Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan korunan alanlara ilişkin üç ayrı ilke kararı, 3 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemelerle belirli doğal sit statülerindeki alanlarda rüzgâr enerji santrali (RES) ve hidroelektrik santrali (HES) projelerine izin verilmesinin önü açıldı. Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Konferansı’na günler kala yürürlüğe giren kararlar, iklim kriziyle mücadelede önemli rol oynayan korunan alanların geleceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi. Düzenlemeler, Bakanlığın 2030 yılına kadar korunan alan oranını yüzde 30’a çıkarma hedefiyle de çeliştiği yönündeki eleştirilerin odağına yerleşti.

ÜNİVERSİTELER RAPOR HAZIRLAYACAK, KURULUN ONAYI ALINACAK

Bakanlık tarafından hazırlanan İlke kararlarının toplantı tarihi 26 Ekim 2026 olarak kayıtlara geçti. Kararların ortak şartı ise üniversitelere hazırlatılacak ekosistem değerlendirme raporu ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları'nın onayı oldu. En dikkat çekici karar, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında RES projelerine ilişkin olanı.

ESKİ DÜZENLEMEDEKİ KURULU GÜÇ SINIRI KALDIRILDI

Bakanlık, 05.01.2017 tarihli ve 98 sayılı “Doğal Sit Alanlarında Rüzgar Enerjisi Santralleri İlke Kararı”nda yer alan “türbin sayısı 20 adeti ve kurulu gücü 50 MWm'ı geçmemek kaydıyla Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında” ifadesini kaldırdı. Yeni düzenlemede kurulu güç sınırı da bulunmuyor. Bu göre, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, nitelikli doğal koruma alanlarında kalan ve türbin sayısı 18 adedi geçmeyen RES projelerine izin verilebilecek. Düzenlemede, alanın kaynak değerleri ve ekolojik bütünlüğü gözetilerek, çevresel etkilerin önlenmesi ve koruma amaçlı imar planları doğrultusunda Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarınca yapılacak değerlendirmeyle RES yapılabilmesi kriterleri yer alıyor.

KORUNAN ALANLARDA HES’İN GEREKÇESİ İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE!

Bakanlığın hazırladığı ikinci karar ise yine Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında HES projelerine yönelik. Kararda, “Fosil yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan zararlı gazlar, sera etkisi, küresel ısınma, iklim değişikliği”, Paris Anlaşması kapsamındaki 2053 karbon nötr hedefi, enerji arz güvenliği ve yenilenebilir kaynakların etkin kullanımının gerekçe olarak gösterilmesi dikkati çekiyor. Bu kapsamda, olası olumsuz etkilerin önlenmesi için üniversitelerin ilgili bölümlerine ekosistem değerlendirme raporu hazırlatılması, raporun yatırımcı idarece uygun bulunması ve taahhütlerin alınması kaydıyla, koruma amaçlı imar planları doğrultusunda HES projelerine izin verilebileceğine oy birliğiyle karar verildi.

İMAR PLANI EKOSİSTEMİ KORUMAYA YETECEK Mİ

Resmi Gazete’de yayımlanan üçüncü karar da, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarındaki HES projelerini kapsıyor. Aynı prosedürle, ekosistem değerlendirme raporu ve koruma amaçlı imar planı şartıyla HES izni verilebilecek.

BİR YANDA İKLİM KRİZİ, BİR YANDA BİYOÇEŞİTLİLİK KAYBI

Korunan alanlar, iklim kriziyle mücadelede hayati önem taşıyor. Milli parklar, doğal sitler, tabiatı koruma alanları ile deniz koruma alanları biyolojik çeşitliliğin korunması yanında aynı zamanda önemli birer karbon yutak alanı işlevi görüyor. BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, taraf ülkelerin 2030 yılına kadar kara, iç sular ve deniz alanlarının en az yüzde 30’luk kısmının korunmasını hedef olarak koymuştu. Kısaca 30x30 olarak anılan koruma hedefine Türkiye’de katıldı.

AYNI BAKANLIK KORUNAN ALANLARI ARTIRMA HEDEFİ KOYMUŞTU

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye'de korunan alan oranını 2030'a kadar yüzde 30'a çıkarmayı hedeflediğini açıklamıştı. Resmi verilere göre, 2023 yılı sonu itibariyle, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki korunan alanların (kara ve deniz) toplamının ülke yüzölçümüne oranı 13,73% olarak açıklanmıştı.

İKLİM KONFERANSINA 6 GÜN KALA TARTIŞMALI KARAR

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı COP31’e 6 gün kala aldığı bu kararın, iklim krizine yönelik alınması gereken önlemlerle çeliştiği belirtiliyor. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 yılına kadar karbon nötr hedefi koyarken, iklim taahhütlerinin görüşüleceği COP31’in arifesinde karbon yutaklarını enerji yatırımlarına açıyor. Koruma yaklaşımı ve iklim taahhütleri ile tezat oluşturan kararlar, HES tartışmalarını da yeniden gündeme taşıyacak nitelikte.

Cop31 Başlıyor

TÜRKİYE’NİN HES’LERLE İMTİHANI

Türkiye’de 2003 yılında çıkarılan ‘Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’ ile birlikte HES’lerin özel şirketler eliyle yapılmasının önü açıldı. Özel şirketlere 49 yıl süreyle suyun kullanım hakkını veren yönetmelik, ülkede son 20 yılda en çok tartışılan konulardan biri haline geldi.

ENERJİ UĞRUNA ‘YAŞAM ENERJİSİ’ ÇALINAN VADİLER

Dere ve nehir ekosistemleri üzerinde inşa edilen yüzlerce HES, ülke genelinde birçok vadinin tahribatına yol açarken, bu süreç nehir havzalarında önemli ekolojik kayıplar ve insansızlaşma gibi sonuçlar yarattı. Onlarca bilimsel rapor ve yargı kararlarında HES’lerin neden olduğu arazi tahribatları kayıtlara geçti. Özel sektör tarafından inşa edilen birçok HES projesinde yeterli su olmayınca, DSİ tarafından çıkarılan bir düzenlemeyle, mevcut HES’lere birleşik RES ve GES projelerinin kurulabilmesinin önü açıldı. Bu kapsamda 2023 itibari ile toplam 140 HES için başvuru yapıldı.

DÜNYADA BARAJLARI YIKILIYOR, NEHİRLER RESTORE EDİLİYOR

Dünya ise ters yönde bir süreç yaşanıyor. Türkiye’de nehirler HES’lere açılırken, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde ekonomik ömrünü dolduran barajlar kaldırılarak nehir ekosistemleri restore ediliyor. Avrupa genelinde yalnızca 2025 yılı içerisinde 602 barajın kaldırıldığı belirtiliyor. ABD’de 2025 yılında yaklaşık 100 barajın yıkıldığı, 8 bin kilometreye yakın nehir havzasının yeniden birbirine bağlandığı kaydediliyor. ABD’de barajların yıkılması ve nehir ekosistemlerinin restore edilerek eski doğal haline döndürülmesi girişimleri uzun yıllardır finansal olarak da desteklenen projeler arasında yer alıyor. Bu kapsamda yılda ortalama 100 civarında barajın yıkıldığı bildiriliyor.

Kaynak: ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ-YUSUF YAVUZ