Judas’ın koltuğu ya da daha yaygın adıyla Judas’ın beşiği (Judas Cradle/Judas Chair), piramit biçiminde sivri bir oturaktan oluştuğu anlatılan bir işkence aracıdır.
Anlatımlara göre kişi çıplak hâlde bağlanarak sivri ucun üzerine getirilir, iplerle yavaşça aşağı indirilirdi. Vücut ağırlığının oluşturduğu baskıyla ağır yaralanma ve dayanılmaz acı meydana gelir; amaç genellikle itirafa zorlamak veya cezalandırmaktır.
Ortaçağ Avrupa’sında, İspanya’da kurulan Engizisyon Mahkemesinin kullandığı bir işkence aracı olarak anlatılır. Her ne kadar tarihsel kaynaklarda bu koltuğun kullanıldığına dair ciddi bir bilgi bulunmasa da ‘Judas’ın koltuğu’ kavramı bir metafor olarak dillere yerleşmiştir.

Judas’ın koltuğu nereden aklıma geldi?
Geçtiğimiz günlerde sevdiğim bir abim, bir hırçın ve sert bir tartışmanın sonrasında bana “Judas’ın koltuğundan kalktın Ali” demişti. Beni bir anlamda sorguya çekilen olarak görmüştü, ki haklıydı.
“Bugünlerde Judas’ın koltuğunda CHP’li belediye başkanları oturuyor” desek yalan olmaz hani.
Bir tarafta yıllardır emek verdikleri, kimliklerinin ve kültürlerinin bir parçası olan CHP; diğer tarafta, CHP’ye yargı eli ile yapılan darbe sonrası Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin anti demokratik yapısının içlerine sinmemesi.
Bunlar yaşanılan olayın kişisel ve duygusal tarafı.
Diğer yandan, belediyelerin yine yargı eli ile baskı altına alınması, tutuklu belediye başkanı sayısının 30’u geçmiş olması sonucu neredeyse imza atılmaya çekinilir hale gelmiş belediye yönetimleri.
Son olarak da olası parti değişikliklerinde, özellikle de belediye meclisinde dağılımın bıçak sırtı olan yerlerde meclis çoğunluğunun kaybedilmesi riski ve sonrasında olası bir operasyonda belediye başkanlığının AKP’ye geçme olasılığı.
Bütün bunların hepsi, şu anda CHP’de olan ama Yeni Parti’ye geçmeye meyyal olan belediye başkanlarının kafalarındaki soru işaretleri.
Antalya örneğinden yola çıkacak olursak, iki belediye başkanı, Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal ve Akseki Belediye Başkanı İlkay Akca CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye geçtiler. Toplamda 14 belediyesi olan CHP’nin belediye sayısı böylece 12’ye düşmüş oluyor.
Bu 12 belediye başkanı bugün itibarı ile Judas’ın koltuğu misali hem duygusal hem toplumsal hem de siyasal olarak işkence çekiyorlar. Çünkü bir yandan seçmenlerinin önemli bir kısmının başkanların Yeni Parti’ye geçmesi beklentileri var, öte yandan yukarıda ifade ettiğim kaygıları yaşıyorlar.
İşin aslı, kaygılarında da haksız değiller.
Bu tabloda işi en zor olan da şüphesiz Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir.
Özdemir’in Yeni Parti’ye geçmesi konusunda yaşadığı toplumsal basıncın yanı sıra yukarıda ifade ettiğim kaygıları ilçe belediye başkanlarından kat be kat fazla. Çünkü, Özdemir’in hamlesini bekleyen, o ne yaparsa aynısını yapacak olan ilçe belediye başkanları da var. Büşra Özdemir’in alacağı kararın yansımaları, kendisinin yanı sıra, Antalya’nın farklı noktalarından hissedilecek. Bu da Özdemir’in karar almasını zorlaştıran etmenlerin başında geliyor.
Büşra Özdemir için bir diğer faktör, Muhittin Böcek’in durumu.
Kendisi Muhittin Böcek’in vekili olarak o koltukta oturuyor. Bugüne kadar da kendisinden beklenin çok ötesinde bir başarı ile geldi.
Ama bir de olayın duygusal tarafı var.
Büşra Özdemir için Muhittin Böcek hem kişisel hem de siyasal yaşamında bir ‘baba’ gibidir. Bu konuda, eğer varsa, aralarında yaşanacak bir farklılaşmayı aşmak, bu duygusal ortamda çok da kolay olmayabilir.
Bu tablo, sizin de tahmin edebileceğiniz üzere, sürdürülebilir bir tablo değil. Elbet bir yerde dananın kuyruğu kopacak gibi görünüyor.
Tahminim o dur ki bu durumun sona ermesinin bitiş tarihi Eylül ayı Büyükşehir Belediye Meclisi olur. O meclis toplantısı öncesinde hem ilçelerde hem de büyükşehir meclisinde CHP’den Yeni Parti’ye geçiş fotoğrafı önemli ölçüde netleşmiş olur. Başkanlar da henüz bir tavır belirlememiş olsalar da meclis üyeliği tablosuna bakarak kararlarını netleştirirler.
Çünkü, Judas’ın koltuğundan kalkmanın tek yolu bir karara varmaktır. Karar ne olursa olsun.
Menderes Dal (Döşemealtı) ve İlkay Akca (Akseki) bu durumu önden görerek tavır aldılar ve Judas’ın koltuğuna oturmadan karar verdiler.
Darısı diğer belediye başkanlarının başına.
Dilerim bir an önce Judas’ın koltuğundan kalkar ve işkencelerine son verirler.