Acısıyla tatlısıyla bir Süper Lig’in bir sezonu daha geride kaldı. Galatasaray ligi şampiyon olarak bitirirken Antalyaspor ise kabus gibi bir sezonu geride bıraktı. Maalesef korkulan oldu ve kırmızı-beyazlı ekip lige veda etti. Sezonun sona ermesinin ardından artık bazı şeylerin konuşulmasının vaktinin geldiğine karar verdim ve bu sezon yapılan hataları ve gözlemlerimi burada dile dökmek istedim.
Antalyaspor, 2025-2026 sezonunda hata yaparak başladı. Emre Belözoğlu gitmek istedi ve yönetim adeta kendisine kalması için yalvardı. Belözoğlu, helikopter ile tesise getirildi falan… Emre Belözoğlu’nun teknik direktör olarak ne başarısı vardı da bu kadar ona özel ilgi gösterildi? Bu kadar şeye rağmen Belözoğlu sezonun ortasına bile gelmeden kovuldu! Bir diğer hususu da transferler…
Antalyaspor sezona 18 yeni transferle başladı. Kulüp tarihinde ilk kez rekor bir bonservis harcandığı ifade edildi ve kadro hiç olmadığı kadar genişledi. Şimdi soruyorum bu 18 transferden kaçı katkı sağladı? Ballet hariç 18 oyuncu arasında öne çıkan bir isim olmadı. Ömrünü tamamlamış kronik sakat Abdulkadir Ömür neden bu takıma alındı ve 10 numaralı forma verildi? Antalyaspor’un evladı diye alınan Doğukan Sinik sadece 2 asist katkısı verdi. Çoğu zamanda sakattı. 18 transferi Emre Belözoğlu mu yaptı? Yönetim mi yaptı yoksa eski yönetimden mi kaldı? Bunlara biri cevap vermeli. Bu takımın kümeye gitmesinde en büyük sebeplerden biri de bu yapılan transferlerdi. Baştan aşağı yenilenen bu kadro, takımın küme düşmesinde esas faktörüydü. Şimdi hoca mevzusuna gelelim…
Sezon Emre Belözoğlu ile başlandı ve bunun ne kadar kötü bir karar olduğundan bahsettim. Diğer hocaları da değerlendirmek gerekiyor. Emre Belözoğlu’ndan daha kötü bir seçimi nasıl yaptınız sormak isterim? Belözoğlu yerine gelen isim Erol Bulut oldu. Bu haberi ilk duyduğumda ‘şok’ geçirmiştim. Başka bir hoca mı yoktu? Erol Bulut gittiği her takımı mahvetmiş biri. Eğer zamanında Fenerbahçe’den daha erken gönderilseydi takım şampiyon olacaktı. İngiltere macerası hüsranla bitmişti, Gaziantep’e girmek bile istemiyorum. Yapılabilecek en kötü seçimdi. Erol Bulut bu takımın küme düşmesinde en büyük parmağı olan isimlerden biri. Sadece 1 galibiyet aldı ve başarısızlığını da ‘köstebek’ tartışmaları ile örtbas etmeye çalıştı.
Erol Bulut yönetiminde Antalyaspor, 8 maçta 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 5 mağlubiyet aldı. “Taktikler sızdırılıyor” diyerek ortaya bir ‘köstebek’ iddiası attı. Bu tartışmalar ulusal basında da çokça konuşuldu ve tabii ki takımın konsantrasyonu bozuldu. Berberin bile köstebek olduğu iddia edildi ama sonuç bir şey çıkmadı. Futbolcular bile bu tartışmalardan dolayı aylarca sahaya konsantre olamadı. Bütün bu olayların üstüne Erol Bulut, gazeteciler ile kavga etmeye de başlamıştı. En sonunda bu dönem kısa sürdü ve Bulut ile de yollar ayrıldı. Yapılabilecek en kötü seçimdi ve Antalyaspor en büyük zararı da bu dönemde gördü. 8 maçta sadece 5 puan toplayan takım bugün küme düştü ve sebeplerinden biri de kesinlikle Erol Bulut’tu. Erol Bulut’un ardından ise gelen isim Sami Uğurlu oldu.
Dürüst konuşmak gerekirse Sami Uğurlu tercihine önyargılı yaklaştım. Kasımpaşa’da güzel işlere imza atsa da geçtiğimiz sezonki Alanyaspor macerası göz önüne alındığından Sami Hoca benim için bir soru işaretiydi. Sami Uğurlu döneminde Alanyaspor 21 maçta 9 galibiyet, 4 beraberlik ve 8 mağlubiyet alarak küme düşme hattına kadar gerilemişti. Bu sonuçlar kafamda bir acabaya neden olurken Sami Hoca bana büyük bir ters köşe yaptı.
İlk öncelikle şunu söylemek gerek. Sami Hoca büyük bir riski de göze aldı. Transfer tahtası kapalı olduğu için pek çok kişi bu takıma gelmek istemedi. Sami Hoca bu şartlara rağmen kabul etti. Burada onun hakkını vermek ve takdir etmek gerek. Takım küme düştüğünde kaptan belki oydu ama bu gemi o gelmeden önce zaten su alıyordu. Sadece delikleri tıkayabilirdi ve o da olmadı maalesef. Şimdi Sami Hoca dönemine bir detaylı bakalım:
Sami Hoca’yla beraber Antalyaspor adeta kendini yeniden buldu. Güzel bir top oynamaya başlarken büyük takımlara gösterdiği performans ile de takdir topladı. Trabzonspor ve Fenerbahçe’den puan alan Antalyaspor rakipleri Gençlerbirliği ile Eyüpspor’a da puan vermedi. Fakat ne olduysa Fenerbahçe maçında güzel bir performans gösteren takım ilerleyen haftalarda çöküşe girdi. Kendi evinde Gaziantep FK’dan 4 gol yiyen Antalyaspor son 5 haftada sadece 1 puan aldı.
Antalyaspor-Fenerbahçe maçına ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bu sezonun en iyi maçlarından biriydi. Mükemmel bir atmosfer ve diri bir Antalyaspor adeta Fenerbahçe’ye kök söktürdü. Akdeniz temsilcisi 2-0 öne geçtiğimi maçı 2-2 berabere bitirse de bu kağıt üstüne büyük bir başarıydı. Küme hattında yer alan Antalyaspor, şampiyonluk yarışında olan ve kazanmasına kesin gözüyle bakılan Fenerbahçe’den puan kopardı. Bu bence takdir edilmesi gereken bir durum. Zaten önemli olan sonraki maçlardı. Fener’den puan alınması da güzel bir gelişmeydi. Ama esas kırılma bu maçta sonra oldu. Fenerbahçe maçından sonra her şey tepe taklak gitti ve Antalyaspor hem oyununu kaybetti hem de puanları. Bu kötü gidişin sorumlusu kimdi? Sami Uğurlu mu futbolcular mı? Ödemelerde aksamalar olduğundan da bahsedildi ama hiçbir şey netleşmedi.
Taraftarlara da ayrı bir parantez açmak gerek. Takımlarının küme düşeceğini fark eden Antalyaspor taraftarı Alanyaspor maçında ise elini taşın altına koydu. Stat tıklım tıklım doldu. Mükemmel bir atmosfer vardı. Fakat oyun yoktu! Taraftar desteğini arkasına alan Antalyaspor adeta beraberlik için oynadı hem de maç kendi evinde olduğu halde! Alanyaspor’un golü iptal olmasa Antalyaspor’un küme düşmesi kesinleşecekti belki de… O kadar kötü bir performans vardı ortada. Neyse ki 1 puan alındı. Şimdi Galatasaray maçına değinelim….
Galatasaray maçı ile ilgili çok şey denebilir. Hakem kararları tartışılabilir. İki kere öne geçildiği anda verilen penaltılar ve üstüne gelen kartlar tartışılabilir. Antalyaspor kümeye düşerken kentte kutlama yapılması tartışılabilir. Pek çok şey tartışılabilir, söylenebilir ama ben tek bir şey sormak istiyorum;” Bu takım bu oyunu neden Alanyaspor’a ya da Gaziantep FK’ya oynamadı?” Galatasaray’ı yenmek zor sen küme düşme hattındasın ona diş geçireceğine diğer rakiplerinde puan alsana neden ona yükleniyorsun? Antalyaspor, Galatasaray’ı yenebilir miydi? Yenebilirdi ama hakemlerin kararları ve Oshimen’in ortamı germesi falan derken sonuç ne oldu? 2 kez öne geçildi ama düşen Antalyaspor. Eğer Galatasaray’a karşı oynanan bu oyun Alanyaspor’a Fatih Karagümrük’e Gaziantep FK’ya oynansaydı Antalyaspor şu anda gelecek sezonun planını yapıyordu. Galibiyet imkansız değildi ama bu skora izin verilmeyecekti. Kocaelispor maçına da değinelim.
Depremle başlayan mükemmel bir kardeşlik. Taraftar bütünleşti, stadyumun atmosferi harika, herkes Antalyaspor’un ligde kalacağına inanıyor, maç da kazanıldı ama olmadı. Fenerbahçe Eyüpspor’u yenmedi. Trabzonspor, Gençlerbirliği’ne kaybetti, Kasımpaşa Galatasaray’ı yendi. Sonuç kaybeden Antalya! Bu durum en başından buraya gelmemeliydi! Bu maç üzerine fazla konuşmak istemiyorum. Oynamayan ruhsuz futbolcuları, sahada hayalet gibi gezen en son firikik kullandığında dolar kuru 8 olan Abdulkadir’in topun başına geçmesini, Sami Uğurlu’nun hatalı tercihlerini konuşmanın faydası yok. Maç kazanıldı ama yetmedi! Bu maçı irdelemenin lüzumu yok. Şimdi sıra yönetimde.
Yukarıda yönetimin hatalarına değindim. Hoca olsun, transferler olsun bunlar yönetimsel hatalardı. Erol Bulut yerine Sami Uğurlu ile başta anlaşılsa her şey çok daha farklı olacaktı belki de… Bütün medya bas bas bağırırken yönetim transfer tahtasını bile açmadı. Belki de açamadı! “Bu kadroya güveniyoruz” dediler güvendiğiniz kadro ile 1.Lig’de başarılar o zaman! “Transfer tahtasını açabiliriz ama tercih etmiyoruz” dediniz sonuç bu mu? Fenerbahçe’ye satılan 5 gencin bile akıbeti belirsiz. Gecenin bir yarısı bu kulübün gelecekleri Fenerbahçe’ye gönderildi. Bonservis mi alındı yoksa sonraki satıştan pay mı verildi? Açıklanmadı bile bunlar! Bu kulübün geleceği olan o 5 çocuk ne pahasına satıldı? Bunlar hala muamma. Bu takım hakem hataları ile puan kaybederken yönetim neredeydi? Sadece futbol Kulübü değil dernek de neredeydi? Bir takım, yönetimi tarafından bu kadar mı sahipsiz bırakılır? 3-5 transfer yapılsa her şey değişebilirdi. Tenezzül bile edilmedi. Şimdi sonucu gördük. Fakat tek hata sadece yönetimde değil başka kişilerde var.
Antalyaspor’un bu hale gelmesi mükemmel bir organizasyon ve el birliği ile yapıldı. “Takımın borcu var destek lazım” dendi, kentteki bir iş adamı 10 bin TL bağış yaptı. 500 binden fazla geliri olan bir adamın bağışı bu. Diğer iş adamları tenezzül bile etmedi! Taraftar kendi çabaları ile 300 bin TL topladı. Siyasiler takım küme düşeceği zaman paylaşım yaptı, maça geldi, bilboardlarda maçı duyurmaya başladı. Küme düşmeden önce neredeydiniz? Bu takım küme düşmese demek ki onu da yapmayacaktınız! Şehrin markası olan bir işletme kendi takıma değil İstanbul takımına sponsor oluyor! Bir takım cidden bu kadar mı kaderine terk edilir? Sen bu şehrin markasısın ve İstanbul’daki takıma sponsor oluyorsun. Sen ekmeğini buradan kazanıyorsun ama gidip başka şehri destekliyorsun!
Hafriyat gelirlerine bile girmek istemiyorum artık! Bu takımın kasasına girmesi gereken paralar kimin cebinde girdi o bile belli değil. Dava devam ediyor yetkililer bile işin içinden çıkamıyor. Öyle bir düğüm. Para vermemişler bir de takıma gelir sağlayacak olan paraya da el koymuşlar! Yazık diyecek bir şeyim yok! Göz göre göre bir takım bu kadar mı dibe sürüklenir. O paranın peşine düşen kimse de yok bu arada. Artık her şey bitti maalesef ki.
Şimdi gelelim ben bu yazıyı neden yazıyorum? Neden bu kadar bekledin? Neden bunları daha önce yazmadın? Hafriyat ve hoca tercihleri ile ilgili çoğu zaman haberler yazdım. Transfer gibi eleştirilerimi de takımı etkilemek için yazmak istemedim. Son zamanlarda cidden iyi gidiyorduk ve ben durumu izleyip, işlerin böyle iyi gitmesi için temennide bulundum sadece. Sonrası zaten malum olanlar oldu ve artık konuşmaya karar verdim. Bir gazeteci olarak ben bu takımı takip ediyorum. Maçlarına gidiyorum, haberlerini yazıyorum, emek harcıyorum. Ekmeğimin bir kısmı buradan yazdığım haberlerden geliyordu. Bu yüzden artık bazı şeyleri dile getirmem gerekiyordu. Antalyaspor kentin en önemli markası, bu kentin gönül verdiği bir takım. Bizim de işimiz gereği bu önemli takımı yakından takip ettiğimiz için bazı değerlendirmeler yapmamız gerektiğini hissettim. Elimden geldiğince taraftarsız ve sübjektif bir değerlendirmeler yaptım. Hiç değilse artık birimizin konuşması lazımdı.
“Takımın geleceğini nasıl görüyorsun” derseniz “Pek parlak değil” derim ama gene de içimde bir umut var. Antalya çok önemli bir şehir. Küme düşmüş olabilir ama Antalyaspor gene de geri dönebilir. Doğru adımlar atılıp, kulübün içi temizlenirse bu takım Süper Lig’in tekrar gediklisi olabilir. Umarım her şey güzel olur diyorum ve artık yazımı bitiriyorum. Beni dinlediğiniz için teşekkürler esenlikler dilerim hepinize.