Nusaybin-Kamışlı sınır hattında geçtiğimiz günlerde terör örgütü YPG yandaşları tarafından Türk bayrağına hain ve alçak bir saldırı gerçekleştirildi. Terör örgütü tarafından Türk bayrağı indirildi. Türk askeri bayrağımızı tekrar göndere çekti. Terör örgütleri Türk bayrağını indirerek akılları sıra mesaj vermeye çalışıyor ama bilmedikleri bir şey var. O bayrağı indirmeye çalışan bir grup teröristten daha büyük ülkeler oldu. Onlar geldikleri gibi gittiler ama şanlı Türk bayrağı bu vatanda dalgalanmaya devam etti.

Şimdi Kurtuluş Savaşı dönemine gidelim…

Maraş, Fransızlar tarafından istila edilmişti. İşgalcilerin ilk hedefi ise Türk bayrağı oldu. 28 Kasım 1919 Cuma günü Maraş’ta kaledeki Türk bayrağı işgalciler tarafından indirilip yerine Fransız bayrağı çekildi. Cuma namazı için Ulu Cami’de toplanan halk, kaleye bakınca şanlı Türk bayrağını göremedi.
O gün camide imamlık yapan Rıdvan Hoca, minbere çıkarak tarihe geçen şu sözleri söyledi: "Hürriyeti elinden alınmış bir milletin, kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir yerde Cuma namazı kılınmaz!"

Bu söz üzerine cemaat ve şehir halkı coşkuyla kaleye doğru yürüdü. Fransız askerlerinin ateşi altında kaleye tırmanan Maraşlılar, Fransız bayrağını indirip, Türk bayrağını yeniden göndere çekti. Bu olay, Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımlarından biri olarak tarihe geçti.
Kuvayi Milliye güçleri ise güneyde büyük bir mücadele verdi. Mücadelenin sonunda Türk bayrağını indiren Fransa, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk büyük devletlerden biri oldu. Koskoca bir devlet o bayrağı indirememiş birkaç terörist mü indirecek?

Bayrağın ne anlama geldiğini ifade eden olaylar sadece Kurtuluş Savaşı yıllarıyla da sınırlı değil.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde toplanan 8 bin motosikletlinin sınırı geçme girişimi oldu. Sınır geçilecek, Girne’ye varılacak, Yunan bayrağı açılacaktı. Böylece, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımıyoruz.” mesajı verilecekti. Plan kapsamında 14 Ağustos 1996’da Rum genci Solomos Solomou tel örgüyü geçerek sınırın 15 metre uzağında bulunan Türk bayrağının bulunduğu direğe tırmandı. Türk Bayrağı’nı indirmek istedi. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı’nın ‘Vur emri’ yerine getirildi. Uluslararası tepkiler ardı adına geldi ama o olaydan sonra benzer bir kalkışma bir daha yaşanmadı.

Türklerin bayrak sevgisine yönelik Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu Mustafa Kemal Atatürk’ün olduğu bir başka hikâyeyi anlatmak istiyorum.
Osmanlı’nın son döneminde İstanbul’un işgaliyle başlayan, İzmir başta olmak üzere Anadolu’nun adım adım işgal edilmeye başlamasıyla birlikte Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde büyük bir mücadele başladı. 19 Mayıs 1919’da başlayan mücadele 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan antlaşması ile sona erdi. Bu engin mücadelenin son savaşı ise Büyük Taarruz olarak bilinen Meydan Muharebesi’ydi.

Uzun yıllar süren kanlı boğuşmalara nokta koyan bu son mücadele dünyada eşi benzeri olmayan bir zaferle sonuçlandı. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde düşman yenildi ve Türkiye Cumhuriyeti yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden mücadele ile doğdu. Savaşın bitmesinin ardından Atatürk, savaş alanını gezerken, şehit düşmüş bir asker gördü. Bir Yunan top mermisinin yarattığı çukurun kenarında, bir Mehmetçik şehit olmuştu.

Ülkesini kurtarmak için canını veren o Mehmetçik, Atatürk’ü çok etkiledi. Şehit asker, cansız elinde al sancağı sımsıkı tutmaktaydı. Vücudu kaskatı kesilmesine rağmen bayrağı bırakmamış, bayrak yere düşmemişti.

Bu manzara karşısında çok duygulanan Mustafa Kemal, yanındakilere dönerek, "Bu manzara, Türk ordusunun ve milletinin sarsılmaz azminin en büyük kanıtıdır. Bu necip milletin evladı, canını verir ama bayrağını asla yere düşürmez" demiştir.

Türk bayrağı sadece bir sembol değil, emek ve gözyaşıdır. Türk milletinin şeref ve haysiyetinin timsalidir. 9 Eylül 1922 sabahı Türk süvarileri İzmir’e girerken, şehre ilk ulaşan birliklerin başında Yüzbaşı Şerafettin Bey vardır. Ancak bir sorun yaşanır. Hükümet Konağı’na çekilecek büyük bir Türk bayrağı yoktur.

O sırada İzmirli bir aile, işgal yıllarında gizli gizli sakladıkları, kendi elleriyle ipekten diktikleri büyük bir Türk bayrağını süvarilere ulaştırdı. Yüzbaşı Şerafettin, yaralı olmasına rağmen bu bayrağı göğsüne sardı ve atını valilik binasına sürdü. Göndere çekilen o ipek bayrak, 3 yıllık işgalin bittiğinin ve Anadolu’nun kurtuluşunun mührü oldu.
Yıllar boyunca pek çok büyük devlet o bayrağı indirmeye çalışmış ama ne vatan uğruna çarpışan Mehmetçik buna izin vermiş ne de halk. Koca devletlerin indiremediği şanlı Türk bayrağı, bir terörist grubu tarafından asla indirilemez!

Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” demişti. Türkiye Cumhuriyeti hep var olmaya devam edecek ve o var olduğu sürece şanlı Türk bayrağı dalgalanmaya da devam edecek. Buna kimse mani olamaz!