“Dünyada olmak ötekiyle mümkün olabilir. Ötekinin düşmanlaştırıldığı, dışarıda tutulduğu bir dünyada hayatta kalmak mümkün değildir.” Baudrillard
Kadir İnanır, bu dünyayı terk etti. O, sadece bir oyuncu değil, doğruyu görebilen, yanlışı çözmeye çalışan, araştıran, sorgulayan, mantığını her an devrede tutabilen biriydi, yani insandı. Biliyoruz ki gerçek anlamda insan olabilmek oldukça zor. Başkalarının bize ezberlettiği gibi konuşarak ömrümüzü tüketebiliyoruz ki bu en tehlikelisi. Sorgulamadan, mantıklı düşünemeden hayatı götürüyoruz. İşte o zaman bu gezegende boşuna yer kaplıyoruz.
Kadir İnanır, yaşadığı sürede, çocukluğundan beri insanlık için bir şey yapabilmeyi amaçlamış. En iyisini yapmaya çalışmış. Marmara Üniversitesi, onun zamanında gerçekten herkesin okuyabildiği bir yer değildi. Tercih edilen, başarısıyla dünyada sayılan bir üniversiteydi ki o, bu üniversite’nin “Gazetecilik Yüksekokulu Radyo Televizyon Bölümü”nü bitirmiş. 18 Yaşında başladığı oyunculuk hayatına; 182 film, 12 dizi sığdırmış. Özel yaşamını hiçbir zaman gözler önüne sererek reklam yapmamış. Bu özellik herkeste pek bulunmuyor biliyorsunuz. Kadir İnanır, “Ben ölürsem her evden bir cenaze çıkar,” demiş. Gerçekten hepimizin evi yas eviydi. Sevginin gücü bir kez daha ortaya çıktı. Cenaze törenindeki kalabalık bunu en güzel şekliyle anlattı.
Siyasi düşüncesini hep solda tutmuş. Herkes bilir ki sol görüşlü ve muhalif olanların yükselmesi oldukça zordur. Çoğu kolay yolları seçerken, onun dik duruşu, ödünsüz yaşayışı çok önemli. Saygımızı, sevgimizi yerden göğe hak ediyor diye düşünüyorum. Son konuşmasında “Büyük barışı görmeden bu topraklardan gitmeyeceğim,” demişti. Maalesef barışı göremedi, bize bıraktı, umarım bu toplum büyük barışı inşa edebilir. Edemeyelim diye türlü türlü tuzaklar kuruluyor, bir gözümüz hep açık uyumak zorundayız.
Kadir İnanır, “Akil adamlar” listesine girerken, aleyhinde birçok yorum yapıldı. Oysa barıştan kim zarar görebilir ki? Kırk yıldır bu kardeş kavgasından gördüğümüz zararın bazıları farkında değilken, Kadir İnanır o kocaman yüreğiyle ortaya çıktı. Kimseye yaranmaya çalışmadan, kardeş kavgası bitsin diye uğraştı. Hepimiz bu kavganın bitmesini istemiyor muyuz? “Kana kan intikam” demenin ne anlamı, ne faydası var? Gencecik yavrularımız birilerinin kurduğu oyunlar yüzünden yok olurken, hangimizin vicdanı rahat olabilir ki? Ayrıca sadece can değil, ekonomik olarak da yıkıldık. Kadir İnanır’ın bu çabasını desteklememek, saygı duymamak mümkün müydü?
27 Yıllık hayat arkadaşı Jülide Kural, veda konuşmasında, büyük barışın önemine değinerek; “Bir gün mutlaka” dedi. O anda umudumuz yeşerdi. Kadir İnanır’ın dediği gibi “Büyük barışı inşa edebilirsek, bu toplum festival coşkusuyla yaşamaya başlayacaktır.” Bunu çoktan hak ettik. Bunu başarabilmek için de onun desteklediği, “Hakikatler Komisyonu” kurulmalı. Gerçek suçlular ayıklanıp huzur inşa edilmeli diye düşünüyorum. Kadir İnanır’ın sözleriyle bitirmek istiyorum. “Kaybetmeyi göze alacak kadar büyük bir aşk yaşamadım ama onurumu kaybedecek kadar da küçük bir insan olmadım.” Herkese onur sağlığı diliyorum.
Sinema dünyasının düşünen adamı Kadir İnanır bizi terk etti
Kamile Yılmaz
Yorumlar
Trend Haberler
Antalya’da milyarlık EXPO2016’nın geleceği belli oldu
Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi alacak! Başvurular başladı
Nail Kamacı ve ekibinin yeni adresi belli oldu!
Gözler Cem Kotan’da: Peş peşe ziyaretler dikkat çekti
Hasan Şahin ile Semih Esen butlanda buluşacak mı?
Böcek'in İmamoğlu iddiasında işaret ettiği Ümit Uysal yargıya başvuracak