“Sormak, geçici bir utançtır, sormamak ise sonsuz.” Japon Atasözü

Ubuntu Derneği ve Eğitim Sen ortaklığıyla 26 Eylül 2026 saat 19.30’da “Matematik Eğitimi ve Felsefesi” konulu güzel mi güzel bir etkinlik gerçekleşti. Herkesin bildiği bir dâhi adam olan, Prof. Dr. Ali Nesin konuşmacıydı. Muratpaşa Belediyesinin salonunda 750 kişi deyim yerindeyse çıt çıkarmadan saatlerce Ali Nesin’i dinledi. 250 kadar üniversite öğrencisi, öğretmenler ve diğer dinleyicilerin hepsi mutlu döndü. Etkinliğin sonuna dek kimse salonu terk etmedi. Aklımda kaldığı kadar anlatacağım. Ali Nesin özellikle neler söyledi diye bakarsak; eğitimden, hayata kadar her şeyi söyledi diyebilirim.

Hepimizin altına imza atacağı şu sözü çok önemliydi. “Merkezi eğitim sakattır.” Buna katılmayan olamaz diye düşünüyorum. Nedenine gelince; Ülkemizin doğusunda yaşayan halkın ana dili Kürtçe, kuzeyinde yaşayanların ise Çerkezce, Lazca, güneyde Arapça olabiliyor. Bu çocuklar, ilkokul üçe, dörde gelene dek Türkçeyi ancak öğrenebiliyorlar. Evinde bilgisayarı olmayan, hatta karnı bile doymayan, odası hiç olmayan, yeterince ısınamayan çocuklar, eşitmiş gibi merkezi eğitimle sınanıyor. Sonra sınava sokuluyor, aynı sorularla, eşit yarıştırılıyorlar. Böylesi merkezi eğitimin eşitlikçi olduğunu söyleyebilir miyiz?

“Benim karnem ilkokul ve ortaokulda spor toto gibiydi, bir ya da sıfır, iki yoktu. Sonra iyi öğrenci olmaya karar verdim çünkü öğretmenler bizi seviyordu, iyilerdi.” dedi. Oysa Ali Nesin çocukken de çok ama çok zeki, özel bir çocuk ama eğitim sorunlu. Zeki çocuklar da arada harcanabiliyor. Ya eğitim yetersiz, ya da öğretmen yetersiz kalabiliyor. Böylesi çocukların çalışma isteği duyacağı bir eğitim sistemi var diyebilir miyiz?

“Çocuklarınıza matematik değil, güzeli, iyiyi öğretin, onlar nasıl olsa matematiği öğrenir. Hayatta başarıdan daha çok iyi, güzel, duyarlı insan olmaya gerek var. Düşünün çocuk tıp Fakültesini kazandı, doktor oldu ama iyi bir insan değil, ne kadar kötü olur. Mühendis oldu, kendisi kötü bir insan, yaptığı binalar, köprüler yıkılıyor. O nedenle siz başarılı, sürekli kazanan değil, güzel olana değer veren, iyi birer insan olan ve sürekli sorgulayan olmasına önem verin,” dedi.

“Çocuk, küçükken sürekli sorar. Neden neden neden? İşte çocuk henüz bozulmadan sorgulamaya başlıyor. Ben de matematiğin felsefesinde sorgulama vardır diyorum. En imkânsız soru; bir şey neye vardır? Bu şeyler hep mi vardı? Her hangi bir şey neye var? İnsanoğlunun yaptığı hiçbir şey doğanın yaptığı kadar güzel değil, neden? Zaman neye var? Ben neye varım? Varoluş, yok oluşu içinde taşır. Dışarıda olanı anlayamıyoruz, aslında onu nasıl kullanacağımızı anlıyoruz. Kendimizin dışında olan bir şeyi anlayamayız. Örneğin; binanın dayanıklılığını çimento ve betonu inceleyerek anlıyoruz. Matematik; bütün bilimleri mümkün kılan teori. Descartes, ’Her şeyden kuşku duyuyorum, demek ki düşünüyorum, öyleyse varım,’ der. Mısır tabletleri varsayımlarla çözüldü.”

Yapay zekânın da bazen yanıldığını anlattı.

“ Gerçeğin neden doğru olduğu ile ilgileniriz. Matematikçilerin rolü; yapay zekânın verdiği kanıtı anlamak. İnsanların çoğu bir şeye inanıyorsa yanlıştır. Örneğin; gökyüzü mavi değildir. Matematik; doğru düşünmeyi öğretir. Hata yapabileceğini öğretir. Hayatın renklerini anlayabilmek için dünyanın bütün dilleri yetmez,” dedi. Son sözünü tamamlarken şu vurucu cümleyi söyledi ki zaten bütün söyleşiyi bu cümle özetliyordu. “Türkiye’de eğitim sisteminin en büyük sorunu; eğitim sisteminin varlığı.”

Ubuntu Gönüllüleri’nin geleneksel plâketleri sunuldu. Nesin Vakfı başkanı; Süleyman Cihangiroğlu aracılığıyla, vakfa UBUNTU ONUR PLAKETİ, Ali Nesin’e UBUNTU TEŞEKKÜR PLAKETİ verildi.

Ali Nesin, “Matematik Eğitimi ve Felsefesi” konulu konferansı öyle güzel geçti ki iki saatten fazla ayakta kalarak, yorgunluğunu bizlere hissettirmedi. Sözün özü; Antalya’dan bir dâhi geçti. İyi ki var sın Ali Nesin, sen çok yaşa. Ubuntu Gönüllüleri ve derneği, Eğitim Sen ortaklığıyla gerçekleşen bu etkinlik için emeği geçenlere, Muratpaşa Belediyesine desteklerinden dolayı teşekkürler. Ubuntulu günler yaşayın.