“Artık kimseye karşı çok ince düşünceli olmayacağım”
Geçenlerde yaptığımız bir empati çemberinde paylaşılan bir cümleydi bu. Ardından neredeyse tüm katılımcıların benim de benzer cümlelerim var dediği. Bunun üzerine sohbet ettiğimizde grubun benzer söylemleri olsa da genel ifadeler şöyleydi; “Onu o kadar ince düşünmeme rağmen takdir bile görmediğim ilişkiler oldu. -İnsan en azında sevdiği ve düşündüğü, incelikler yaptığı birinden karşılıklılık bekliyor.-Karşılıklılığı bile geçtiğin zamanlar oluyor, isterdim ki en azından yaptıklarım görülsün ve bir teşekkür edilsin.”
Nacizane bende birkaç gündür bu söylemleri düşünüyorum ve kalbimden dökülenleri kendi penceremden yazmak istiyorum. Bu cümleyi zamanında ben de söylerdim şimdilerde verdiğim sevgiden ve emekten karşılık göremeyince ya da nankörlük görünce biraz rahatsız olsam da kendime hep şunu söylerim “Esra sen gönlünden geçen kadar vermek istedin, o an öyle hissettin ve onun bu davranışı, karşılık vermeyi bırak takdir bile etmeyişi seninle ilgili değil!” Kırılganlığımı paylaştığım aynı zamanda da o kırılganlıkları onarırken sınırlarımı da gözettiğim bir yerdeyim artık. Bu bana iyi gelen bir söylem, herkesin yolu yöntemi farklı sonuçta. Hayatımızda değer verdiğimiz insanlara karşı bazen gereğinden fazla verici, tolere edici ve hatalarını görmezden gelici olabiliyoruz. Bunun başlıca nedeni sevme- sevilme, kabul görme, karşılıklı bağlar vs olabiliyor. Bir süre sonra denge sağlanamazsa, masada her iki tarafında ihtiyacı ve duyguları yer almazsa ilişki çatırdamaya başlıyor. Sürekli alan taraf durumdan sıkılıyor çünkü leb demeden leblebi önüne geliyor hem de bazen ihtiyacından fazlasıyla, sürekli veren taraf ise; ne teşekkür görüyor ne takdir, karşılık alabilmeyi zaten bir kenara bırakıyorum.
Peki ne oluyor da aramızdaki ilişki bu hale geliyor?
Sevdiğim bir yazar şöyle bir örnek veriyor sevgi için; çocukların bir ördeği beslerken mutlu olması gibi diyor. Bu benim için karşılık beklemeden onu doyurmak, onu mutlu etmek ve bundan keyif almak anlamına geliyor, üstelik ördek gelip size kendini sevdirmez de. Birini sevdiğimiz zaman onun için yaptıklarımız çok da karşılık beklenecek şeyler olmaz içinizden geldiği için yaparsınız. Fakat sürekli veren taraf olursanız siz feda ederken o kar eden taraf olacaktır. Ben de ilişkilerimde karşılıklılık ve dengeyi gözeten biriyim uzun zamandır. Hatta denge kuramadığım, karşılıklılık göremediğim ilişkilerde kalamıyorum. Değersiz de hissetmiyorum bu arada, o denge kuramadığım ilişkilerde. Çünkü ortak hayaller ve niyetlerde değiliz sadece ve ikimizin de ihtiyaçları birbirinden farklı. O halde neden yoralım ki birbirimizi, neden her birimiz için kıymetli olan zamanı harcayalım ki?
Sevgi gönülden vermek olduğu kadar, gönülden almaktır da aynı zamanda, almayı, teşekkürü, şükranı sunabilmek. Bazen sevgiyi almak istediğimiz kanalları tutturamıyoruz sadece, o yüzden bu hayıflanmalarımız. Kendimizle, kalbimizle bağımızı kuvvetlendirdikçe daha kolay anlıyoruz nerelerde sevildiğimizi, kimleri sevdiğimizi, verirken gönülden verdiğimizi ve takdir gördüğümüzü. Sonrasında kurduğumuz ilişkiler de, bağlar da daha sağlıklı bir yerden ilerliyor. Herkesin ihtiyacını net dile getirdiği, özenli bir dürüstlükle kendini ifade ettiği aynı zamanda birbiriyle empati kurabildiği ilişkiler huzurlu bir yolculuğa dönüşüyor.
O yüzden gönülden verme arzusundaysanız, verin insanlara sevginizi.
Fakat ihtiyacından fazlasını değil, böylecehem ona ihtiyacını dile getirmesi için fırsat verirsiniz hem de karşılıklılık ya da takdir alamadığınızda öyle büyük yıkıntılarınız da olmaz. Ben hepimiz için gönüldensevgi verdiğimiz, aldığımız, karşılıklılık içeren, dengeli ilişkiler diliyorum, ilişkimizin adı ne olursa olsun.