Sinop’un Ayancık ilçesi sahilinde açılan kalker ocağı, arkeolojik sit alanıyla iç içe bir alanda yer alıyor. Başlangıçta kıyı dolgusunda kullanılmak üzere Rusya’ya ‘taş satmak’ amacıyla Çaylıoğlu köyünde açıldığı belirtilen taş ocağının mevzuata aykırı şekilde çalıştığını belirten Dr. Eşref Atabey, “Çaylıoğlu kalker ocağı, 2872 Sayılı Çevre Kanunu, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu; sit alanları, 3621 sayılı Kıyı Kanunu; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ilgili hükümlerine aykırı olup, deniz kıyısı ve İstefan sit alanında oluşu nedeniyle faaliyetine son verilmelidir” dedi. Sinop’un Ayancık ilçesine bağlı Çaylıoğlu köyü sahilinde, denize sıfır mevkii de açılan kalker ocağı ve kırma eleme tesisinin mevzuata aykırı şekilde faaliyet yürüttüğü öne sürüldü.

‘DENİZ KIYISI VE SİT ALANINDA’

Jeoloji Yüksek Mühendisi-Tıbbi Jeoloji Uzmanı Dr. Eşref Atabey, “Ayancık Çaylıoğlu kalker ocağının çevresel etkileri” başlığını taşıyan kapsamlı bir rapor hazırladı. Özel bir şirket tarafından işletilen taş ocağının, deniz kıyısında ve İstefan arkeolojik sit alanında bulunduğuna işaret eden Atabey, “Proje konusu faaliyetin kapasitesi 504.000 ton (201.600 m3), ÇED alanı 13,08 hektar belirlenerek, 30.11.2012 tarihinde ‘’ÇED olumlu’’ kararı verilmiştir” bilgisini aktardı.

RUSYA’YA TAŞ SATMAK İÇİN AÇILMIŞ

Üretilecek olan malzemenin, deniz dolgusunda kullanılmak üzere Rusya’ya deniz yolu ile sevk edileceğinin belirtildiğini kaydeden Atabey, “ancak bu sevk gerçekleşmediği için iç piyasaya yönelinmiştir. Dolayısıyla kalker ocağının kurulma amacındaki gerekçe ortadan kalkmıştır” dedi.

‘KIYI TAHRİP EDİLMİŞ, MORFOLOJİSİ DEĞİŞMİŞ’

Çaylıoğlu köyünün bölgedeki sahil yerleşimlerinden biri olduğuna değinen Dr. Eşref Atabey, konuyla ilgili raporunda şu bilgilere yer verdi: “Kalker ocağı köye yakın deniz kıyısında yer almaktadır. Kıyı tahrip edilmiş, kıyının morfolojisi tamamen değişmiştir. ÇED sınırı Çaylıoğlu köyüne 432 m mesafededir. İşletmede proje ömrü olan 14 yıl boyunca toplam 2.032.129 kg ANFO patlayıcı kullanılacaktır. Patlatmalar ve ocak faaliyetleri sırasında kontrollü+kontrolsüz toz emisyonu yılda 2.196.417,6 kg, proje ömrü olan 14 yılda ise bu miktar toplam 30.749.846 kg yani 30.749,8 ton olacaktır. Faaliyet sahasına sınır I. ve II. Derece Sit Alanları yer almaktadır. Kıyıdan 90 kotundan başlanarak, 700 şev eğimi ile 40 kotuna kadar 50 metre derine inilecektir.

‘MEVZUATA AYKIRI, FAALİYETE SON VERİLMELİ’

Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara moloz, toprak, cüruf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez. Ocağın bulunduğu konum, deniz kıyısında ve arkeolojik sit alanında oluşu, çevresel etkileri, çıkarılan malzeme jeolojik ve teknolojik özelliği uygun olmamasına rağmen MAPEG tarafından işletme ruhsatı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ÇED olumlu kararı verilmiş olması, yürürlükteki Çevre kanunu, Kıyı kanunu, Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu, Su Ürünleri Kanunu’na aykırı olup çevre ve insan sağlığı, turizm ve arkeolojik yönüyle işletilmesi uygun değildir. Faaliyetine son verilmelidir.”

İLK TUNÇ ÇAĞINA KADAR UZANAN TARİH

Proje sahasının yaklaşık 50 m batısında I. Derece Arkeolojik Sit Alanı ve sahanın yaklaşık 195 m güneydoğusunda II. Derece Arkeolojik Sit Alanı bulunduğunun altını çizen Atabey, raporunda şu tespitlere yer verdi: “Ayancık ilçesine bağlı olan İstefan (günümüzde Çaylıoğlu) Sinop’un ise 70 km batısında yer almaktadır. Özellikle tarihi haritalar ve portolanlarda yerleşim alanı; Istafan, Istıfan, İstifan, İstefan ve Στεφάνη gibi çeşitli isimlerde geçmektedir. D. French tarafından 1982 yılında gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında İlk Tunç Çağı, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait veriler tespit edilmiştir. Çaylıoğlu köyünde uzun yıllar faaliyet gösteren taş ocakları dışında Doğu Gıranüstü, Dikilitaş/Dik Kaya, Kilise Tepesi, Nekropol, Sayarkası, Sulu Kilise, liman çevresindeki kaçak kazı faaliyetleri ve hatalı uygulamalar, tarihi yerleşimin izlerini silmektedir (Durmuş Gür vd. 2023). Roma ve Bizans dönemlerinde Stephane’nin limanı gemiler için sığınma alanı olmuştur. Stephanos Byzantios yerleşimin MÖ 6. yüzyılda kurulduğu belirtilmektedir.

KORUMA KURULU: ‘KÜLTÜR VARLIĞINA RASTLANMADI’

Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü alanla ilgili rapor hazırlamış olup, söz konusu raporda ’’ÇED alanı için verilen koordinatlar içinde yapılan incelemede 2863 sayılı yasa kapsamında herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı’’ belirtilmiştir.”

SEL VE EROZYON RİSKİ UYARISI

Alanda toprak ve su erozyonunun görüldüğünü de belirten Atabey, raporunda ayrıca şu tespit ve görüşlere yer verdi: “Çaylıoğlu bölgesinde meydana gelen büyük miktardaki yağışlar, bölgede büyük bir taşkın yaratmıştır. Bölge sel açısından çok riskli olup erozyon ihtimali çok yüksektir. Kalker ocağı faaliyetleriyle orman ve bitki örtüsü yok edildiğinden, çıplak kalan arazide erozyon hızlanmaktadır. Taş ocağından yuvarlanan kaya kütleleri denizi doldurmakta, pasalar denize atılmaktadır. Patlatmaların ve toz etkisinin orman ve bitki örtüsüne verdiği zararları, gürültü ve görüntü etkisi, iş makinaları ve kamyon trafiği dolayısıyla yörenin turizm değerini düşürmekte, balıkların üreme ve beslenme alanını tehdit etmektedir.

KAMU YARARI YOK, ŞİRKETİN ÇIKARI VAR

Bir şirketin çıkarı için milyonlarca yılda oluşan, bir su deposu akiferi niteliğindeki kireçtaşı kayaları yok edilemez. Bu kayalar çevreye hayat veren suyun ve toprağın kaynağıdır. Bilimsel sonuçları ortaya konulmadan açılmış olan kalker ocağı, çevreyi ve su kaynaklarını, bitki örtüsünü, arkeolojik değerleri yok etmektedir. Denize sıfır kotta faaliyet gösteren kalker ocağı bir şirketin çıkarına olup işletmede kamu yararı bulunmamaktadır.”

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-YUSUF YAVUZ