“Hayata karşı ilk küskünlüğümüz, yanımızda sandığımız kişileri karşımızda görmemizle başlar.” Antony Çehov
Bir hafta önce yine güneş yüzlü, 23 yaşında gencecik bir kadın Goncagül, “İntihar” denilerek hayattan koparıldı. 17 Yaşında, zorla evlendirilip hemen arka arkaya üç çocuk doğurdu, 4. Çocuğa da hamileydi. Yaşadığı baskılara dayanamadı, ailesine döndü, kabul edilmedi. Hatta “Bizde boşanılmaz, intihar et,” denildi. Kadın sığınağına sığındı, koca evine döndürüldü. Goncagül’ün tutunacağı hiç dalı yoktu. “Can huzurdan kaçmaz,” der ya atalar, eğer biraz huzuru olsaydı, canından öte sevdiği çocukları için bile yaşardı. Goncagül’e bütün kapılar kapandı. Bu yalnızlık, değersizlik duygusu, çaresizlik hissiyle olmalı (eğer intihar olayı doğruysa) yaşamdan vazgeçti Goncagül.
Kadınlara; Gül, Menekşe; Sümbül, Lale, Nergis, Nazik, Goncagül adı neden verilir ki? Erkeklere, Mert, Demir, Çelik, Aslan vb adlar verilirken. Kadınlar, mülayim olsun, itaat etsin, denileni yapsın, başı önünde yaşayıp gitsin. Bol bol doğursun ki kendine gelemeden, dünyayı göremeden ölsün. Feodal düşünce bundan başka nedir ki?
Goncagül’e de böylesi bir hayat sunulmuş. Büyük olasılıkla annesinin hayatına benzer bir hayat. Baskı, işkence, kaldıramayacağı kadar yük. Sanki onun yüreği, beyni yok, sanki o düşünemez, sadece denileni yapar, gösterildiği gibi yaşar.
Şimdi geride üç çocuk annesiz, sevgisiz, donuk, sönük bir hayata terk edildi. Goncagül ise toprağın altında. Oysa Goncagül, mücadele etmiş, polise gitmiş, sığınağa sığınmış, ailesine dönmüş, yine de yaşamda kalamamış. Bunca düşmanlığın nedeni ne olabilir? Neden kadınlara hava, güneş, su yasaktır? Kadınsız hayat daha mı güzeldir? Hani aşıktınız, yoluna ölürdünüz, acı çekerdiniz? Kadının yüzü gülmezse, siz gülebilir misiniz? Kadın mutlu olmadan, erkek mutlu olabilir mi? Şiddet uygulamak, kadını hayattan koparmak kimi mutlu eder?
Goncagül’e kim sebep oldu? Kim suçlu? Kocası mı, ailesi mi, devlet mi, toplum mu, herkes mi? Bence herkes suçlu. Gören, görmezden gelen, şiddet uygulayan, kadını dinlemeyen, kapıyı açmayan, sığınağı çok gören, haberi gazeteden okuyan, haber olarak tv’den dinleyen ama bir şey yapmayan herkes utanç içinde ve suçlu. Çünkü sadece Goncagül değil, beş hayat söndü. Karnındaki bebek ve gözü yaşlı üç çocuk.
Kadını koruyan hukuk kuralları yeterince işlemeli, ŞÖNİM (Şiddet Önleme Merkezi) görevini tam yapmalı. Kadının beyanı esas olmalı. Bu konularda mahkemeler hızlı davranmalı. Şiddet mahkemeleri ayrı olmalı. İlgisiz ailelere de bir yaptırım uygulanmalı. Kısaca kadınların yaşam hakkı ciddi şekilde savunulmalı. Mao’nun dediği gibi gökyüzünün yarısı kadındır. Bunu unutmamalı…