Siyasetin en temel görevi vatandaşın derdine çözüm aramaktır. Ekonomi kötüye gidiyorsa bunu dile getirmek, işsizlik artıyorsa çözüm önermek, çiftçinin, işçinin, emeklinin sesini duyurmak muhalefetin en önemli sorumluluğudur. Ancak bugün Antalya'da ana muhalefet partisinin gündemine bakıldığında bu sorumluluğun ikinci plana itildiği yönünde ciddi bir eleştiri yapılıyor. Hayat pahalılığı her geçen gün daha fazla hissediliyor. Pazara çıkan vatandaş fileyi dolduramıyor, üretici artan maliyetlerin altında eziliyor, emekli maaşıyla ay sonunu getiremiyor. Gençler ise gelecek kaygısıyla yaşam mücadelesi veriyor. Kentin gerçek gündemi işte tam da bunlar.

Buna karşın CHP Antalya örgütünde uzun süredir kamuoyunun gündemini parti içi hesaplaşmalar meşgul ediyor. Genel merkezde yaşanan gelişmelerin ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa dönmesiyle birlikte İl Başkanı Nail Kamacı'nın görevden alınması ve yerine Hasan Şahin'in atanması, Antalya siyasetinde yeni bir tartışma başlattı. Ancak vatandaşın beklentisi isimlerin değişmesi değil, değişen yönetimlerin Antalya'nın sorunlarına nasıl çözüm üreteceğiydi.

Ne var ki kamuoyunda oluşan izlenim, parti teşkilatlarının enerjisinin önemli bölümünü Kılıçdaroğlu-Özgür Özel eksenindeki siyasi mücadeleye ayırdığı yönünde. Oysa vatandaşın beklediği; ekonomik kriz karşısında güçlü bir muhalefet, etkili bir siyaset ve çözüm üreten bir anlayıştır.

CHP milletvekillerinden, görevden alınan il yönetiminden ve görevlerine devam eden ilçe başkanlarından ekonomik sıkıntılar, işsizlik, tarımsal üretim ve sosyal sorunlara ilişkin tek bir açıklama yok! Siyasi kulislerden yükselen sesler ise vatandaşın gündeminin önüne geçmiş durumda.

Siyasette boşluk uzun süre kalmaz.

2024 yerel seçimlerinde Antalya'da önemli bir başarı elde eden CHP, bugün bu siyasi avantajını koruyabilmek için önce kendi gündemini yeniden belirlemek zorunda. Çünkü muhalefet kendi iç çekişmeleriyle meşgul olduğunda, iktidar partisi sahada daha görünür hale geliyor. Antalya'da son dönemde oluşan tablo da bu yöndeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Vatandaş artık kimin hangi koltukta oturduğunu değil, hayat pahalılığına kimin çözüm üreteceğini merak ediyor. Çiftçi destek bekliyor, esnaf nefes almak istiyor, emekli geçim derdini anlatacak muhatap arıyor. Muhalefetin asli görevi de tam olarak bu sorunların takipçisi olmaktır. Siyaset, koltuk mücadeleleriyle değil, vatandaşın hayatına dokunan çözümlerle anlam kazanır. Antalya'nın beklediği de budur.