Son birkaç haftadır sanal medyada ve bazı haber kaynaklarında Manastır’da bir arşivde Atatürk’ün gençlik dönemine ait fotoğraflarının bulunduğu gibi çok ilgi çekici, fotoğraflı bir haber dolaşıyor. İlk bakışta çok heyecan verici ve dikkat çekici bir haber…
Gerçekten bulundu mu, bulunan ne?
Haberlerde kullanılan görüntüler 1909 yılına ait ve Yapay Zekâ destekli olarak düzenlenmiş. Ancak bunlar Manastır Askerî İdadisi öğrencisi Mustafa Kemal’e ait fotoğraflar değil. İşte bu yazıyı biraz da bu yanlış fotoğraflar ve yanıltıcı olabilecek haber için yazıyorum.
Bu konu yıllardır ilgilenen kişilerin gündeminde oldu. Gerçekten Atatürk’ün böyle hiç görülmemiş ve Manaki kardeşlere ait olduğu söylenen fotoğrafları var mıydı? Ben de gerek arşivlerde gerekse Kuzey Makedonya Manastır Şehrinde bu fotoğrafların varlığına tanık olmak için araştırmalar yaptım. Fotoğrafların varlığına inanıyorum ama henüz bu fotoğraflar bulunmuş değil!
Mustafa Kemal’in Manastır Askerî İdadisi öğrenciliği dönemine ait fotoğrafları var mı?
Janaki ve Milton Manaki kardeşler, Manastır başta olmak üzere Balkanlar’da fotoğrafçılık ve sinema alanında öncü çalışmalar yapan önemli isimlerdi. Osmanlı’nın ilk filmcileri olarak da kabul edilirler. Geride bıraktıkları fotoğraf ve film malzemeleri, dönemin insanlarını, şehirlerini ve günlük hayatını belgeleyen önemli görsel kaynaklar arasında yer alıyor.
“Asıl birinci benim!”
Manastır Askerî Lisesinde 1898 yılı Kasımında önemli bir olay meydana geldi. Mezuniyet töreninde yaşanan bu olay günümüze kadar tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Prof.Dr.Hale Künüçen, Üsküp’teki Manaki Kardeşler Vakfı Müzesi’ni, 1998 yılındaki ziyareti sırasında Manaki kardeşlerin çekmiş olduğu fotoğrafları incelerken Mustafa Kemal’in mezuniyet törenine ait fotoğraflar gördüğünü söylemektedir. Vakıf yetkilileri kendisine, bu mezuniyet töreni sırasında; Mustafa Kemal’in Askerî İdadi’yi birincilikle bitirdiği halde törende adının ilk sırada okunmaması, yerine başka bir ismin okunmasına itiraz edişine Manaki Kardeşlerden Milton Manaki’nin tanık olduğunu ve Mustafa Kemal’in heyecanla itiraz ettiğini görmüş olduğunu belirtir. Milton Manaki anısında, Manastır Askerî İdadisi’ne mezuniyet töreninin görüntülerini çekmek üzere çağrıldığını ve Mustafa Kemal’i bu törende gördüğünü, kendisinin fotoğrafını çektiğini, bu olayı net olarak hatırladığını anlatmış, bu anlatım da 1975 yılında yayınlanan bir makalede yayınlanmıştır. Prof.Künüçen, Manaki Kardeşler Vakfı’ndaki çok sayıda fotoğraf arasında bu mezuniyet töreninden içlerinde Mustafa Kemal’in de olduğu fotoğraflar bulunduğunu söylemektedir.
Milton Manaki’ye atfedilen bu hatırada, dikkat çekici ve önemli noktalar var. Resmi belgelere göre Atatürk, Askerî Liseyi 2. Olarak bitirdi. Manaki Kardeşlerin okul mezuniyet törenine “fotoğraf almak (çekmek)” için görevlendirildiği resmi belgelerde yer almaktadır. Törende kargaşa olduğu da bazı anılarda geçmektedir. Bu olayı yerinde inceleyen bir bilim insanı da fotoğrafları gördüğünü belirtmekte ve bunu makalesinde yazmaktadır. Tarihçi için hatıra önemlidir; fakat hatıra, başka belgelerle desteklenebilirse daha anlam kazanır. Bu fotoğrafların görünür ve yorumlanabilir olması gerekmektedir. Öyleyse bu fotoğraflar nerede?
Atatürk’ün anlatımlarında bu olay yok
Mustafa Kemal, çocukluğu, ailesi, öğrencilik yılları ve gençliğiyle ilgili çeşitli hatıralarını yakın çevresiyle paylaşmıştır. Ancak bilinen anlatılar içerisinde, Manastır’daki okul hayatında birincilik hakkının elinden alındığı ve buna yüksek sesle itiraz ettiği şeklinde bir hatıra bulunmamaktadır. Yakın çevresi ve arkadaşlarından aktarılan hatıralarda da böyle bir olayın varlığından bahsedilmez. Asım Gündüz yıllar sonra yazdığı hatırlamaya dayalı anılarında Mustafa Kemal’in gerçek birinci olduğunu yazmıştır ama bu Harp Okulu sonrasındaki Harp Akademisi için anlatılmış bir olaydır.
Bu durum olayın kesinlikle yaşanmadığını kanıtlamaz. Ancak böylesine sıra dışı ve hafızada iz bırakabilecek bir olayın başka anlatılarda en azından bir izinin bulunması gerekir. Manaki Kardeşlerden Milton Manaki, hafızasına dayanarak anlattığı bu olayın tek tanığıdır. Ama bu kanıt mıdır? Fotoğrafları bulmak ve görmek gerekir.
Peki, fotoğraf nerede?
Eğer Milton Manaki’nin anlatımı doğru ise, iz yalnızca bir fotoğraf görüntüsünün varlığında aranmamalı. Manaki koleksiyonlarındaki albümler, cam negatifler, katalog kayıtları, fotoğrafların arka yüzlerindeki notlar ve stüdyo verileri incelenmeli. Bunlar Manastır Askerî İdadisi’nin öğrenci kayıtları, okul albümleri, tören bilgileri ve dönemin gazeteleriyle karşılaştırılmalı. O dönem askerî belgeleri de bu veriler ışığında yeniden incelenmeli. Fotoğraf hâlâ Manaki koleksiyonunda olabilir. Başka bir koleksiyona geçmiş, yanlış kaydedilmiş veya yalnızca negatifi kalmış da olabilir. Bir zamanlar Genelkurmay ATASE Arşivindeki çok değerli cam negatifler fazla yer kaplıyor diye karta basıldıktan sonra çöpe atılmışlardı. İşte böyle bir durum da olmuş olabilir.
Bazı kişiler araştırma yapıyorum diye ilgili fotoğrafları ve negatifleri almış ve iade etmemiş de olabilir. Bu tür olayların da örneği vardır. Bu yüzden Atatürk’ün bu fotoğrafları bu arşiv dışında bambaşka bir yerden de çıkabilir.
Belki de tarih, yıllardır gözümüzün önünde duran fakat kimliği fark edilmemiş kim bilir hangi fotoğrafları yeniden karşımıza çıkaracaktır. Bunlar dönemin delilleridir.
Bulunması veya bulunmaması ne anlama gelir?
Gerçekten Manastır’daki öğrencilik yıllarına ait olduğu kesinleşen bir fotoğraf bulunursa, yalnızca yeni bir Atatürk fotoğrafı ortaya çıkmış olmaz. Fotoğraftaki öğrenciler, okul ortamı, kıyafetler, tarih ve çekim koşulları da araştırılabilir. Ayrıca genç bir lise öğrencisinin psikolojisi, özgüveni ve bunu dile getiriş şekli de görülür. Atatürk biyografisinde yeni bir sayfa açılmış olur.
Fakat fotoğrafın bulunması bile hatırada anlatılan bütün ayrıntıları tek başına kanıtlamaz.
Fotoğraf bulunamazsa da “böyle bir fotoğraf hiç olmadı” denilemez. Kaybolmuş, başka bir koleksiyona geçmiş veya yanlış tanımlanmış olabilir. Araştırmacı araştırmaktan vazgeçmemeli ve bütün olasılıkları düşünerek bu ve benzer başka fotoğrafların, belgelerin peşine düşmelidir. Bu fotoğraflar bir gün bir yerden çıkacaktır!
Bir de haber değeri ve haber etiği konusu var
Tarihî şahsiyetlerle ilgili “yeni fotoğraf bulundu”, “gizli belge ortaya çıktı”, “yıllardır bilinmeyen gerçek gün yüzüne çıktı” gibi haberler doğal olarak büyük ilgi görüyor.
Bu nedenle bazı iddialar zaman zaman daha fazla tıklanma, izlenme, paylaşılma veya dikkat çekme amacıyla olduğundan daha kesin ve büyük gösterilebiliyor. Yanlış aktarma, abartı veya daha ileri durumda tamamen uydurma anlatılar da ortaya çıkabiliyor.
Elbette her haberin böyle bir amaç taşıdığını söylemek doğru değildir. Fakat özellikle sosyal ve sanal medyada çok paylaşılmak, bir bilginin doğru olduğunu kanıtlamaz.
Yapay Zekâ destekli görüntüler bu meseleyi daha da önemli hâle getiriyor. Bir fotoğrafı iyileştirmek veya yeniden oluşturmak başka, onun tarihî kişiliğini, tarihini ve kaynağını kanıtlamak bambaşka bir şeydir. Yapay Zekâ, fotoğrafa belki güzel bir görüntü veriyor ama orijinalliğini ve ayrıntılarda gizli izleri de yok ediyor.
Fotoğrafın kendisi kadar, fotoğrafın nereden geldiği de önemlidir
Manastır’dan günümüze uzanan bu hikâye bize aslında basit ama önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Merak edeceğiz, Okuyacağız, Araştıracağız, Soruşturacağız. Fakat hemen inanmayacağız.
Belki bir gün eski bir albüm ortaya çıkacak. Bir fotoğrafın arkasındaki birkaç kelime okunacak. Bir katalog numarası başka bir belgeyle eşleşecek. Bir gün bir koleksiyoner, bir meraklı çeşitli fotoğraflar bulacak ve bunların içinde aradığımız, aramadığımız kim bilir ne fotoğraflar çıkacak! Belki gerçekten karşımıza Manastır’daki genç Mustafa Kemal çıkacak.
Antalya’nın önemli koleksiyonerleri var; Ahmet Muhtar Kızıltan, Barış Eraşkın, Ramazan Ekin gibi. Belki de bu fotoğraflar Antalya’dan bir koleksiyoner ve araştırmacı tarafından bulunacak.
O zaman, yalnızca yeni bir fotoğraf bulunmuş olmayacak; bir olay belgelenmiş olacaktır…