Siyasi partilerin programları yalnızca hangi politikaların uygulanacağını değil, dünyayı hangi kavramlarla okuduklarını da gösterir. Bu nedenle CHP’nin 2008’de kabul ettiği “Çağdaş Türkiye İçin Değişim” programı ile Yeni Parti’nin programını karşılaştırmak, aslında iki ayrı metni değil, aynı siyasal geleneğin geçmişte kalan yüzüyle geleceğe yönelen yüzünü karşılaştırmaktır.
İki program arasında elbette güçlü bir tarihsel bağ var. Altı Ok, sosyal demokrasi, laiklik, sosyal devlet, kamuculuk, emek, bilim ve çağdaşlaşma ortak ideolojik zemini oluşturuyor.
Ancak ortak kökler, iki programın aynı siyasal ufka sahip olduğu anlamına gelmiyor.
CHP’nin 2008 programı kendi döneminin koşulları içinde önemli bir yenilenme hamlesiydi. Fakat aradan geçen yıllarda dünya değişti; Türkiye değişti; emek, teknoloji, iklim, göç, güvenlik ve demokrasi sorunları bambaşka biçimler aldı. CHP ise uzun süre programını yenilemek yerine, 2008 yılında yazılmış bir metni değişen siyasal koşulların arkasından sürükledi.
Yeni Parti programının farkı tam da burada ortaya çıkıyor.
Yeni Parti, CHP’nin tarihsel birikimini reddetmiyor; o birikimi güncelliyor, genişletiyor ve bugünün dünyasına tercüme ediyor.
CHP değişimi yazdı ama kendisi değişemedi
CHP’nin 2008 programının adı “Çağdaş Türkiye İçin Değişim”di. Ne var ki değişimi programının başlığına taşıyan CHP, kendi programını yaklaşık 17 yıl boyunca esaslı biçimde yenileyemedi.
Bu süre içinde Türkiye parlamenter sistemden tek adam yönetimine geçti. Hukuk devleti aşındı, yargının bağımsızlığı tartışmalı hâle geldi, medya çoğulculuğu geriledi ve kamu yönetiminde liyakatin yerini siyasal sadakat aldı.
Dünyada ise iklim krizi, yapay zekâ, platform kapitalizmi, kitlesel göç, pandemi, enerji savaşları, siber saldırılar ve dezenformasyon yeni siyasal mücadele alanları yarattı.
CHP’nin 2008 programı bu gelişmeleri doğal olarak öngöremiyordu. Sorun, bunları öngörememesi değil; partinin yıllar boyunca yeni koşullara uygun, bağlayıcı ve bütünlüklü bir program ortaya koyamamasıdır.
Programında değişimi savunan CHP, zamanla değişimi erteleyen bir siyasal yapıya dönüştü.
Yeni Parti ise daha kuruluş aşamasında bugünün sorunlarını merkeze alan bir program hazırlayarak programatik yenilenme iddiasını somutlaştırdı.
Yeni Parti mirası koruyor, donmuş hâlini değil
Yeni Parti programının ideolojik kaynakları CHP’nin tarihsel geleneğinden geliyor:
• Atatürk’ün modernleşme devrimi ve Altı Ok,
• sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri,
• Anadolu ve Rumeli’nin tarihsel ve düşünsel birikimi.
Ancak Yeni Parti bu ilkeleri dokunulmaz ve değişmez kalıplar olarak tekrar etmiyor.
Milliyetçiliği etnik kökenden arındırarak eşit yurttaşlıkla, devletçiliği kalkınmacı kamuculukla, laikliği inanç özgürlüğü ve kadın-erkek eşitliğiyle, devrimciliği ise sürekli yenilenme iradesiyle ilişkilendiriyor.
CHP açısından Altı Ok giderek korunması gereken tarihsel mirasa dönüşürken Yeni Parti açısından geleceği kurmanın araçları hâline geliyor.
Aradaki fark mirasa sahip çıkıp çıkmamakta değil; o mirasla ne yapıldığı konusunda ortaya çıkıyor.
CHP mirası büyük ölçüde muhafaza ediyor. Yeni Parti ise onu yeniden işlevli hâle getirmeye çalışıyor.
2008’in sosyal piyasasına karşı yeni kamuculuk
CHP’nin 2008 programı, küreselleşmeyi kaçınılmaz kabul eden ve piyasa ekonomisini sosyal politikalarla düzenlemeyi amaçlayan bir anlayışa dayanıyordu.
Devlet piyasayı denetleyecek, rekabeti koruyacak ve sosyal eşitsizlikleri azaltacaktı. Ancak özel girişim, yabancı yatırım, küresel bütünleşme ve piyasa mekanizmaları ekonomik modelin temel bileşenleri olmaya devam ediyordu.
Bu yaklaşım, 2000’li yılların Avrupa sosyal demokrasisinin izlerini taşıyordu. Sosyal demokrasi, piyasayı dönüştürmekten çok onun yarattığı eşitsizlikleri düzeltmeye yönelmişti.
Yeni Parti programı bu sınırı aşıyor.
Devlet artık yalnızca piyasanın yanlışlarını düzelten hakem değildir. Yatırım yapan, üretimi planlayan, stratejik sektörleri belirleyen, teknolojik dönüşümü yöneten, bölgesel eşitsizliklere müdahale eden ve temel hizmetleri doğrudan üreten kalkınmacı aktördür.
Yeni Parti piyasayı reddetmiyor; ancak piyasayı kamu yararının üzerine çıkarmıyor.
Enerjiden tarıma, yapay zekâdan yarı iletkenlere, kritik madenlerden savunma sanayisine kadar stratejik alanlarda kamusal yönlendirme öneriyor. Sosyal hakları piyasanın insafına bırakmıyor.
CHP’nin 2008 programı sosyal hedeflerle düzenlenmiş piyasa ekonomisini savunuyordu. Yeni Parti programı ise piyasayı toplumsal hedeflere bağlayan yeni bir kamuculuk öneriyor.
Bu, iki metin arasındaki en belirgin ideolojik ve ekonomik farktır.
CHP’nin sosyal devletinden Yeni Parti’nin sosyal haklarına
CHP’nin 2008 programı sosyal devleti savunuyordu. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, yoksullukla mücadele, engelli hakları ve fırsat eşitliği konusunda önemli hedefler ortaya koyuyordu.
Ancak sosyal politika büyük ölçüde devletin korunmaya muhtaç kesimlere sağlayacağı hizmetler üzerinden kuruluydu.
Yeni Parti programında yurttaş, yardım bekleyen pasif birey değil; kamu karşısında hak sahibi olan toplumsal ve siyasal öznedir.
Barınma, eğitim, sağlık, bakım, gelir güvencesi, öğrenci beslenmesi ve dijital erişim devletin olanak buldukça sunacağı yardımlar değil, güvence altına alınması gereken temel haklar olarak tanımlanıyor.
Bu yaklaşım sosyal devlet anlayışını daha ileri bir noktaya taşıyor.
Yeni Parti’nin sosyal politika alanındaki en önemli yeniliklerinden biri bakım ekonomisidir.
CHP’nin 2008 programı kadın-erkek eşitliğine, kadınların istihdamına ve siyasal temsiline yer veriyordu. Ancak ev içinde kadınların omuzlarına bırakılan ücretsiz bakım emeğini ekonomik düzenin yapısal sorunlarından biri olarak yeterince tanımlamıyordu.
Yeni Parti ise kreşleri, yaşlı bakım merkezlerini, engelli destek hizmetlerini, ebeveyn iznini ve evde bakım sistemini sosyal devletin asli görevleri arasında sayıyor.
Kadınlara yalnızca çalışma hayatına katılma çağrısı yapmıyor; kadınların çalışma hayatına eşit katılımını engelleyen bakım düzenini değiştirmeyi öneriyor.
Bu, eşitlik söyleminden eşitliği mümkün kılacak kurumsal yapıya geçiştir.
CHP’nin dolaylı dili, Yeni Parti’nin açık tutumu
CHP’nin 2008 programı Kürt sorununu doğrudan adıyla tanımlamıyordu. Mesele insan hakları, bölgesel kalkınma, yoksulluk, işsizlik ve etnik kimliklerin özgürce yaşanması üzerinden ele alınıyordu.
Bu yaklaşım sorunun bazı sonuçlarını kabul ediyor; fakat siyasal varlığını açık biçimde adlandırmaktan kaçınıyordu.
Yeni Parti programı ise “Kürt sorununda kalıcı çözüm” ifadesini doğrudan kullanıyor.
Bu yalnızca sözcük tercihi değildir. Sorunun adını koymak, çözümün başlangıç koşuludur.
Yeni Parti, çözümü demokratik düzen, hukuk devleti, eşit yurttaşlık, kültürel haklar ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi üzerinden tarif ediyor. Üniter devlet yapısını korurken inkârcı veya güvenlik merkezli dile teslim olmuyor.
Alevilerin taleplerinde de benzer bir fark görülüyor.
CHP’nin 2008 programı Alevi sorununu genel inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık çerçevesinde ele alırken Yeni Parti somut bir hukuki hedef koyuyor: Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi.
CHP’nin soyut eşitlik söylemi, Yeni Parti’de doğrudan hak ve statü talebine dönüşüyor.
CHP çevreyi koruyordu, Yeni Parti iklim düzenini değiştiriyor
CHP’nin 2008 programında çevrenin korunması, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir kalkınma gibi hedefler bulunuyordu. Ancak çevre politikası, ekonomik modelin yanında duran ayrı bir başlıktı.
Yeni Parti programında iklim krizi ekonomi, tarım, enerji, sanayi, kentleşme, göç, sağlık ve güvenlik politikalarının tamamını şekillendiren temel meselelerden biri.
“Yeşil adil dönüşüm” kavramı çevre politikasını emek ve sosyal adaletle birleştiriyor.
Sanayi dönüşürken çalışanların işsiz kalmaması, yeni beceriler kazanması ve gelir güvencesine sahip olması öngörülüyor. Kentlerin yalnızca çevreci değil; depreme, sele, yangına, kuraklığa ve aşırı sıcaklara dirençli hâle getirilmesi hedefleniyor.
CHP’nin 2008 programı çevreyi kalkınmanın zararlarından korumaya çalışıyordu. Yeni Parti ise kalkınma modelinin kendisini ekolojik sınırlara göre yeniden kurmayı öneriyor.
Bilgi toplumundan yapay zekâ çağına
CHP’nin 2008 programının teknolojik ufku bilgi toplumu, AR-GE, e-devlet, iletişim teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimden oluşuyordu.
Bugünün dünyasında ise teknoloji yalnızca üretim aracı değil; aynı zamanda yeni bir iktidar ve eşitsizlik alanıdır.
Yeni Parti programı:
-
• yapay zekâ,
-
• robotik,
-
• veri bilimi,
-
• yarı iletkenler,
-
• biyoteknoloji,
-
• platform ekonomisi,
-
• kripto varlıklar,
-
• dijital ödeme sistemleri,
-
• kişisel verilerin korunması,
-
• algoritmik şeffaflık,
-
• siber güvenlik
başlıklarını aynı politika çerçevesi içinde ele alıyor.
Teknolojinin yalnızca yaratacağı büyümeyi değil, iş kayıplarını, gözetimi, dijital şiddeti, veri ihlallerini ve algoritmik ayrımcılığı da tartışıyor.
CHP’nin 2008 programında teknoloji modernleşmenin aracıydı. Yeni Parti programında ise hem üretici güç hem de demokratik denetime alınması gereken iktidar alanıdır.
Değişen emek dünyasını Yeni Parti görüyor
CHP’nin 2008 programı işçiyi, memuru, çiftçiyi, esnafı, işsizi ve emekliyi sosyal politikanın temel özneleri arasında sayıyordu. Sendikal örgütlenme, grev ve toplu sözleşme hakkı güçlü biçimde savunuluyordu.
Ancak çalışma hayatı 2008’den bu yana kökten değişti.
Bugün milyonlarca insan güvencesiz, geçici, taşeron veya dijital platformlara bağlı biçimde çalışıyor. Kuryeler, uzaktan çalışanlar ve platform işçileri klasik işçi-işveren ilişkisinin dışında bırakılıyor.
Yeni Parti programı bu yeni emek biçimlerini adıyla tanıyor.
Platform çalışanlarının işçi haklarından yararlanmasını, sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesini, çalışma sürelerinin bakım sorumluluklarıyla birlikte düzenlenmesini ve teknolojik dönüşüm nedeniyle işini kaybedenlere yeni beceriler kazandırılmasını öneriyor.
CHP’nin 2008 programı sanayi toplumunun sosyal demokrasisini temsil ediyordu. Yeni Parti, sosyal demokrasiyi dijital kapitalizmin emek rejimine taşımaya çalışıyor.
CHP’nin programı tarihsel belgeye, Yeni Parti’ninki siyasal iddiaya dönüştü
CHP’nin 2008 programı kendi dönemi açısından kapsamlı ve ilerici bir metindi. Sorun programın yazıldığı tarihte değil; yıllar içinde yenilenmemesinde.
İklim krizinin, yapay zekânın, platform emeğinin, bakım ekonomisinin, kitlesel göçün ve otoriterleşmenin siyasetin merkezine yerleştiği bir dönemde CHP hâlâ 2008 programıyla yol almaya çalıştı.
Program ile siyasal gerçeklik arasındaki mesafe giderek açıldı.
Yeni Parti’nin yaptığı, tarihsel mirası çöpe atmak değil; CHP’nin güncellemekte geciktiği sosyal demokrat programı bugünün koşullarında yeniden kurmaktır.
Elbette Yeni Parti programının da eksikleri var. Çok sayıda vaadin hangi öncelik sırasıyla, hangi bütçeyle ve hangi takvimle uygulanacağı yeterince açık değil. “Sağlanacaktır”, “uygulanacaktır” ve “güçlendirilecektir” ifadeleri, eylemin siyasal öznesini zaman zaman belirsizleştiriyor.
Ancak bütün bu eksiklerine rağmen Yeni Parti programı, CHP’nin 2008 metnine göre günümüz dünyasını çok daha doğru okuyor.
Çünkü bugün yalnızca sosyal devleti savunmak yetmiyor; bakım ekonomisini kurmak gerekiyor.
Yalnızca çevreyi korumak yetmiyor; iklim krizine dayanıklı üretim ve kent düzeni kurmak gerekiyor.
Yalnızca teknolojiyi geliştirmek yetmiyor; yapay zekâyı, veriyi ve dijital platformları demokratik biçimde denetlemek gerekiyor.
Yalnızca eşit yurttaşlıktan söz etmek yetmiyor; Kürtlerin ve Alevilerin karşı karşıya bulunduğu somut sorunları adıyla tanımlamak gerekiyor.
Yalnızca kamuyu düzenleyici güç olarak görmek yetmiyor; devleti üretim, teknoloji ve sosyal haklar alanında yeniden sorumluluk üstlenen kalkınmacı aktöre dönüştürmek gerekiyor.
Gelecek, geçmişi tekrar edenlerin değil güncelleyenlerin olacak
Yeni Parti’nin CHP’den ayrıştığı temel nokta Altı Ok, laiklik veya sosyal demokrasi değildir. Yeni Parti bu değerleri terk etmiyor; CHP’nin durağanlaştırdığı noktada yeniden harekete geçiriyor.
CHP’nin 2008 programı Cumhuriyetçilik ile evrensel sosyal demokrasi arasında güçlü bir sentez kurmuştu. Ancak CHP bu sentezi yeni dünyanın sorunları karşısında zamanında yenileyemedi.
Yeni Parti ise aynı tarihsel birikimi:
-
• iklim adaleti,
-
• bakım ekonomisi,
-
• dijital haklar,
-
• yeni kamuculuk,
-
• güvenceli emek,
-
• eşit yurttaşlık,
-
• demokratik dirençlilik
üzerinden yeniden tanımlıyor.
Bu nedenle Yeni Parti programını CHP’nin 2008 programının kopyası olarak görmek eksik olur. Daha doğru ifade şudur:
Yeni Parti, CHP’nin yarım bıraktığı programatik yenilenmeyi devralıyor ve 2008’in “Çağdaş Türkiye” hedefini bugünün “demokratik, kamucu, yeşil, dijital ve dirençli Türkiye” iddiasına dönüştürüyor.
CHP geçmişi temsil eden köklü bir siyasal yapı olarak yerinde duruyor. Yeni Parti ise aynı köklerden beslenerek geleceğe doğru yeni bir yol açma iddiası taşıyor.
Artık asıl soru hangi partinin tarihsel mirasa sahip olduğu değildir.
Asıl soru, o mirası kimin geleceğin siyasal programına dönüştürebildiğidir.