, hem de Antalya’da önemli bir AKP’li olunca işin rengi değişiyor.
Bunların ardından çok esaslı bir eleştiri daha getiriyor kaynağım:
“Görmüyor musun? Yani beni şimdi sen de biliyorsun, kurumlar çökmüş durumda, buradaki kurumlar da bürokrasi de.”
Bu cümledeki “kurumlar” ifadesini önemsedim doğrusu.
Çünkü artık yalnızca siyasi partiler arasındaki çıkar ilişkilerinden değil, kamu kurumlarının ve bürokrasinin durumundan da söz ediliyordu.
Konunun en önemli yeri şurası:
Antalya AKP içerisinden gelen bu değerlendirmeler, yalnızca bazı siyasi isimlerin tutumlarına yönelik bir rahatsızlığı ifade etmiyor. Siyasetin işleyişine, ekonomik çıkar ilişkilerine ve daha da önemlisi kurumların durumuna yönelik bir sorgulamayı ortaya koyuyor.
Özellikle son dönemde kamuoyuna yansıyan fon vurgunu iddiaları ve ardından yaşananlar, anlaşılan AKP’nin geçmişinden ve siyasi kültüründen gelen bazı isimleri de rahatsız ediyor.
Ulusal düzeyde bunun örneklerini farklı isimlerin açıklamalarında gördük. Ancak Antalya’da, AKP içerisinden bu açıklıkta ve derinlikte bir sistem eleştirisiyle karşılaşmak dikkat çekici.
Çünkü kaynağımın sözleri yalnızca kişisel çıkar ilişkilerine değil, bu ilişkilerin içerisinde şekillendiğini düşündüğü siyasi ve kurumsal düzene de yöneliyor.
Burada asıl mesele, birkaç kişinin hangi partiye mensup olduğu değil. Siyasi partilerin, kamu kurumlarının ve bürokrasinin hangi ilkelerle, kimlerin yararına işlediği.
Bir AKP’li, Antalya’da ideolojinin yerini çıkar ilişkilerinin aldığını ve kurumların çöktüğünü söylüyorsa üzerinde durulması gereken mesele, yalnızca bu sözleri kimin söylediği değildir.
Asıl mesele, bu sözlerin ne kadarının gerçeği yansıttığıdır.
Ve belki de daha önemlisi...
Antalya’da kurumlar gerçekten çökmüşse, bu kurumları kim, nasıl ve hangi ilişkilerle bu noktaya getirdi?
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim:
Kaynağım bana “kendine dikkat et!” diyerek kapattı.
Son bir haftada yaşananları düşününce; dilerim sadece alelade bir temenni cümlesidir.
Metin Külünk ve Antalya AKP
Ali Taş
Yorumlar
Trend Haberler
Antalya’nın en lüks semti sular altında kaldı!
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Özlenen Özkan ve eşi kaza geçirdi!
Antalya Limanı’nı koruyan tarihi zincirin ucu Vatikan'a çıktı
Antalya-Isparta yolunda can pazarı! Çok sayıda yaralı var
Antalya’daki aileleri ilgilendiren karar Resmi Gazete’de yayımlandı
İbradı Tüneli ve Kemer Yolu’nu yapmıştı: İnşaat devine Avrupa’dan yaptırım kararı!