Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi sınırlarında bulunan Yamansaz Bataklığı, yeni imar planlarıyla yeniden gündeme geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 5 Ekim 2026 tarihinde onaylanan ve 14 Ekim 2026 tarihinde askıya çıkarılan planlara tepki gösteren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, sulak alanın geleceğinin yapılaşma kararlarına teslim edilmemesi gerektiğini belirtti. 28 Ekim 2026 tarihli basın açıklamasında koruma amaçlı imar planlarının bilime, hukuka ve kamu yararına dayanması gerektiğini vurgulayan Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, yetkililerden 4 temel talepte bulundu.
YAMANSAZ İÇİN 3 AYRI ÖLÇEKTE İMAR PLANI ONAYLANDI
Yamansaz Doğal Sit Alanı'nın Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı için hazırlanan 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı, 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 5 Ekim 2026 tarihinde onaylandı. Planlar, 14 Ekim 2026 tarihinde askıya çıkarıldı. Ulaşılabilen plan hükümlerinde konut, ticaret, turizm, otel ve karma kullanımlara ilişkin yapılaşma kararları bulunuyor. Konut ve ticaret alanlarında genel olarak 0,60 emsal ve iki kat yapılaşma öngörülürken belirli kullanımlarda dört kata kadar yapılaşma ve otel alanlarında bodrum kat düzenlemeleri yer alıyor.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, tartışmanın yalnızca yapıların kaç kat olacağı üzerinden yürütülemeyeceğini belirterek asıl meselenin plan kararlarının sulak alanın geleceğine etkisi olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Ancak Yamansaz bakımından asıl tartışma kaç kat yapı yapılabileceği değil, bu kararların sulak alanın geleceğini nasıl etkileyeceğidir.” ifadeleri kullanıldı.
YARGI KARARLARI VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ EKSİKLİKLER HATIRLATILDI
Şube, Peyzaj Mimarları Odası ve Antalya Barosu ile birlikte Yamansaz'ın koruma statüsünün değiştirilmesine karşı yargı yoluna başvurduğunu hatırlattı. Basın açıklamasında, Danıştay 6. Dairesinin 22 Haziran 2022 tarihinde yürütmenin durdurulmasına, 29 Mart 2023 tarihinde ise E.2021/7137, K.2023/3175 sayılı kararıyla 2021 tarihli Cumhurbaşkanı kararının davacı meslek odaları yönünden iptaline karar verdiği aktarıldı. Açıklamada, söz konusu kararın temyiz ve kesinleşme durumunun ayrıca teyit edilmesi gerektiği de belirtildi.
Danıştay'ın değerlendirdiği bilirkişi raporunda, Yamansaz'ın koruma statüsüne dayanak oluşturan bilimsel araştırmalarda önemli eksiklikler saptandığı ifade edildi. Raporda, önemli bitki ve hayvan türlerinin alandaki dağılımı, kuşların yaşam gereksinimleri, hidrolojik yapı ve çevredeki insan faaliyetlerinin etkileri bakımından yetersizlikler bulunduğu belirtildi.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, 2026 yılında onaylanan yeni imar planları hazırlanırken daha önce ortaya konulan bilimsel eksikliklerin giderilip giderilmediğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Açıklamada şu sorular yöneltildi:
-
“2026 yılında onaylanan imar planları hazırlanırken, yargı kararında ortaya konulan bilimsel eksiklikler giderilmiş midir?”
-
“Yamansaz'ın su dengesi, ekolojik bağlantıları, türlerin yaşam alanları ve çevresindeki yapılaşmanın toplam etkisi güncel verilerle değerlendirilmiş midir?”
BODRUM KATLAR VE ÖZEL TEMEL SİSTEMLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Otel alanlarında bodrum katlar ve özel temel sistemlerinin öngörülmesinin yeraltı suyu ve zemin koşullarına ilişkin araştırmaların önemini artırdığı belirtildi. Sulak alanlarda yalnızca yapıların teknik güvenliğinin değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını vurgulayan Mimarlar Odası Antalya Şubesi, suyun akışı, zeminin geçirgenliği, taşkın riski ve ekosistemin devamlılığının da birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
Açıklamada, sulak alanların yalnızca harita üzerinde belirlenen koruma sınırlarıyla korunamayacağı ifade edilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“Bir sulak alan yalnızca haritaya çizilmiş bir koruma sınırıyla korunamaz. O alanı besleyen su kaynaklarının, yeraltı suyu hareketlerinin, çevresindeki habitatların ve insan faaliyetlerinin toplam etkisinin de korunması gerekir.”
Anayasa'nın 56. maddesinin herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına aldığı hatırlatılan açıklamada, Çevre Kanunu ve sulak alanları koruyan mevzuatın da doğal varlıkların korunmasını kamu yararının temel unsurlarından biri olarak kabul ettiği belirtildi.
MİMARLAR ODASI 4 TALEBİNİ KAMUOYUNA DUYURDU
Şube, Yamansaz'ın korunması ve yeni imar planlarının değerlendirilmesi amacıyla yetkililerden 4 temel talepte bulundu. Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, taleplerini basın açıklamasında şu şekilde sıraladı:
-
Yargı kararıyla iptal edilen planlarla yeni planların karşılaştırmalı olarak kamuoyuna açıklanması.
-
Onaylı plan paftaları, plan açıklama raporları, bilimsel etütler ve ilgili kurum görüşlerinin tamamının paylaşılması.
-
Yeraltı suyu, su bütçesi, taşkın riskleri, kuşların ve diğer türlerin yaşam alanları ile yapılaşmanın toplam ekolojik etkisinin birlikte incelenmesi.
-
Bilimsel ve hukuki belirsizlikler giderilmeden geri dönüşü güç uygulamalara başlanmaması.
"PLANLAMA DOĞANIN SINIRLARINI ESAS ALMALI"
Antalya'nın planlı gelişmesine karşı olmadıklarını özellikle belirten Şube, planlama kararlarının doğanın sınırları dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Biz Antalya'nın planlı gelişmesine karşı değiliz. Ancak planlama, doğanın sınırlarını yok sayarak değil, bu sınırları esas alarak yapılmalıdır.” ifadelerine yer verildi.
Bir sulak alanı korumanın, alanı parçalara ayırıp kalan bölümleri yalnızca yapılaşma hesabına konu etmekle mümkün olmayacağı belirtilen açıklamada; suyun, toprağın, canlı yaşamının, koruma alanlarının ve etkileşim sahalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Yönetim Kurulu, Yamansaz'ın geleceğinin parsel bazlı beklentilere değil; hukuka, bağımsız bilimsel verilere, şeffaflığa ve kamu yararına dayanması gerektiğini bildirdi.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, mesleki ve toplumsal sorumluluğu çerçevesinde Yamansaz'ın korunmasına yönelik hukuki ve bilimsel sürecin takipçisi olmaya devam edeceğini belirterek açıklamasını kamuoyuna saygıyla duyurdu.





