Antalya ve çevresini etkisi altına alan şiddetli sağanak yağışların yol açtığı sel felaketi, kentin ekonomik ve sosyal dokusunda derin yaralar açmaya devam ediyor. Alanya’dan Kaş’a kadar geniş bir hatta yayılan yıkımın ardından bir açıklama yayınlayan Antalya Barosu, yaşanan felaketin sadece bir doğa olayı değil, toplumsal bir mağduriyet olduğunu vurguladı. Baro yönetimi, yurttaşların ev, iş yeri ve tarım arazilerinde meydana gelen devasa hasarın hukuki ve mali mekanizmalarla ivedilikle çözülmesi gerektiğini belirtti.
YIKIMIN BOYUTU GÖZLER ÖNÜNE SERİLDİ
Baro tarafından yapılan resmi açıklamada, özellikle Alanya’nın turizm ve yerleşim merkezi olan Dim Çayı bölgesindeki duruma dikkat çekildi. Su seviyesinin tehlikeli boyutlara ulaşmasıyla birlikte bölgedeki restoranlar, turizm işletmeleri ve konutların ağır hasar aldığı, can güvenliği gerekçesiyle tahliyelerin yapıldığı hatırlatıldı. Öte yandan Kaş ilçesine bağlı köylerde de durumun ciddiyetini koruduğu aşırı yağışların seraları yerle bir ettiği ve birçok yerleşim alanını kullanılamaz hale getirdiği ifade edilerek felaketin coğrafi yayılımına işaret edildi.

"AFET ALANI" İLAN EDİLSİN!
Meydana gelen zararın boyutunun ticari hayatı ve yerleşik düzeni bitme noktasına getirdiğini savunan Antalya Barosu, çözüm için kritik bir öneriyi gündeme taşıdı. Yapılan açıklamada, "Mağduriyetlerin etkin şekilde giderilebilmesi, hasar tespit çalışmalarının hızlandırılması ve gerekli destek mekanizmalarının ivedilikle işletilebilmesi amacıyla ilgili bölgelerin 'afet alanı' ilan edilmesinin önemini kamuoyunun ve yetkili kurumların dikkatine sunuyoruz" denildi. Bu statünün kazanılmasının, bölge halkına sağlanacak devlet desteği ve vergi kolaylıkları açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı.

"GÜVENLİK ÖNCELİĞİMİZ OLMALI"
Açıklamada sadece maddi hasarlara değil, ekosistemin ve tüm canlıların gördüğü zarara da değinildi. Sel felaketinden etkilenen tüm yurttaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Antalya Barosu, sürecin hukuki takipçisi olacaklarının mesajını verdi. Bölgeye giriş çıkışların geçici olarak yasaklanması ve tahliye operasyonlarının devam etmesi nedeniyle vatandaşların hak kaybına uğramaması için devletin tüm imkanlarının seferber edilmesi gerektiği bir kez daha kamuoyuyla paylaşıldı.


