Akdeniz havzasının ekolojik dengesi iklim krizinin ezici baskısıyla sarsılırken, Antalya’nın can damarı olan su kaynaklarını korumak adına tarihi bir adım atıldı. Avrupa İklim Vakfı’nın desteklediği ve Yuva Derneği’nin yürütücülüğünü üstlendiği "Antalya İklim Meclisi", kentin su geleceğine yön verecek radikal kararları içeren Antalya Su Manifestosu'nu kamuoyuna ilan etti. Bu kapsamlı yurttaş hareketi, yerel yönetim mekanizmalarında toplumsal katılımın sınırlarını genişletirken, su krizinin acı gerçekleriyle yüzleşen kente derin bir soluk aldırmayı amaçlıyor.

50 YURTTAŞIN ORTAK AKLIYLA ŞEKİLLENEN SÜREÇ

Antalya’nın beş merkez ilçesinden, hayatın farklı kesimlerini temsil eden 50 duyarlı yurttaş; kentin hidrolojik yapısını, sektörel su tüketim alışkanlıklarını ve mevcut yönetim krizlerini masaya yatırdı. Sadece şikâyet eden değil, çözüm üreten bir akılla hareket eden meclis üyeleri; 2 tam günlük yoğun öğrenme oturumlarında bilim insanları, ekoloji uzmanları ve akademisyenlerden teorik ve pratik eğitimler aldı. Ardından gerçekleştirilen iki günlük çetin müzakere maratonunda ise edinilen akademik veriler, sahanın acil ihtiyaçlarıyla harmanlanarak somut politika önerilerine dönüştürüldü.

BİLİMSEL GERÇEKLER VE ADİL PAYLAŞIM VURGUSU

Hazırlanan manifesto, iklim kriziyle mücadelenin yalnızca teknik bir mesele olmadığını, aynı zamanda derin bir adalet ve hakkaniyet sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Antalya’nın yeraltı su seviyelerindeki düşüşler, tarımsal sulamadaki verimsizlikler ve turizm sezonunda katlanarak artan su talebi, kentin ekolojik taşıma kapasitesini zorlayan unsurlar olarak öne çıkıyor. Yurttaşlar, suyun ticarileştirilmiş bir meta olmaktan çıkarılıp kamusal ve yaşamsal bir hak olarak ele alınması gerektiğinin altını çiziyor.

YEREL VE ULUSAL POLİTİKALAR İÇİN GÜÇLÜ BİR PUSULA

Antalya İklim Meclisi, halkın iklim politikalarının pasif bir öznesi değil, doğrudan kurucu ve yönlendirici aktörü olması gerektiği felsefesiyle tasarlandı. Ortaya konulan Antalya Su Manifestosu; yerel yönetimlerin imar, tarım ve su şebekesi yatırımlarından ulusal su yasalarının revize edilmesine kadar geniş bir yelpazede karar alıcılara rehberlik etmeyi hedefliyor. Kentin su güvenliğini ve ekolojik istikrarını korumak adına atılan bu stratejik adımın, Türkiye’nin diğer kuraklık tehdidi altındaki metropolleri için de emsal teşkil etmesi bekleniyor.

Kaynak: BÜLTEN