Mesleğe adım attığım ilk yıllardan itibaren Antalya’da düzenli olarak takip ettiğim etkinliklerden biri de AESOB tarafından her yıl gerçekleştirilen Ahilik Kutlamalarıdır.

Yıllardır adres hiç değişmedi.

Antalya’da Sobacılar Çarşısı ya da Demirciler Çarşısı olarak bilinen yerde gerçekleştirilen kutlamaya, dönemin valisi başta olmak üzere kentin en üst düzey protokolü katılır. Ev sahibi ise AESOB Başkanı Adlıhan Dere’dir.

Dün yine davet üzerine Ahilik Kutlaması’nda basın mensubu olarak görevimizin başındaydım.

İçimden, “Acaba bu yıl bizi farklı ne bekliyor?” diye geçirdim.

Çünkü dünya değişiyor. Sistemler değişiyor. Ekonomik dengeler, ticaret alışkanlıkları ve sosyal hayat değişiyor. Değişmeyen tek şey ise bazen insanın kendisi oluyor…

Dünkü program konuşmalarla başladı. Ardından kaftan giyme ve şet kuşatma töreni gerçekleştirildi. Yıllardır aynı programı izliyoruz. Son iki yılda değişen en önemli unsurlar ise dönemin valisinin ismi ve Muhittin Böcek’in yokluğunda Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’in konuşması oldu.

Elbette her yıl aynı etkinliği yapmak tek başına eleştirilecek bir durum değil. Ancak 10 yılı aşkın süredir gerçekleştirilen bir organizasyonda hiç mi yeni bir fikir ortaya çıkmaz?

10 yıldır şu programda en ufak bir değişik olmaz mı? Tek değişen şey yılın isimleri oldu. O da olmasa her sene aynı filmi izliyor olacağız. Zahmet edip hiç olmazsa o isimleri güncellediğiniz için teşekkür ederim.

Dijitalleşme, e-ticaret, turizm, genç girişimciler, yeni nesil ticaret ve ekonomik dönüşüm Ahilik çatısı altında hiç mi gündeme gelmez? Üstelik 75 meslek odası ve 120 bini aşkın esnafı temsil eden bir kurumdan söz ediyoruz.

Fakat benim asıl anlatmak istediğim mesele bunlar da değil. Şimdi asıl meseleye geliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde altı şehri kapsayan bir gezi rotasına çıktım. Yolum Bolu Mudurnu’dan geçti. Cuma günü öğle saatleriydi. Şehirde bir hareketlilik dikkatimi çekti. Önce insanlara bir kuru ekmek dağıtıldı. Beni sosyal medyadan takip edenler hatırlayacaktır. O anları tek tek paylaşmıştım. Daha kaldırmadım sosyal medyamda var.

Ardından imamın önderliğinde bereket duası yapıldı. Dua sonrasında kazanlar açıldı; esnafa, vatandaşa ve ziyaretçilere pilav üstü et ikram edildi.

Kimse kimseyi ezmedi.

Kimse “Ben önce alacağım.” diyerek başkasının önüne geçmedi.

Herkes sırasını bekledi.

İşte ben orada Ahiliğin ruhunu gördüm.

Peki Antalya’da ne gördük?

Dünkü programın ardından insanların önüne bir kazan açıldı. Program daha bitmeden kazanın önünde yaklaşık 100 kişi birikti. Bir tarafta konuşmalar devam ederken diğer tarafta insanlar bir tabak pilav üstü et alabilmek için dakikalarca bekledi. Neden bekledi? Daha önce alsa ne olur? Ne kaybederiz? Kazan başında insanlara sabır dersi mi veriyoruz?

Konuşmacılar Ahilikten, paylaşmaktan, ticaretin bereketinden ve hoşgörüden bahsederken birkaç metre ötede ortaya çıkan görüntü bunun tam tersiydi.

Program bittiğinde ise izdiham yaşandı.

İnsanlar bir tabak yemek alabilmek için birbirini ezdi.

Adlıhan Başkan…

Sen 75 odanın ve 120 bini aşkın esnafın başkanlığını yapıyorsun.

Her yıl bir kazan pilav ve et dağıtıyorsun.

Peki beş kazan kursan ne kaybedersin?

AESOB ne kaybeder?

Bir kazan pilavın maliyeti, Ahilik geleneğinin ortaya koyduğu değerlerden daha mı önemli?

Mudurnu’da her cuma yapılabilen bir organizasyonu Antalya’da yılda bir kez yapıyorsun. Bari o bir günü hakkıyla yaşat.

Çünkü mesele bir tabak pilav değil.

Mesele, o pilavın nasıl dağıtıldığı ve o sırada insanlara hangi değerin gösterildiğidir.

Ahilik; paylaşmak, dayanışmak, hoşgörü ve kardeşlik demektir. Ama biz ne gördük. Birbirini ezen insanlar, bağıranlar, ittirenleri gördük. Siz bu görüntüyü başkanlığını yaptığınız bu büyük kuruma yakıştırdınız mı?
Bu programın görünmeyenlerini size kimse söylemiyor mu? Yanınıza aldığınız danışmanlar görünmeyenleri size iletmiyor mu?

Olmadı Adlıhan Başkan…

Ne AESOB’a yakıştı ne Antalya’ya ne de Ahilik geleneğine.