“Antalya son beş yılda turizmle büyüyen bir şehir olarak öne çıktı. Ancak bu büyüme, kentin esnafına aynı ölçüde yansımadı. Aksine küçük işletmeler için görünmeyen bir hak kaybı süreci başladı: Haklar kâğıt üzerinde duruyor, ama fiilen kullanılamıyor.
Pandemi bu sürecin kırılma noktasıydı. Turizmin durmasıyla birlikte dükkânlar kapandı, gelirler kesildi. Verilen destekler sınırlı kaldı, borçlar birikti. Bugün hâlâ Antalya esnafının önemli bir bölümü o dönemin yükünü taşıyor.
En belirgin sorunlardan biri maliyet baskısı. Kentte ticari kiralar son yıllarda hızla yükseldi. Konut kiralarına getirilen sınırlamalar işyerlerini kapsamayınca esnaf korumasız kaldı. Elektrik, su, personel giderleri ve banka komisyonları eklendiğinde, dükkânı açık tutmak bile ciddi bir mücadeleye dönüştü.
Sosyal güvenlikteki eşitsizlik de devam ediyor. Bağ-Kur’lu esnaf, işçilere göre daha ağır şartlarda emekli oluyor ve yüksek prim ödüyor. Bu durum, zaten daralan gelirler karşısında ayrı bir yük yaratıyor.
Rekabet cephesinde tablo daha da zor. Turizm bölgelerinde hızla artan zincir işletmeler ve e-ticaret, mahalle esnafını geri plana itiyor. Küçük işletmeler aynı hızla dönüşemediği için rekabet fiilen eşitsiz hale geliyor.
Finansmana erişim ise çoğu zaman bir çıkış değil, geçici bir nefes. Esnaf krediye ulaşsa bile bunu büyümek için değil, ayakta kalmak için kullanıyor. Bu da borç döngüsünü derinleştiriyor.
Ortaya çıkan tablo net: Antalya’da esnaf varlığını sürdürüyor ama güç kaybediyor. Daha fazla işletme, daha kırılgan koşullarda ayakta kalmaya çalışıyor. Ve bu süreçte esnafın sesi giderek kısılıyor.
Bu bir krizden öte, yavaş bir çözülme.
Ve Antalya’da esnafla birlikte, kentin mahalle kültürü de sessizce aşınıyor.”
Yukarıda okuduğunuz satırlar bana ait değil. “Antalya esnafının son beş yılını değerlendirir misin?” diye sorduğumuzda yapay zekanın verdiği cevap.
Peki, Antalya’nın en güçlü örgütlerinden olan esnaf odaları ve Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği’nden (AESOB) yukarıdaki başlıklarla ilgili bir açıklama, bir eylemlilik ya da bir çalışma gördüğünüz mü?
Benim hatırladığım, bu örgütlerin seçimleri dışında Antalya kamuoyunda gündeme gelmediği.
Yukarıda, yapay zekanın ifade ettiği sorunlar gündeme gelmeyecekse, ekonominin kılcal damarları olan esnaf, kendi derdine kendisi çözüm bulacaksa, bu esnaf odalarına ve AESOB’a ne gerek var?
Yine yapay zekanın saptaması olan, “kentin mahalle kültürü de sessizce aşınıyor” ise esnaf odaları ve AESOB ne iş yapar.
Ve en vahim soru: bu esnaf odaları ve AESOB için esnafın cebinden neden milyonlarca TL alınır?
Bunları neden mi yazdım?
1 Mayıs’ta AESOB seçimi olacak.
İki aday var. Birisi mevcut Başkan Adlıhan Dere, diğeri de Antalya Şoförler Odası Başkanı Mehmet Ali Alkan.
Adlıhan Dere, zaten başkanlıktan emekli olabilecek kadar uzun süredir başkan. Mehmet Ali Alkan da Antalya Şoförler Odası’nda Dere ile aynı durumda. Şimdi de Dere’ye karşı AESOB’a aday oluyor.
Yani ikisi de ne yapacaklarını, daha doğrusu, ne yapmayacaklarını yıllardır gösterdiler.
Esnafın sorunları ile ilgili bir şey yapmayacaklar.
Yani, tam bir kiliseye hayrı olmayan papaz durumu…
Kiliseye hayrı olmayan papaz!
Ali Taş
Yorumlar
Trend Haberler
Kepez’de yarım kalan inşaatta daireler 1 milyon TL'ye dayandı!
Antalya’nın 19 ilçesine sarı kod uyarısı! Hafta sonu şemsiyeyi unutmayın
Antalya’da bir dönem sona erdi: 100. Yıl'dan Turgut Reis Caddesi’ne geçiş kapatıldı
Antalya'da tarikat yurdundaki o sözlere sert tepki!
Antalya’da konser bitti, platform kaldı!
Türkiye’nin hedefi Dünya Kupası! 24 yıllık hasretin son durağı Kosova