Bir şehrin tarihi yalnızca taşlarında, sokaklarında ve anıtlarında yaşamaz. O şehrin kurtuluşu ve geleceği için mücadele eden insanların hatıraları ile de yaşar. Bir şehrin geçmişi, yalnızca bilinen kahramanlardan değil, hikâyesi yeterince anlatılmamış insanların fedakârlıklarından da oluşur. Antalya’nın Millî Mücadele tarihine baktığımızda böyle bir isimle karşılaşırız: Mustafa Haşmet. Antalya’nın İstiklâl Harbi’ndeki ilk sivil şehidi olan Mustafa Haşmet’i ne kadar tanıyoruz? Hayatını, mücadelesini ve şehadetini kaç kişiye anlatabildik? Mustafa Haşmet’i tanımak, hatırlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak konusunda neler yapıldı? Üzerimize düşeni yaptık mı?
İşgal Altındaki Antalya ve Millî Direniş
1.Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu’nun dört bir yanında işgaller başladı. Akdeniz’in önemli limanlarından ve stratejik merkezlerinden biri olan Antalya; İtalya’nın, 28 Mart 1919’da Antalya Limanı’na bir savaş gemisi göndermesi ve şehre asker çıkarması ile resmen işgal edildi.
İtalyanlar, yerel halkla iyi ilişkiler kurarak halka şirin görünme görüntüsü altında bölgede kalıcı bir nüfuz oluşturmak istiyorlardı. Ancak bu siyaset, Antalya halkının mücadele arzusunu ortadan kaldırmadı. İşgale karşı protestolar düzenlendi, telgraflar gönderildi, gizli toplantılar yapıldı ve millî direnişi destekleyecek faaliyetler yürütüldü.
Savaş sadece cephede silahla yapılmaz. Cephe gerisi faaliyetler de savaşın bir parçasıdır. Bölgesinde örgütlenen, gelişmeleri takip eden, sevkiyat ve nakliyatta görevli olan, istihbarat işlerinde çalışan, direnişi destekleyen ve maddi yardımlarda bulunan, bağımsızlık düşüncesini yaşatan insanlar da mücadelenin önemli bir parçasıydı.
Mustafa Haşmet, işte bu mücadelenin Antalya’daki önemli isimlerinden birisidir.
Kalekapısı’nda Bir Akşam
1880 yılında Antalya’nın Sağırbey Mahallesi’nde doğan Mustafa Haşmet, aslen Korkuteliliydi. Hayatının önemli bir bölümünü Korkuteli’nde geçirmiş, Belediye Meclisi Üyeliğinde bulunmuş ve Millî Mücadele yıllarında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti faaliyetlerine katılan bir Kuvayımilliyeci idi. Görevi ve çalışmaları nedeniyle Antalya ile Korkuteli arasında gidip geliyor, işgal altındaki şehrin içinde bulunduğu durumu yakından takip ediyordu.
Mustafa Haşmet konusunu ilk dile getiren, 1938 yılında yazdığı makale ile Korkuteli Hâkimi Nuri Tarhan olmuştur. Bu makalede konu şöyle anlatılır: Mustafa Haşmet, 18 Şubat 1920 gecesi bir toplantıdan evine dönerken, Kalekapısı civarında nöbet tutan İtalyan askerleriyle karşılaştı. Askerlerin kendisini durdurması ve karakol kulübesine götürmeye çalışması üzerine aralarında mücadele yaşandı. Haşmet, bu iki askeri etkisiz hâle getirerek silahlarını ellerinden aldı. Ardından; “Türk acizlerle uğraşmaz, alın silahlarınızı” diyerek silahlarını geri verdi.
Ancak İtalyan askerlerden birisi ateş açarak Mustafa Haşmet’i vurdu. Vurulmasına rağmen ayağa kalkarak yoluna devam etti. İtalyan asker bir kez daha ateş etti. Mustafa Haşmet ikinci kez vurulduğunda artık bedeninin direnci tükenmişti. Son nefesini “Öldüğüme yanmadım, sitemim, kaderimedir, keşke mert bir düşman kurşunuyla ölseydim” diyerek verdi. Mustafa Haşmet, işgal altındaki vatanında, özel ve gizli yürütülen bir direniş mücadelesinin sonunda yiğitçe Şehit oldu.
Mustafa Haşmet’in şehadet tarihi 18 Şubat 1920’dir. Arşiv belgeleriyle doğrulanan bu tarih, onun anılması ve tarihî hafızada doğru biçimde yer alması bakımından önem taşımaktadır.
Bir Şehidin Ardından Ayağa Kalkan Şehir
Mustafa Haşmet’in şehadeti Antalya’da büyük bir galeyana yol açtı. Millî şuuru ve millî direnişi güçlendirdi. Binlerce Korkutelili Antalya’ya doğru yürüdü. Türk bayrağı ile sarılmış naaşı halkın geniş katılımıyla defnedildi. Cenaze merasimi işgal kuvvetlerine karşı güçlü bir millî tepkiye dönüştü. Paşa Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Hoca Nebi Mezarlığı’na defnedildi. Cenaze töreni, Antalyalıların işgale karşı duydukları tepkinin ve bağımsızlık iradesinin topluca ifade edildiği önemli bir olay olmuştur.
Daha sonraki yıllarda yapılan yol düzenlemeleri ve yapılaşma nedeniyle Şehit Mustafa Haşmet’in mezarı kayboldu. Millî Mücadele’nin önemli bir şahsiyetinin mezarının kaybolması, yalnızca fiziksel bir kayıp değildir. Kaybolan; Antalya’nın millî bir hafızasıdır.
Antalya’nın 5 Temmuz 1921’de işgal kuvvetlerinden kurtuluşunda, Mustafa Haşmet’in şehadeti sonrasında ortaya çıkan millî tepkinin de etkisi olmuştur.
Unutulan Bir İsimden Ortak Hafızaya
Mustafa Haşmet’in hayatı ve mücadelesi, farklı dönemlerde, Süleyman Fikri Erten, Mazlum Adıson, Nuri Tarhan gibi tarihçiler ve araştırmacılar tarafından ele alınmıştır. Yakın dönemde Hüseyin Çimrin, Hasan Moğol, Muhammet Güçlü, Orhan Çeltikçi ve Ali Rıza Gönüllü gibi araştırmacı ve tarihçiler de Mustafa Haşmet’in hayatına ve şehadetine değinmişlerdir.
Bu çalışmalar, geçmişten bugüne uzanan bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Her araştırma, yayın ve anma faaliyeti, Mustafa Haşmet’in adının unutulmaması için atılmış bir adımdır.
Zaman zaman yerel gazetelerde ölüm yıldönümlerinde adı geçmiş ancak resmî ve kapsamlı bir anma gerçekleşmemiştir. 2017 yılında, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivinde tarafımdan bulunan 2 belge ile Mustafa Haşmet’in şehit olduğu “18 Şubat” tarihi kesin olarak tespit edilmiştir. Bunun üzerine bazı gençlerin ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyelerinin girişimleri ile Mustafa Haşmet konusu, Büyükşehir Belediye Meclisi gündemine taşınmıştır.
2019 yılında Korkuteli Belediye Başkanlığına, bizzat tarafımdan bir sayfalık bir bilgi notu verilerek Mustafa Haşmet’in 100. ölüm yıldönümü olan 18 Şubat 2020’de Korkuteli ve Antalya’da kapsamlı etkinliklerle anılması önerilmiştir. Sonraki dönemlerde bazı sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları organizasyonlar çerçevesinde Şehit Mustafa Haşmet geniş bir kitleye ve Antalya halkına tanıtılmaya çalışılmıştır.
2022 yılında AKSAN öncülüğünde ve Karatay Çalışma Grubu tarafından Karatay Medresesi’nde düzenlenen anma faaliyeti, Mustafa Haşmet’in yeniden gündeme taşınması bakımından önemli bir girişim olmuştur. Şehadetinin 102. yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirilen etkinlikte hayatı ve mücadelesi anlatılarak bir farkındalık oluşturuldu. TRT Antalya Radyosu kanalıyla da Mustafa Haşmet’in adı ve anısı yaşatılmaya çalışıldı.
17 Şubat 2026’da Korkuteli Düşünce ve Araştırma Kurulu (KODAK) tarafından İsmail Uçar ve Emin Güler’in organize ettiği anma etkinliğinde, seçkin bir dinleyici önünde Korkuteli’nde bir konferans gerçekleştirildi. İki gün sonra, 19 Şubat 2026’da Antalya Valisi Sayın Hulusi Şahin’in girişimi ve Antalya protokolünün katılımıyla Attalos Heykeli önünde Antalya’nın ilk sivil şehidi Mustafa Haşmet’i anmak için düzenlenen tören, Mustafa Haşmet’in Antalya’da resmî düzeyde anılması bakımından önemli bir aşama oldu. Bu ilk resmî anma töreni TRT Antalya Radyosu tarafından da canlı olarak yayınlandı. Tüm şehitlerimiz için yapılan duadan sonra Mustafa Haşmet’in hayatının anlatıldığı kısa biyografik bilgi tarafımdan törene katılanlara okundu. Bu törende anıt yapılmasına yönelik karar alınması da sevindirici bir gelişmeydi.
Bugünlerde, Korkuteli sevdalısı bir derneğimizin Mustafa Haşmet’in Antalya merkezde bir anıtla yaşatılması amacıyla başlattığı girişimler ve bu kapsamda gerçekleştirilen resmî ziyaretler de bu sürecin devamı olarak değerlendirilmelidir. Derneğin çabası, Antalya’nın Millî Mücadele tarihindeki önemli bir şahsiyetin yeniden gündem olmasına ve hatırasının kalıcı hâle getirilmesine mutlak bir katkı sağlayacaktır.
Bununla birlikte, Mustafa Haşmet’in tanıtılması, anılması ve adına bir anıt yapılması düşüncesi geçmişte farklı kişi ve kuruluşların gündeminde olmuş; bu konuda araştırmalar yapılmış, raporlar hazırlanmış, yayınlar çıkarılmış ve anma faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Bugün atılan adımların, daha önce ortaya konulan bilgi, tecrübe ve emekle buluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Geçmişte yapılan çalışmaları bilmek, bu çalışmalara katkı sunan kişi ve kuruluşların tecrübelerinden yararlanmak ve onların birikimini yeni girişimlerle birleştirmek, hedefe daha sağlam adımlarla ulaşılmasını sağlayacaktır. Korkuteli için genç yaşına rağmen önemli ve değerli çalışmalar yürüten Antropolog Emin Güler’in bu konudaki çalışmalarını da değerlendirmek gerekir.
Burada önemli olan, kimin öncülük ettiği değil, Mustafa Haşmet’in hatırasının en doğru ve en kalıcı biçimde yaşatılmasıdır. Antalya ve Korkuteli için uğraş veren sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, tarih araştırmacılarının ve daha önce bu konuda emek veren kişi ve kuruluşların ortak bir çalışma zemini oluşturması önemlidir.
Geçmişte atılan adımları bilmek, yeni adımların değerini azaltmaz; aksine onların daha sağlam bir temel üzerinde yükselmesini sağlar. Mustafa Haşmet adına yapılacak bir anıt da ortak iradenin ve dayanışmanın simgesi olmalıdır.
Bir Anıttan Daha Fazlası
Mustafa Haşmet’in hatırasını yaşatmak için önümüzde, yapılması gereken önemli çalışmalar bulunuyor. Öncelikle, şehit olduğu yerin, tarihî belgeler ve aktarılan bilgiler ışığında araştırılması, uygun bir noktada anıt veya kitabe yapılması gerekiyor. Kalekapısı çevresinde, bugün kapalı yol olarak bilinen bölgedeki havuzun bulunduğu yerin şehadet mahalli olabileceğine ilişkin aileden aktarılan bilgi de değerlendirilmelidir. Ancak Sayın Valimizin bizzat tespit ettiği ve görsel açıdan da güzel bir yerde bulunan, Attalos Heykeli karşısındaki alan, anıt yapmaya çok uygun bir konumdadır.
18 Şubat’ın Antalya’nın Millî Mücadele tarihindeki ilk sivil şehidini anma günü olarak değerlendirilmesi ve anma etkinliklerinin her yıl geleneksel hâle getirilmesi önemlidir. 18 Şubat 2027 tarihi yaklaşmaktadır. Yapılacaklar için de yeterli zaman vardır. Bu tarihte bir anıt yapılması ilk hedef olmalıdır.
Mustafa Haşmet’in hayatını konu alan bir belgesel veya kısa film hazırlanması, hikâyesinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacaktır. Antalya ve Korkuteli’nde; cadde, sokak, park, okul ve kültür merkezlerinde adının yaşatılması da bu farkındalığı güçlendirecektir.
Bütün bunlar yapılırken tarihî bilgilerin doğru aktarılması, birikimlerden yararlanılması ve daha önce yürütülen çalışmaların dikkate alınması temel ilke olmalıdır. Çünkü amaç yalnızca bir anıt dikmek değil, o anıtın temsil ettiği tarihî şahsiyeti ve değerleri toplumun hafızasına yerleştirmektir.
Geçmişten Geleceğe Bir Vefa Borcu
Mustafa Haşmet’in hikâyesi bize bir kez daha gösteriyor ki bağımsızlık, yalnızca cephelerde kazanılan askerî zaferlerle değil, milletin ortak iradesi, fedakârlığı ve kararlılığıyla korunur. Pek bilinmeyen ama çok önemli olan Antalya’nın Millî Mücadele tarihindeki yerini de göstermek, bu fedakârlıkların ve ortak mücadelenin bir parçası olacaktır.
Bugün bize düşen görev, geçmişte yaşananları hatırlamakla yetinmemek; o dönemin insanlarını, mücadelelerini ve değerlerini gelecek kuşaklara doğru biçimde aktarmaktır. Bu görev, araştırmacıların, tarihçilerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve bütün Antalyalıların ortak sorumluluğudur.
Mustafa Haşmet’i hatırlamak, Antalya’nın bilinmeyen Millî Mücadele tarihini bilinir hale getirmektir. Mustafa Haşmet’in anısını yaşatmak ise geçmişten geleceğe uzanan bir vefa borcudur.
Bir şehrin hafızası, kahramanlarını hatırladığı ölçüde güçlüdür. Bu hafızayı korumak, geçmişte emek verenlerin birikimini geleceğe taşımak ve yeni çalışmaları ortak bir anlayışla yürütmekle mümkündür.
Antalya, ilk sivil şehidini daha yakından tanımalı, onun adını yaşatmalı ve hikâyesini gelecek kuşaklara aktarmalıdır. Çünkü hatırlamak bir vefa, yaşatmak ise bir sorumluluktur.