(Başlangıçtan not: İleri düzeyde Gaziantep aksanı içerir)
Benim kültürel kodlarım Gaziantep ve Ankara karışımıdır. Bu nedenle günlük yaşamımda gerek Ankara’dan gerekse Gaziantep’ten çok fazla ayak izi bulabilirsiniz.
Günlük yaşamda Ankara tarafı daha akademik ve politik tarafta ağır basarken, Gaziantep tarafı ise daha halk kültürü, aksanı ve atasözleri boyutunda önem kazanır. Duruma göre her ikisine de kullanır, böylece kendimi zenginleştirdiğimi düşünürüm.
Gaziantep’te gazetecilik alanında çok başarılı bir dostum vardır. Dostum dediysem, bu ifade yeterli gelmez. Bizim oralarda ‘rafığım’ diye bir ifade vardır. Dosttan öte, dosttan ileri…
İşte benim bu ‘rafığım’ Murat Güreş ile dün akşam, CHP’de görevden almalar, göreve atananlar üzerine sohbet ediyorduk. Malum, Gaziantep ve Antalya il başkanları görevden alınmıştı. Neyse ki ne Gaziantep ne de Antalya İl Başkanı, bugün 26 kişilik torba içinde yoktu da birbirimize, “hiç olmazsa arada derede kaynamadık” diye teselli verdik. En azından, iki il de aslanlar gibi torba yasa misali değil, bağımsız olarak görevden alınmıştı.
Bu arada sohbet Gaziantep ve Antalya’da yaşananlara uzandı ve aramızda ‘matrak geçmek’ ifadesi geçti. Onun üzerinden biz sohbeti uzattık ve ‘Matrakçı Nasuh’a kadar uzandık ve dedik ki, “Matrakçı bugün yaşasaydı, bütün butlancıları elden geçirirdi.”
Bu arada Matrakçı Nasuh’u size anlatmam gerekir:
Aslında Matrakçı Nasuh, Osmanlı'nın en çok yönlü bilim ve sanat insanlarından biridir. Matematikçi, tarihçi, coğrafyacı, kartograf, minyatür sanatçısı, hattat ve silahşor kimliklerini aynı kişide birleştirmiştir. Bu nedenle bazı tarihçiler onu "Osmanlı'nın Rönesans insanı" olarak nitelendirir. Matrakçı Nasuh’un ünü, bir savaş simülasyonu ‘matrak’ oyunundaki başarısından gelir. Ancak zaman içerisinde dildeki değişmeler nedeni ile ‘matrak’ sözcüğü, savaş simülasyonundan çok, eğlenceli, esprili durumlar için kullanılmış, bir anlamda Nasuh’a haksızlık edilmiştir.
Peki, sohbetimizde söz Matrakçı Nasuh’a söz nasıl geldi?
Arz edeyim.
CHP’de mutlak butlan kararı çıktığımdan beri gerek Gaziantep’te gerek Antalya’da yaşanan olayları birbirimize özetledikten sonra, butlan taraftarları için ortak kanaatimiz, “bunlar bizimle matrak geçiyorlar” oldu. Oradan da Matrakçı Nasuh aklımıza geldi ve dedik ki; “Matrakçı Nasuh olsaydı, bunları elden geçirirdi.”
Sonra, Murat başka bir fıkra anlattı:
“Kadın bir otelden çırılçıplak çıkmış kendini taksiye atmış sür demiş. Taksici yola çıkmış ama dönüp dönüp kadına bakıyormuş. Çıplak kadın rahatsız olmuş, dönmüş taksiciye;
“Ne bakıyorsun hiç çıplak kadın görmedin mi?” demiş.
Taksici, ‘bacı mesele o değil taksi parasını nereden çıkarıp vereceksin onu merak ediyorum’ demiş.”
Bu fıkranın ardından da Murat ekledi:
“Çırılçıplak AKP taksisine bindiler, parayı nereden çıkaracaklar, ben de merak ediyorum.”
Murat haklı.
Sohbet en son hem Gaziantep’te hem de Antalya’da butlancıların kendilerini ifade etme durumlarına geldi ve Murat orada bana fırçayı kaydı. Gaziantep ağzı ile “daha ne gadar böyle entel dantel dakılıcın sen” dedi.
Şaşırdım, doğal olarak.
“Rafığım bak” dedi bana. “Bunlar böyle ‘arınma’, ‘kurumsal kimlik’ diye diye bize geliyler ya.’ Murat bunu söyleyince ben iyice dikkat kesildim:
‘Arpayı samanı gendileri yiyler, bizi eşek belliyler’ dedi.
Yine Murat haklıydı.
Bana sadece sessizlik içerisinde, ‘sükut ikrardan gelir’e dayanarak Murat’a hak vermez düştü.
Aynen Murat’ın dediği gibi; butlancıların açıklamalarına bakınca;
Arpayı samanı kendileri yiyorlar, bizi eşek belliyorlar!