Antalya'da özel bir hastanede organ nakil koordinatörü olarak görev yapan Dr. Levent Yücetin, 1998 yılında göreve başladığını, o yıllarda organ bağışı ile organ naklinin öneminin tam olarak anlaşılmadığını söyledi. O dönem organ nakil koordinatörlüğü diye bir kavram olmadığını anlatan Dr. Yücetin, “O günlerden bugünlere gelmemizde en çok emeği olanlardan biri de benim" dedi. Türkiye'de organ nakil koordinatörlüğü kavramının temellerini atanlardan biri olduğunu yineleyen Dr. Levent Yücetin, “Tam 27 yıl bitti, 28’inci yılın içindeyim" diye konuştu.

"ÖLÜM SICAKKEN 'ORGAN BAĞIŞLAR MISINIZ?' DEMEK BİZİM İÇİN ZOR"

Dr. Yücetin, organ nakli konusunun en hassas yerinde olduklarını söyleyerek, “Yaşı kaç olursa olsun canını, yakınını, sevdiğini yoğun bakımın kapısında umutla bekleyen ama onu kaybeden bir aileye doktor arkadaşlarımız beyin ölümü gerçekleştiğini söylüyor. Ve bundan çok kısa süre sonra biz, yani organ nakil koordinatörleri bu aileye gidip, daha ölüm bu kadar sıcakken ‘Yakınınızın organlarını bağışlar mısınız’ diyoruz. Bu çok zor bizim için" ifadelerini kullandı.

"BEN BU İŞİ ASLA YAPAMAM"

Meslek hayatında unutamadığı anılardan birini paylaşan Dr. Levent Yücetin, şöyle konuştu:

“Bu 27 yıl içinde üzüntüsüyle, sevinciyle çok zorluklar çektik ama birçok arkadaşımızı da eğittik. O arkadaşlardan biri ile ilgili bir anım var. 20’li yaşlarda bir genç, geçirdiği trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşmişti. Ben de organ nakil koordinatör adayı arkadaşımla beraber aile görüşmesine girdim. Yaklaşık 2,5 saatlik görüşme oldu. Aile, gencin organlarını bağışladı. Aile uzaklaştıktan sonra koordinatör adayı arkadaş duvara yaslandı ve yere çöktü. ‘Ben bu işi asla yapamam’ dedi. ‘Dur, olayın başındayız’ dedim. Kalp, karaciğer, böbrekler bağışlanmıştı. Prosedürler gerçekleştirildi. Bütün bu olaylar bitti. Organ nakil koordinatörü olacak arkadaşıma dedim ki, ‘Gel bakalım şimdi başka bir yere gidiyoruz.’ Önce kardiyoloji yoğun bakıma götürdüm. Kalp nakli yapılan hasta gözleri açık, gülümsüyor. Ailesi camın arkasından hastaya bakıyor. Daha sonra karaciğer nakli olan hastayı ziyaret ettik. Böbrek nakli olan hastalara gittik. Böbrek hastaları, artık doya doya su içtiklerin söylediler. Organ nakli koordinatörü adayı arkadaşa döndüm, ‘Dün ölümün soğuk yüzünü gördük. Bugün de yaşamın sıcak yüzünü.’ Ve o arkadaşım bugün hala işinin başında ve Türkiye'nin en değerli organ nakil koordinatörlerinden biri."

"DÜNYADA OLMAZ DENİLEN NAKİLLERİ YAPTIK"

Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük nakil merkezlerinde aktif rol aldığını belirten Dr. Yücetin, “Dünyada olmaz denilen nakilleri, tıbbi gerekçeleriyle yapar hale getirdik. O anlamda yorulduk ama manevi olarak da çok mutlu olduk" dedi. Tüm o yorucu temponun sonunda insanın kendine iyi gelecek bir şey ihtiyacı olduğunu ifade eden Dr. Levent Yücetin, “Bir anlamda tutunmanız gereken bir şey gerekiyordu. Kimi kitap okur, kimi koşar, kimi meditasyon yapar. Fotoğraf çekmek de benim tercihim oldu. Bu, çocukluk çağımda başlayan bir süreçti aslında. Babamın fotoğraf makinesiyle başladım. Yıllar içinde amatör olarak fotoğraflar çektim" diye konuştu.

"FOTOĞRAF BENİM MEDİTASYONUM OLDU"

Sonraki yıllarda daha profesyonel fotoğraflar çekmeye başladığını, yarışmalara katıldığını anlatan Dr. Yücetin, “Bu da benim için meditasyon oldu. Bir kaçış yolu oldu" ifadelerini kullandı. Fotoğraf çekerken ve içlerinden en iyilerini seçerken başka hiçbir şey düşünmediğini sözlerine ekleyen Dr. Levent Yücetin, “Bu süre içinde hiçbir şey düşünme şansınız yok. Yapabileceğiniz tek şey fotoğraflara odaklanmak" diye konuştu. Bazen fotoğraf çekmek için doğanın içinde olduğunu da belirten Dr. Yücetin, "Bir ormanın içinde, denizin kıyısında sadece güneşin doğuşunu fotoğraf için beklemek, işte o dinginlik, o sakinlik benim meditasyonum oluyor" dedi.

FIAP ÖDÜLLÜ BİR SANATÇI

Çektiği fotoğraflarla Hindistan, İsveç, Sri Lanka, Almanya, Güney Afrika, Çin, Filipin, Nijerya, Katar’ın da aralarında bulunduğu 30 ülkeden, Federation Internationale de l'Art Photographique (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) yarışmalarında altın, gümüş ve çeşitli madalyalar aldığını aktaran Dr. Levent Yücetin, gezgin olarak 48 ülkede bulunduğunu ve buralarda fotoğraflar çektiğini söyledi. Halen Excellence FIAP ödüllü olduğunu belirten Dr. Yücetin, bu ödülü alabilmek için 20 ülke yarışmasında 40 farklı fotoğrafın 200 ödül alması gerektiğini ifade etti.

39 ÜLKEDEN 100’ÜN ÜZERİNDE ÖDÜLÜ VAR

Fotoğraf tutkusunun ailece çıktıkları gezilerde de devam ettiğini ifade eden Dr. Levent Yücetin, şöyle konuştu:

“Dünyanın çeşitli yerlerine, eşim ve kızımla çok keyifli seyahatler yaptık. Buralarda fotoğraf çekiyordum. Sonra bu işlerde daha iyi olan dostlarıma, arkadaşlarıma gösterdim fotoğraflarımı. Ardından birlikte seçtiğimiz kareleri uluslararası yarışmalara gönderdik. Güzel geri dönüşler aldım. Bir uluslararası fotoğraf organizasyonu var. Burada çekilen fotoğraflar ve kazanılan ödüllerin karşılığında fotoğrafı çeken kişiye ünvan veriliyor. Ben de fotoğraflarımı o organizasyona göndermeye başladım. Verilen ünvan 'uluslararası fotoğrafçı' ünvanı. Ünvanlar beğenilen fotoğraf karelerinizin sayısına göre değişiyor. Ben de dünyanın değişik ülkelerindeki jürilerin beğendiği 100’ün üzerindeki fotoğrafımla uluslararası fotoğraf sanatçısı ünvanına sahibim. Dünyanın farklı ülkelerindeki yarışmalardan da altın ve gümüş madalyalar aldım. Toplam 39 farklı ülkeden 100’ün üzerinde ödülüm var."

YARIŞMALARA KATILACAK

Eski adıyla Burma’da çektiği fotoğraflarla FIAP’ın çeşitli yarışmalarına katılacağını söyleyen Dr. Yücetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ReFokus, International Photography Awards (IPA) gibi dünyaca ünlü yarışmalar var. 15-20 bin ve daha fazla fotoğraf karesinin katıldığı yarışmalar. Bu yarışmalarda önce bir short liste seçiliyor. Ondan sonra ilerleyen zamanlarda daha değerli olan kareler, ilk 10’a, ilk 5’e kalıyor. Oraya biraz daha yolum var. Ama fotoğrafa daha çok emek vermeye, daha çok zaman ayırmaya çalışıyorum."

SERGİ AÇMAYI DÜŞÜNÜYOR

2026 yılında ilk kişisel fotoğraf sergisini açmak istediğini ifade eden Dr. Levent Yücetin, sergi için hazırlıklara başladığını söyleyerek, “Oraya bir vefa borcum var diye düşünüyorum. Çünkü bize kalplerini açtılar. Çok güzel insanlarla karşılaştık. Bizi çok güzel ağırladılar" dedi.

Kaynak: DHA