Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD), yaz döneminin ardından gerçekleştirdiği ilk buluşmada “2026 Antalya Ekonomisi” başlığıyla kentin ekonomik gündemini ele aldı. YÖRSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı M. Aykut Ege’nin moderatörlüğünü yaptığı toplantıda Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mehmet Ali Can ve ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda turizm, tarım, ihracat, finansmana erişim, konut, ulaşım, COP31 ve Antalya Serbest Bölgesi başta olmak üzere kentin ekonomisini ilgilendiren birçok konu konuşuldu.
ÇOK SAYIDA DAVETLİ KATILDI
Gerçekleşen toplantıya ASKON Antalya Şube Başkanı Onur Kacar, ANTEV Başkanı Avukat Gülen İkizoğlu, Hollanda Fahri Konsolosu Ceren Çabukoğlu, Yörük Türkmen Gençliği Başkanı Ömer Köroğlu, SET Gurubu Başkanı Alper Alveroğlu, MÜSİAD Başkan Yardımcısı Süleyman Bilkay, Genç MÜSİAD Başkanı Ahmet Özkan, Antalyadaki Ispartalılar Dernek Başkanı Ali Erdal, Konyaaltı İlçe Mili Eğitim Müdürü Mehmet Gürcan, BAKSİFED Başkanı Mustafa Cengiz, KEMİAD Başkanı Özkan Çakmak, KKTC Konsolosu Aslı Erkmen, Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Ceren Şahin, Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanı Devrim Kılıç, Jeoloji Mühendisleri Odası Şube Başkanı Mustafa Karancı, Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, Antalya Korkutelililer Dernek Başkanı Adnan İmirgi’nin anı sıra çok sayıda davetli katıldı.
YÖRSİAD’DA ANTALYA EKONOMİSİ İÇİN “ZORLU KIŞ” UYARISI
YÖRSİAD Başkanı Avukat Mustafa Alper Oral, toplantının açılışında Antalya ekonomisinin mevcut durumunu değerlendirdi. Bölgesel çatışmalar, savaş riski ve jeopolitik gerilimlerin petrol ve enerji maliyetlerini artırdığını belirten Oral, sanayici ve vatandaş açısından maliyet baskısının hissedileceği zorlu bir kış dönemine girildiğini söyledi. Üretimin ve rekabet gücünün korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Oral, Antalya ekonomisinin lokomotifi olan turizm sektörünün de döviz kuru ve yüksek enflasyon nedeniyle baskı altında olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Mısır, Yunanistan ve İspanya gibi rakipleri karşısında fiyat avantajı açısından dezavantajlı duruma geldiğini dile getirdi.
ANTALYA’DA ÜRETİM MALİYETLERİ ARTIYOR: TARIMDAN İNŞAATA KRİTİK UYARILAR
İnşaat sektöründe arsa, malzeme ve işçilik maliyetleri ile yüksek faizlerin önemli sorunlar oluşturduğunu belirten Oral, finansmana erişimin zorlaşmasının hem yatırımcıları hem de vatandaşların konuta ulaşmasını etkilediğini kaydetti. Antalya’nın tarımda Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Oral, gübre, mazot, tohum ve sulama maliyetlerinin üreticileri zorladığını söyledi. COP31’in Antalya açısından iklim krizi, çevre ve dirençli kent altyapısı konularında önemli bir fırsat sunduğunu belirten Oral, Yörüklerin ve yerel halkın tarım ve hayvancılıktan uzaklaştırılmaması gerektiğini vurguladı. Altıntaş’taki hızlı büyümenin altyapı, ulaşım ve kamu hizmetleri açısından yeni sorunları beraberinde getirdiğini dile getiren Oral, bölgenin planlı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. Antalya-Alanya Otoyolu’nun yanı sıra gıda fiyatları, sermaye piyasaları, yasa dışı bahis ve gençlerin korunması gibi konulara da değinen Oral, kadınların ve gençlerin elde ettiği başarıların topluma umut verdiğini ifade etti.
ALİ ÇANDIR’DAN TARIM MESAJI: “STRATEJİK SEKTÖRSE GEREĞİ YAPILMALI”
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarımın yalnızca girdi maliyetleri açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sektörün sanayi, gıda, ilaç, tekstil ve kozmetik başta olmak üzere birçok alanla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Tarımın Türkiye ekonomisindeki payının yüzde 5-6 seviyesinde görünmesine karşın sektörel etkisinin çok daha geniş olduğunu ifade eden Çandır, tarım stratejik sektör olarak kabul ediliyorsa bunun gereğinin de yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Üreticinin en önemli sorunlarından birinin finansman maliyetleri ve vade farkı olduğunu belirten Çandır, Ziraat Bankası’nın tarımsal işletme kredilerindeki limitlerin son üç yılda enflasyona rağmen yeterli oranda artırılmadığını dile getirdi. Bunun üretim maliyetlerini yükselttiğini kaydeden Çandır, tarımsal girdi platformu önerisiyle üreticilerin aracısız ve daha uygun maliyetle girdi temin edebilmesini sağlayacak bir sistem üzerinde çalıştıklarını söyledi.
EN ÖNEMLİ SORUN İŞ GÜCÜ MALİYETİ
Çandır, tarım sektöründeki önemli sorunlardan birinin de iş gücü maliyetleri olduğunu belirterek bazı ürünlerde toplama maliyetinin ürün fiyatı içerisinde önemli bir paya sahip olduğunu ifade etti. Tarım sektörüne özel bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulması gerektiğini savunan Çandır, kırsaldaki gençlerin sosyal güvence nedeniyle şehirlerde sigortalı iş aramasının tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Hal sisteminde farklı veri altyapılarının birbiriyle uyumlu çalışmadığını belirten Çandır, dijitalleşmeyle birlikte bu sistemlerin tek bir veri altyapısında birleştirilmesi gerektiğini dile getirdi. YÖREX ve coğrafi işaret çalışmaları sayesinde yöresel ürünlerin yeniden üretilmesi, ticarileştirilmesi ve istihdam oluşturmasının sağlandığını belirten Çandır, bu süreçte kadın kooperatifleri ve kadın girişimcilerin de öne çıktığını kaydetti. Yöresel ürünlerin yalnızca ticari bir değer taşımadığını vurgulayan Çandır, gastronomi ve kırsal turizm aracılığıyla bu ürünlerin Antalya’nın turizmi 12 aya yayma hedefinde de değerlendirilebileceğini ifade etti.
BATI AKDENİZ İHRACATINDA DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ
BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, Batı Akdeniz’in ihracat performansına ilişkin rakamları paylaşarak bölgenin 2025 yılında 2 milyar 742 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. Can, 2025 yılında 2 milyar dolar ihracat seviyesine 28 Eylül’de ulaşılırken, 2026’da aynı seviyeye 3 Eylül itibarıyla gelindiğini belirtti. Böylece 2 milyar dolarlık eşiğe 25 gün daha erken ulaşıldığını ifade eden Can, yıl sonunda geçen yıla göre yaklaşık 250 milyon dolarlık ilave ihracat gerçekleşmesini beklediklerini kaydetti. Yaş meyve ve sebze sektörünün Batı Akdeniz’in en fazla ihracat gerçekleştiren sektörü olduğunu belirten Can, sektörün 2026’da ihracatını yüzde 26 artırdığını söyledi. Biber ihracatının da yüzde 34 artışla 195 milyon dolar seviyesine ulaştığını belirten Can, yaş meyve ve sebze ihracatının yıl sonunda 900 milyon dolar civarına ulaşabileceğini ifade etti.
ANTALYA’DA COP31 İÇİN İHRACAT VE TARIM ODAKLI FIRSAT MESAJI
Can, BAİB olarak ticaret heyetleri, URGE projeleri ve yurt dışı pazarlama faaliyetleriyle firmaların yeni pazarlara açılmasına destek verdiklerini belirtti. ABD pazarına yönelik çalışmaların sonuç verdiğini ifade eden Can, 2010 yılında 12 milyon dolar olan bölge ihracatının 2025’te 197 milyon dolara yükseldiğini, 2026’da da artışın devam ettiğini kaydetti. Antalya’nın önemli gelir kaynaklarından biri olan defne yaprağının Çin’e ihracatının, 10 Eylül’de imzalanan protokolle yeniden açıldığını açıklayan Can, bu gelişmenin üretici ve bölge ihracatına katkı sağlayacağını söyledi. Hong Kong’da düzenlenen fuarda Antalya ve Batı Akdeniz ürünlerine yoğun ilgi gösterildiğini belirten Can, özellikle incir ve kayısı için önemli talepler aldıklarını ifade etti. Can ayrıca, Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek COP31’in tarım, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve iklime dirençli üretim açısından önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.
ANTALYA SERBEST BÖLGESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN LOJİSTİK VURGUSU
ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, serbest bölgelerin ihracatın artırılması ve üretimin geliştirilmesindeki rolüne dikkat çekti. Türkiye’de serbest bölgelerde üretim ve ihracat yapan firmalara kurumlar vergisi, KDV ve belirli şartlarda gelir vergisi stopajı açısından çeşitli avantajlar sağlandığını belirten Gürses, sistemin temel olarak ihracat ve üretimi teşvik ettiğini söyledi. Serbest bölgelerde yatırımcıların yalnızca vergi avantajlarını değil, lojistik imkânları da değerlendirdiğini ifade eden Gürses, dünyadaki başarılı serbest bölgelerde güçlü lojistik altyapının öne çıktığını kaydetti. Antalya Serbest Bölgesi’nin limanlara, havalimanına ve Avrupa ile Orta Doğu pazarlarına yakın olmasının önemli bir avantaj sağladığını belirten Gürses, Antalya’nın sosyal gelişmişlik düzeyi, üniversiteleri ve nitelikli iş gücüne erişim imkânının da yatırımcılar açısından önemli unsurlar olduğunu söyledi.
YATIRIMCININ GÖZÜ ANTALYA SERBEST BÖLGESİ’NDE
Gürses, Antalya Serbest Bölgesi’nin özellikle müşterisi hazır olan, ihracat ve imalat yapmak isteyen firmalar için avantajlı bir konumda bulunduğunu ifade etti. Serbest bölgelerde yatırım kararlarında artık yalnızca teşviklerin yeterli olmadığını belirten Gürses, lojistik, üretim altyapısı ve nitelikli iş gücünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Antalya’nın uluslararası havalimanına yakınlığının Avrupa’daki birçok noktaya kısa sürede ulaşım imkânı sunduğunu belirten Gürses, bu durumun yatırımcılar açısından önemli bir rekabet unsuru olduğunu dile getirdi. Serbest bölgelerin ihracat yapan yerli ve yabancı ortaklı firmalara çeşitli imkânlar sunduğunu anlatan Gürses, üretim ve imalat faaliyetlerinin sistem içerisindeki önemine dikkat çekti. Gürses’in sunumunun ardından toplantı soru-cevap bölümüyle devam ederken, üyeler konuşmacılara merak ettikleri konuları yöneltti.
YÖRSİAD’DA YENİ ÜYELERE KEYFİYE VE ÜYELİK BELGELERİ VERİLDİ
Toplantının soru-cevap bölümünün ardından YÖRSİAD’a yeni katılan Avukat Ömer Faruk Tızlak, Prof. Dr. Ramazan Özçelik ve Selahattin Baygut’a üyelik rozeti, Yörük keyfiyesi ve üyelik belgeleri takdimi gerçekleşti. Sonrasında toplantıya katılan konuşmacılara da keyfiye takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.





