Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ilgili yolsuzluk davası sanıklarından F. S.’nin tahliyesi için 900 bin Euro alan Avukat Fatih Demirtop için başlatılan soruşturma, geçtiğimiz hafta medyaya yansımıştı.
Bu konu ile ilgili yeni gelişmeler var. Ama önce öyküyü tekrar hatırlayalım.
Çünkü her yönü ile ibretlik bir olay var karşımızda.
F. S., Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in en yakın arkadaşlarından birisiydi ve 5 Temmuz’da başlayan süreçte önce gözaltına alınmış, ardından da tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Sonrasında da etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak serbest kalıyor.
Fakat, F. S. cezaevindeyken ilginç bir olay oluyor.
Soruşturma dosyasındaki iddialara göre; Avukat Fatih Demirtop, F. S. ile bağlantıya geçiyor ve kendisini tahliye ettireceğini, bunun karşılığında da 900 bin Euro alacağını söylüyor. Bunu söylerken de eğer kendisi ile anlaşmazlarsa, F. S.’nin bütün mal varlıklarına el konulacağını, cezaevinden çıkamayacağını, örgütten dava açılacağını ifade ederek F.S.'yi korkutuyor.
Kendisinin Ankara’da yukarılarda tanıdıklarının olduğunu, paranın büyük kısmının oraya gideceğini ifade ediyor. Hatta Adalet Bakanı Akın Gürlek ile de bağlantısının olduğunu eklemeyi ihmal etmiyor.
Fatih Demirtop’un hamlesi sadece F. S. ile sınırlı kalmıyor, annesi ve ablası üzerinde de benzer söylemlerle baskı kuruyor.
F. S. ve ailesi de Fatih Demirtop’a 500 bin Euro veriyorlar ve F. S. tahliye oluyor. Tahliye sonrasında da Demirtop’a 400 bin Euro daha veriliyor.
Daha sonra dava açılıp da F. S. dosyasını görünce tahliyesinin etkin pişmanlık hükümlerinden kaynaklandığını görerek dolandırıldığını anlıyor ve Fatih Demirtop hakkında şikayetçi oluyor.
Yukarıdaki bilgilerin tamamı soruşturma dosyasında mevcut.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, avukat soruşturması için gerekli izni almak üzere Adalet Bakanlığı’na dilekçe gönderiyor.
İşte bu dilekçenin cevabı pazartesi geldi ve Adalet Bakanlığı soruşturma için izin verdi ve izin belgesi dosyaya girdi.
Adalet Bakanlığı’nın ardından da Antalya Barosu Disiplin Kurulu harekete geçti ve soruşturma başlattı.
Bu öyküyü dinlediğinizde, hepinizin aklına Şamil Tayyar’ın ifadesi ile ‘FETÖ Borsası’ gelmedi mi? FETÖ’den tutuklu kişilere avukatların gidip, “şu kadar verirsen seni kurtarırım” dediğini hatırlamadınız mı?
Öyleyse sormak gerekiyor: Bir dönem ‘FETÖ Borsası’ diye tartıştığımız mekanizmanın başka bir biçimiyle, bugün bir ‘adliye borsası’ iddiasıyla mı karşı karşıyayız?
Elbette her meslekte çürük elmalar vardır. Ama burada asıl olarak şu soruyu sormak gerekiyor:
Fatih Demirtop’un Ankara’da, yüksek mevkilerdeki tanıdıkları kim? Yine Fatih Demirtop’un ifadesi ile bu 900 bin Euro’nun büyük kısmını alan isimler kim?
Eğer soruşturma dosyasındaki bu anlatım doğruysa, önümüzde iki ihtimal var: Ya ‘Ankara’daki yüksek mevkiler’ tamamen para almak için kullanılan bir hikâyeden ibaret ya da Demirtop, sanık ile birtakım isimler arasında aracılık yapan bir aparat. İşte soruşturmanın yanıtlaması gereken asıl soru bu.
Bir başka soru:
F. S., şikayetçi olduğu için konu açığa çıktı. Peki şikayetçi olmayan ve bu nedenle bilemediğimiz bu durumda olan kaç kişi var?
Son olarak;
Efsane Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcı unvanının başına neden ‘Cumhuriyet’ sözcüğünü eklediklerini anlatırken, savcıların devlete karşı vatandaşı koruması gerektiğini, bu nedenle devletin değil Cumhuriyet’in savcısı olması gerektiğini ifade ederek, o meşhur cümleyi kurar.
“Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir!”
Yukarıdaki örneğe bakacak olursak Cumhuriyet ‘kimsesizlerin’ değil ‘parası olanların’ Cumhuriyet’i olmuş.
Şimdi Cumhuriyet savcılarının önündeki mesele yalnızca 900 bin Euro’nun kimden kime geçtiğini bulmak değil. Asıl mesele, o paranın arkasında gerçekten bir ‘Ankara hattı’ olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Çünkü yoksa ortada büyük bir dolandırıcılık iddiası vardır. Varsa, mesele bir avukatın çok ötesindedir.